Geçtiğimiz dönemde atlatığım derin depresyonumdan çıkarken aklımda kalanlar, bu anlamsız sistemde mutlu olunamayacağı; bu sistemi değiştirmek gerektiği; ancak şu anki sosyo-ekonomik parametrelerin; yaşım, cinsiyetim, gelir düzeyim, mesleğim vb niteliklerimin bunu becermeye yetmeyeceği şeklindeydi. Bu ömrümde ne yapsam dünyayı değiştirmeye; insanlığı ve ilmi hissedilir biçimde daha yüksek bir yere taşımaya, onlara bir ivme katmaya gücüm yetmeyecekti. Ben Karl Marx olamayacaktım ya da Cern'de çalışan bir bilimadamı veya bir barış insanı, bir Gandhi, bir Osho, yahut iyi bir edebiyatçı; ne bir Jack London, ne bir Victor Hugo hatta ne bir Orhan Pamuk...

O halde ya bu rolü köle gibi sürdürecek, depresif yaşamıma devam edecek ve önemli birşey yapma fırsatı için bir mucize bekleyecek ve yahut dünyayı değiştirmesi benden daha muhtemel, insanlığından emin olduğum birine destek verecek, hayatıma anlam katacak ve türüme olan borcumu ödeyecektim. Ama kime? Öyle biri yoktu. Kimse dünyayı değiştirmek istemiyordu. Dahası ortalıkta "insan" yoktu...

Ben de yapmaya karar verdim.

Çocuk istemeyen bir kadındım. Sorumluluklarından korkmak ayrı, bunun daha yapacağım onca şeyin önünde bir engel olacağını düşünüyordum. Hem ben duygusal özgürlüğüne düşkün; öyle tek birşeye gönül veremeyen, insanlara sıkıca bağlanmayan birisiydim ve böyle bağ(ım)lı kadınlarla alay ederdim.

Ne var ki  değişime olan susuzluğum galip geldi ve depresyon ardılı düşünceler bakış açımı değiştirdi.

Yapacaklarımın önüne geçmesinin aksine belki de bir çocuk, benim şu korkunç dünya için yapabileceğim en iyi şey olacaktı. En azından "güvenebileceğim bir kişi" daha olacaktı. Belki öyle birinin gelmesine vesile olacaktı ki bu biyolojik aygıtım; o bir hastalığı yenecek, bir yıldız keşfedecek, insanlığın  kaderini değiştirebilecek ya da onunla sadece iyilikler yaparak insanlığın milyonlarca yıllık birikimine küçük tuğlalar ekleyecektik. Sonuçta sayıca azalan açık zihinli insanlar saffını güçlendirecek, bir takım olacak, varlığımızı insanlığa adayacak, birlikte "dünyayı değiştirecektik" :)

Bunu anlattığım insanlar bana gülüyor. Çocuk yapmak için ilginç bir bahane diyorlar: "Aslında senin vaktin gelmiş".  Öyle mi bilmem; bu yalnızca bir biyolojik saat meselesi mi? Ama derinlerimde bu zor kararı alabilmek için ihtiyaç duyduğum heyecan bende işte bu şekilde hasıl oldu. Şimdi, sevgili eşimin insanlığına da güvenerek başlattığım bu "proje" hayata gelmek üzere.

Takım arkadaşımla tanışın...
 Bu Aralık'ta aramızda...










CHO KU REI








0 Comments:

Post a Comment




 

Blogger Template | Created by Adam Every