<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><feed xmlns='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss' xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'><id>tag:blogger.com,1999:blog-8805422722434663860</id><updated>2012-02-12T21:35:13.648+02:00</updated><category term='psycho-whatever'/><category term='bulantı'/><category term='politik'/><category term='hiç'/><category term='anarşist'/><category term='kısa hikaye'/><category term='müzik'/><category term='kitap'/><category term='Artist'/><category term='çizgi-roman'/><category term='o'/><category term='Movie'/><title type='text'>Hich's Antispace</title><subtitle type='html'></subtitle><link rel='http://schemas.google.com/g/2005#feed' type='application/atom+xml' href='http://hich-antispace.blogspot.com/feeds/posts/default'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8805422722434663860/posts/default?max-results=100'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hich-antispace.blogspot.com/'/><link rel='hub' href='http://pubsubhubbub.appspot.com/'/><author><name>Hich</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00535283720960988098</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_MSJQupltPNY/SY2N3r4UFbI/AAAAAAAAAJU/14j8fcaGszM/S220/pijama-dsgn01.jpg'/></author><generator version='7.00' uri='http://www.blogger.com'>Blogger</generator><openSearch:totalResults>68</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>100</openSearch:itemsPerPage><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8805422722434663860.post-8254831080503728882</id><published>2012-02-07T19:17:00.002+02:00</published><updated>2012-02-07T19:24:26.620+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kısa hikaye'/><title type='text'>kırmızı</title><content type='html'>&lt;a href="http://tirael.deviantart.com/art/Pepper-Fish-78796468?q=favby%3Ahich%2F2875652&amp;amp;qo=69" style="clear: right; float: right; margin-bottom: 1em; margin-left: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="200" src="http://3.bp.blogspot.com/-eYR_hW4T2wg/TzFYPypuGgI/AAAAAAAAAx8/Kz7aDSPZYns/s200/4af24eaac7fa7359.jpg" width="145" /&gt;&lt;/a&gt;Arora, yaşamı seven, capcanlı, neşeli bir kızcağızdır. Onu tanıyanlar renkli kişiliğini anlata anlata bitiremez. Arora'nın, herkeste olduğu gibi, bir de özsıvısı vardır. Özsıvı, insanın rengini ve yoğunluğunu belirleyen, sıvı- gaz arası bir materyaldir. Arora'nın mesela, özsıvısı kırmızı renktedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Karanlık ve sıcak bir gecede Arora, Brora ile tanışır. Brora'nın özsıvısı beyazdır. Tokalaşmalarıyla oluşan temas, karşılıklı birer damla özsıvısının transferine neden olur. Sonra konuşur, sarılırlar, üçer damla sıvı yer değiştirir. Birbirlerinden hoşlanmışlardır. Sevişirler; ikiyüz damla sıvı yer değiştirir. Aşık olurlar, beraberlikleri sürer, her gün yüzlerce damla yer değiştirir. Artık Arora, yarısına kadar Brora'nın beyaz sıvısıyla doludur. İçinde bir milyon damla kırmızı, bir milyon damla beyaz sıvı vardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Brora'nın durumu farklıdır. Brora, her gece,  kendisine eklenen kırmızı sıvıyı dışarı çıkarmak için uğraşmış, içinde Arora'nın o kırmızı sıvısının birikmesine izin vermemiştir. Çünkü birinin özsıvısını içinizde uzunca süre tutarsanız, o, içinizde bir yerlere tutunarak küf gibi bağlanır, dahası orada ürer. Hele ki o kişiden ayrı düşerseniz, virüs gibi sizi hasta eder. Akıllı Brora, bunları pek iyi bilmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gel zaman git zaman çiftimiz anlaşamaz, ayrılır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi Arora, içindeki kırmızı ve beyaz sıvılarla yapayalnız kalmıştır. Üstelik kısa zaman sonra, içindeki beyaz sıvı, kırmızı sıvıya saldırmaya başlar! Kaynağından, Brora'dan uzak olduğu, ait olmadığı bir yerde olduğu için Arora'nın içini harp meydanına çevirmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Arora, kendi özsıvısı olan kırmızıyı korumak için beyaz sıvıyı dışarı çıkarmak ister. Lakin beyaz sıvı, sadece nefes yoluyla, azar azar dışarı atılabilmekte,&amp;nbsp; her 24 saatte ancak bir damla dışarı verilebilmektedir. Bir milyon damlanın nefesle dışarı atılması bir milyon gün gerektireceğinden, zavallı Arora, beklemekten başka yollar aramaya başlar. Zira içeride süren beyaz-kırmızı savaşı, kendi doğasına, cansıvısı kırmızıya çok zarar vermekte, Arora, günden güne tükenmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne yapmalıdır?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Arora daha hızlı nefes alıp vermelidir. Oksijenden başı dönene kadar nefes alır, verir, alır-verir, gözlerinden yaşlar boşalır, gırtlağı düğümlenir. Beyaz Brora halen içindedir. Başka bir yol bulmalıdır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Beyaz sıvıyı götürüp iade etmenin bir yolunu arar. Gider, Brora'yı bulur, ağzını açmasını ister. "Tamam" der Brora ve açar ağzını. Arora dudaklarını Brora'nınkilere yapıştırıp nefesini onun ağzına üfler, üfler. Tamamdır. Olmuştur bu iş. Evine gider. Neşesi yerine gelmektedir. Ne var ki, az zaman sonra savaş yeniden başlar. Kırmızı can çekişmekte, beyaz üstün gelmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Böyle de olmamıştır işte, cancağzı ölüm döşeğindedir. Bir başkasının canını, kendi canınızdan değerli bulup böyle bolca içinize alırsanız olacağı budur. Yok yok, en iyisi, kırmızı sıvıyı artırmanın bir yolunu bulmalıdır. Böylece Arora'nın kendisi güçlü olur ve belki bu savaş kazanılır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Arora kolları sıvar. Kırmızısını artırmanın, benliğini ve bilincini kuvvetlendirmenin yollarını arar. Vücudunu iyi besler, vitaminler yutar. Zihnini doyurmak için felsefe kitapları okur, duygularını tatmin etmek için sanat eserlerini inceler, resim yapar, yazı yazar, fotoğraf çeker. Ruhunu beslemek için bolca müzik dinler, zikir çeker. Evet, içinde bir miktar kırmızı&amp;nbsp; yükselmiştir. En azından her saldırıda malup olmuyor, hatta bazen kazanıyordur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-tBIJ5iqvgf0/TzFY3_DDjFI/AAAAAAAAAyE/Aj5i4-FvOeM/s1600/me_by_purrrk.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="200" src="http://4.bp.blogspot.com/-tBIJ5iqvgf0/TzFY3_DDjFI/AAAAAAAAAyE/Aj5i4-FvOeM/s200/me_by_purrrk.jpg" width="120" /&gt;&lt;/a&gt;Haftalar, sonra aylar geçer. Kırmızı ölmez ama savaş sürmektedir. Arora artık iyiden iyiye yorgun düşmüştür. Buna son vermek için barışçıl bir diploması mi gerekir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Düşünür. Belki de beyaz ve kırmızı sıvıların birbirine karışıp kendi özsıvısının "pembeye" dönüşmesine izin vermelidir. Belki de Arora o kendine özgün kıpkırmızı canını, ömrünün sonuna dek yok etmelidir. Hemen denemeye başlar, kaybedecek neyi vardır? Savaş meydanındaki her beyaz damlayı olduğu gibi kabul eder, sevip okşar, kendisine; kırmızısına karışması için ikna eder. Sonunda beyazlar kırmızıyla birleşmeye razı olur. Zafer yakındır. Fakat, heyhat, bu kez de kırmızılar isyan çıkarır. Renklerinden ödün vermeyeceklerini, bunun intihardan beter olduğunu, pembeye dönüşüp varlıklarını yeryüzünden sileceklerine Arora'nın ölmesinin daha yerinde olacağını bağırırlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Arora başa döner. Savaş sürmekte, canı yanmakta, yatak- döşek bitap düşen vücudu çürümektedir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O zaman karar verir Arora, belki de herkes gibi yapmalı, gidip Brora'nın beyazını başkalarına satmalıdır. Birilerini bulup yeni bir alış-verişe girişir. Xora, takası kabul eder. Xora yeşildir. Arora, her gün biraz kırmızı ama çokça beyaz cansıvısını Xora'ya aktarır, ondan da aynı miktarda yeşil sıvı alır. Ancak bu kez akıllı olmalıdır, tıpkı Brora'nın yaptığı gibi, her gece bu yeşil sıvıları tüketmeli, tükürmeli, bir şekilde içinden atmalıdır. Ancak bu şekilde beyazlardan kurtulacaktır. Bu çare, bir süre derdine derman olur.&amp;nbsp; Arora yükünden epeyi kurtulmuştur. Sahtekarlık yapmakta, kırmızıya beyaz katıp satmaktadır ama olsun, Xora anlayacaktır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kendini artık iyiden iyiye güçlü hisseden Arora, nihayet bir akşamüstü, bir iç denetim yapmaya karar verir, harp meydanını ve tüccarları denetleyecektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fakat o da ne?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunca zaman beyaz sandığı Brora malzemesi aslında, herkesin içinde bolca bulunan, renksiz, kokusuz bir elementten başka birşey değildir. Brora'nın beyazı aslında sudur! Sıvının o beyaz görüntüsü tamamen bir sanrıdır. Aslında Brora ona, herkeste olan o basit elementten başka hiç bir şey aktarmamış, Arora, kendi kırmızısından sıkıldığı için olsa gerek, başka bir rengi içinde duyumsamak istemiş ve nihayetinde cimri Brora'nın canından parça alıyorum sanarak her gece, allahın suyunu, düşlerinde hababam  beyaza boyamıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Arora'nın dudağı, görüpte anladıkları karşısında uçuklayıverir. Bacakları titrer, olduğu yere yığılır.&amp;nbsp; Sorar, "Neden böyle yapmışım?" "Bunun gerçek sebebi ne?"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: right;"&gt;&lt;/div&gt;Biraz düşündükten sonra kristal kadar berrak bir cevap zihninde belirir: Arora bir "ana-renktir". O kıpkırmızı cansıvısı olmadan turuncular, pembeler, morlar yapılamaz. O, birilerine karışmalı, onlara yeni renkler vermeli; beyazları pembe, sarıları turuncu yapmalı ve sürekli insan değiştirmelidir. Bunu yapamadığında canı sıkılır, yüreği daralır; kırmızı cansıvısı içinde anaforlar yapar, azar, döner ve ağzından dışarı fışkırmak üzere yükselir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cevabı gören Arora bir kez daha hayrete düşmüştür. İçindeki o, saydam sıvıları beyaza çeviren düş gücünü kutlarcasına, pencerenin dışında da şu koca alem, bir serap gibi bembeyaz uzanmakta, kar yağmaktadır. Sakince kara daldırır bakışlarını. "Canım sıkılmıştı!" der. "Canım çok sıkılmış olmalı. Brora'nın beyazı bana lazım değildi, benim kırmızım fazla gelmişti". Bir oh çeker, gülümser: "Ne yapayım, ben böyleyim. Atıl kalamayacak kadar kırmızıyım!"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve -gerisini okuyucuya bırakmamak için- usturupluca ekler: "İçelim. Bunu kutlayalım" "Herkese benden beyaz serap!"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Pics:&lt;br /&gt;&lt;a href="http://tirael.deviantart.com/"&gt;Tirael&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://purrrk.deviantart.com/art/me-63529126?q=favby%3Ahich%2F2875652&amp;amp;qo=76"&gt;Purrrk &lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;h1 style="margin-top: -4px;"&gt;&lt;small&gt;&lt;small&gt;&lt;a class="u" href="http://tirael.deviantart.com/"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/small&gt;&lt;/small&gt;&lt;/h1&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8805422722434663860-8254831080503728882?l=hich-antispace.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hich-antispace.blogspot.com/feeds/8254831080503728882/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8805422722434663860&amp;postID=8254831080503728882&amp;isPopup=true' title='5 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8805422722434663860/posts/default/8254831080503728882'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8805422722434663860/posts/default/8254831080503728882'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hich-antispace.blogspot.com/2012/02/krmz.html' title='kırmızı'/><author><name>Hich</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00535283720960988098</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_MSJQupltPNY/SY2N3r4UFbI/AAAAAAAAAJU/14j8fcaGszM/S220/pijama-dsgn01.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/-eYR_hW4T2wg/TzFYPypuGgI/AAAAAAAAAx8/Kz7aDSPZYns/s72-c/4af24eaac7fa7359.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>5</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8805422722434663860.post-6752184886634007311</id><published>2012-01-24T19:23:00.004+02:00</published><updated>2012-01-24T19:35:50.024+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hiç'/><title type='text'>yeryüzünü terk</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/-J1NoM1KOUJk/Tx7keSBIzVI/AAAAAAAAAxg/wCLtqTxW8Dg/s1600/butt.jpeg" imageanchor="1" style="clear: right; float: right; margin-bottom: 1em; margin-left: 1em;"&gt;&lt;img border="0" src="http://3.bp.blogspot.com/-J1NoM1KOUJk/Tx7keSBIzVI/AAAAAAAAAxg/wCLtqTxW8Dg/s1600/butt.jpeg" /&gt;&lt;/a&gt;Bir kelebeğe hiç birşey yaptırmaya gücün yetmez. Ondan milyonlarca kat güçlü olduğun halde tersine işler güç kanunu. Omuzuna konması için mesela, güç uygularsan, ince ve güçsüz kelebek ölür. Zekanın gücü de işe yaramaz, eğitmek istesen mesela; evcilleştirmek, ömrü yetmez. Kelebek, ancak ve ancak senden korkmazsa omzuna konar. Senden korkmaması gücünle değil güçsüzlüğünle ilişkilidir. Ya da belki acıdan yanmışsındır ve iyi niyetten başka evrene verebilecek birşeyin kalmamıştır, o zaman belki kelebek senden korkmaz ve kısa ömrünün kıymetli anlarından birkaç saniyeyi senin o çökmüş omzunda deneyimlemekten kaçınmaz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-0-&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Senin bu kelebek sevgin ne olacak?" dedi bir gün arkadaşım. "Kelebek sevgim mi, o nereden çıktı?" "Etrafımızda" dedi "mutlaka kelebekli birşeyler var!"... Geçiştirdim, kelebekleri sevecek bir kız değildim. Neden sonra farkettim ki, kelebekler etrafımı gerçekten sarmıştı; evimde kelebek kanatlı peri bibloları, ellerimde kelebekli yüzükler, kelebek resimli defter kapakları, yazılarımda "kelebek" takma adlı kahramanlar...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ya kendimi bir masal dünyasında sanıp onlarca kelebeği etrafıma toplamıştım ya da acıdan yanmış, omuzlarım çökmüştü ve kelebekler ben farkında olmadan etrafıma üşüşmüştü. Muhtemelen ikisi de olmuştu. Acıdan yanarken bu dünyayı sahte ve acımasız bulup masal diyarlarına saklanmıştım. Orada beni sakinleştiren rüzgar sesleri ve orman kokuları duyumsamış, çaktırmadan, bu sırrımı kendime hatırlatır gibi, kelebekleri etrafıma serpiştirmiştim. Çünkü kelebekler sakindi, hafifti, özgürdü, benim iki dünyam arasında harika bir sembolik köprü olurdu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bugün, sonunda ben de, kendimi sakin ve hafif hissettim. Yanlış anlama, acının gövdemin içinde yanması, içimde isten, dumandan ve kokudan bir bulut oluşturması sürüyor. Ama ben bugün yeni açılan bir algı kapısından içeri girdim, sakinleştim ve hafifledim. Algıladığım şey şuydu: artık yüzeyde yaşamaya çalışmamalıydım. Ve devamında: yüzeyde ihtiyaçlarımı gidermek uğruna, ruhumu hiçe sayanlara onlar istemediği halde "biriktirdiğim ben"in derinliklerinden parçalar koparıp sunmamalıydım. Ve sonra: ihtiyaçlarımı karşılamak için düşüncesizce paha biçtikleri hizmetlerinin karşılığı, acının dumanıyla tütsülenmiş kalbimin en pembe yerinden fletolar olamazdı. Üstelik bu gurme bir tatdır, muhtemelen beğenmez, gider basit bir tavuk göğsünün yada başka löp etlerin peşinde koşarlar. Bu hizmetleri karşılığı onlar olsa olsa, sığ sığ gülüp konuşmamı, hırslarını satır aralarına yerleştirdikleri konuşmalarını dinlememi ve ekstremitelerime çeşitli şekiller vermemi isterler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Hayır, bu ticarette benim mallarımın bedeli yok. Benim kelebek kanatlarım, yanık kokan iç organlarım ve kanlanmış gözlerim var. Bunlar, batan geminin derinliklerde yatan malları; dünyanın yüzeyinde beş para etmezler. O yüzden ben en iyisi, yüzeyde yaşamaya, yüzey insanlarıyla takas yapmaya ve ihtiyaçlarımı orada karşılamaya bir son vereyim".&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Algı kapısından çıkışım öyle şaşalı falan da olmadı. Yani bir kafama dank ediş ya da parlak bir ışıkla aydınlanış&amp;nbsp; yoktu ortada; bir "halleluyah"! Usulca geri çıktım o odadan, sadece anlamış, sakinleşmiştim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hala özgür hissetmiyorum, belki daha onlarca kapıdan geçmeliyim. Fakat ne kadar ince, güçsüz ve hafif olduğumu biliyorum. Benim yerim ya gökler ya da deniz dipleri, yeryüzü değil. Takas ancak, korkmadıklarımla; acıdan yananlar ve iyi niyetlilerle olabilir. Omuzlarında uyur, rüyalar görürüm belki, acınası, kısacık ömrümün küçük bir kısmında. Karşılığında rüyalarımı anlatır, onları eğlendirir, acıdan yanan kalplerine su serperim. Sönmek isterlerse tabi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-0-&lt;br /&gt;&lt;div style="color: #444444;"&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="color: black; font-size: x-small;"&gt;Farkındayım&lt;span style="color: #666666;"&gt;,&lt;/span&gt; uzun zamandır yazdığım en kendinden iğrenmeyen yazım&lt;span style="color: #666666;"&gt;.&lt;/span&gt; Ne oluyor&lt;span style="color: #666666;"&gt;,&lt;/span&gt; yoksa götüm mü kalkıyor&lt;span style="color: #666666;"&gt;?&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8805422722434663860-6752184886634007311?l=hich-antispace.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hich-antispace.blogspot.com/feeds/6752184886634007311/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8805422722434663860&amp;postID=6752184886634007311&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8805422722434663860/posts/default/6752184886634007311'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8805422722434663860/posts/default/6752184886634007311'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hich-antispace.blogspot.com/2012/01/kurtulus.html' title='yeryüzünü terk'/><author><name>Hich</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00535283720960988098</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_MSJQupltPNY/SY2N3r4UFbI/AAAAAAAAAJU/14j8fcaGszM/S220/pijama-dsgn01.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/-J1NoM1KOUJk/Tx7keSBIzVI/AAAAAAAAAxg/wCLtqTxW8Dg/s72-c/butt.jpeg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8805422722434663860.post-78666141265060020</id><published>2012-01-20T00:30:00.004+02:00</published><updated>2012-01-20T00:51:37.852+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='anarşist'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='politik'/><title type='text'>pasif anarşizm</title><content type='html'>&amp;nbsp;Anarşizm, yöneticiliksiz anlamına gelir ve mottoları "kimse beni yönetemez", "devlete hayır", "sisteme hayır", "otoriteye hayır" gibidir. Godwin'in henüz adını koymadan yaydığı fikirleri modern anarşizmin temelidir. Kominizm ile kolektivizm ile ve bireyselcilik ile dirsek dirseğedir. Bu kadar ansiklopedi yeter. &lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: right;"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-F7i5K9wt294/TxiU-yW0MOI/AAAAAAAAAvM/z0BRtoIMg-c/s1600/download_bf_1.jpg" imageanchor="1" style="clear: right; float: right; margin-bottom: 1em; margin-left: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="200" src="http://4.bp.blogspot.com/-F7i5K9wt294/TxiU-yW0MOI/AAAAAAAAAvM/z0BRtoIMg-c/s200/download_bf_1.jpg" width="191" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;ul&gt;&lt;li&gt;&amp;nbsp;Peki anarşizm uygulamaları mümkün olabilir mi bu devirde? Devletsiz bir düzene geçmek mümkün müdür? Bazı ticari güçlerin devletleri bile solda sıfır bıraktığı bu düzende devleti yıkmak yeterli midir? Medya, markalar, gizli bireysel -politik amaçlar, dandik devletlerden daha güçlüyken, onunla ya da bununla &lt;b&gt;yönetilmemek mümkün müdür?&lt;/b&gt; Kimler yönetir bizi?&lt;/li&gt;&lt;/ul&gt;&lt;b&gt;1- Devlet.&lt;/b&gt; Kendisi diğer devletlerle bir sınıfın içinde popülerlik yarışından öteye gidemeyen bir öğrenciden farksız, yasal yöneden tanımlandığı için mazeretsiz bu işi yürütmek zorunda olan yönetsel unsurdur. İşleri kolaydır, Marx'tan beri kimseler varlığının şeklini ve sebebini sorgulamamaktadır. Artık delicesine toprak savaşı da verilmemekte, devletler toprak büyütmekten çok ekonomi büyütmektedir. Burumda her devlet bir nevi kendi ekonomik güç unsurları tarafından yönetilmektedir. Para kimdeyse devlet nezrinde söz ondadır.&lt;br /&gt;&lt;b&gt;2- Zenginler.&lt;/b&gt; Devletin içinde güç, küresellik içinde güç, rakipleri arasında güç olmak için paralarını büyütmek ve büyütmekten başka bir işle uğraşmayan çok-zenginler, bir zamanlar toprak genişletme derdindeki devletlerin konumundadırlar. Artık "karar alma" onların işidir, dolayısıyla stratejik yöneticiler de onlardır. Tabi kararlarını uygulatmak için liderliğin gereklerinden ikna kabiliyetleri de olmalıdır. Bireyleri ve devletleri top yekün etkilemek ve manipule etmek ancak ikna kanallarını bilmekle olabilmektedir.&lt;br /&gt;&lt;b&gt;3- Dinler:&lt;/b&gt; İkna edileceklere ilk önce bu kanaldan mesajlar verilmeli, ilk önce dinler ikna edilmelidir. Dinlerin başındaki söz sahipleri ile anlaşılmalıdır ki alınan kararlar halka açıklanırken dindar kesim ilgili fetvasıyla karardan nasibini alsın. Din büyükleri bu durumda yönetime katılmakta, verilen tüm kararlarda pay sahibi olmaktadır. Din, şüphesiz, global yönetimin integral bir parçasıdır. &lt;br /&gt;&lt;b&gt;4- Medya: &lt;/b&gt;Global yönetimi uygulamaya koymanın; sözde devlet kararlarını halka ulaştırmanın tek yolu kitle iletişimidir. Medya büyükleri alınan o global karardan çıkar elde etmezse, bu kararı yönetimin istediği gibi değil canının istediği gibi, yüksek ihtimalle de aleyhte yansıtacaktır. Bu durumda medya büyükleri ile el sıkışılmalı, kararlar onlarla anlaşılarak verilmeli yani medya yönetime katılmalıdır. Global yöneticilerin arasında medya devleri de pişkinlikle oturacaktır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;ul&gt;&lt;li&gt;Yukarıdaki çıkarımlara&amp;nbsp; itiraz geleceğini sanmıyorum. Bu &lt;b&gt;yönetim kurulunu&lt;/b&gt; hepimiz zaten biliyoruz. Peki paramız yok diye yönetime katılamıyorsak ve yine para sisteminin köleleri olarak sesimizi çıkaracak bir platformumuz hiç olmayacaksa; itiraz edince işten atılır, baş kaldırınca hapse atılırsak, nasıl yönetime ve sisteme karşı durabiliriz? Anarşizmi ne kadar ilerletebiliriz? Meydanlarda eylem yapıp sopa yiyerek mi? Facebook'ta grup kurarak mı? Twitter'dan ciyak ciyak öterek mi?&amp;nbsp; Sanmıyorum.&amp;nbsp;&lt;/li&gt;&lt;/ul&gt;&lt;br /&gt;İnsan bir tehlikeyle karşılaşınca üç şeyden birini yapar:&amp;nbsp; 1- saldırır, 2-kaçar, 3-hareketsiz kalır. Bize karşıt bir görüşü tehlikeyle bir tutarsak, mikro düzeyde bu üç davranıştan birini sergileyeceğimizi çıkarsayabiliriz. Sistem ve otorite tarafından yönetilmek bizim için bir tehlike arz ediyorsa biz bir anarşistizdir ve yukarıdaki tepkilerden birini vereceğizdir. Anarşistler genel olarak 1. tür tepkiyi veren yani saldıran, molotof kokteyliyle ortalığı patlatan, yakan, yıkan kişiler olarak görülürler. Anarşizmin düzen bozmak temelli doğası gereği, elbette anarşizm aktivistleri&amp;nbsp; bir parça terörü de içlerinde taşımaktadır. Yani 2. tip davranış- kaçmak; düzeni yıkmak isteyen anarşistin pek tarzı değildir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: right;"&gt;&lt;/div&gt;&lt;ul&gt;&lt;li&gt;Peki ya 3. tip davranış? Hareketsiz kalmak? Düzeni görmezden gelmek? Sistem yokmuş gibi yaşamak? Yönetimi "ignore" etmek?&amp;nbsp;&lt;/li&gt;&lt;/ul&gt;Hayati fonksiyonlarını yerine getirmek, sosyal paylaşımlar ile kendini tatmin etmek ve psikolojik olarak birine ait olmak gibi ihtiyaçları karşılandığı sürece insan canının istediğini "ignore" ederek yaşayabilir.&amp;nbsp; Nitekim yönetilse de özgür kalsa da birey, yiyecek, konuşacak ve sevişecektir.&amp;nbsp; Ekmek için iş; iş için çalışkanlık ve boyun eğme gerekiyorsa bunu yapmalı, elbet karnını doyurmalıdır. Sosyal bir linç istemiyorsa benzer kafalı insanlarla arkadaşlık etmeli ve şüphesiz aşık olup duygusal açlığını gidermelidir. Peki yönetimin her dayattığını yemeli midir? Sahte gündemleri takip edip, markaların gözüne sokulmasına izin vermeli midir? Sanmıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bugün, zenginler, devletler, dinler ve medya bizim yönetim kurulumuzu oluştururken her geçen gün bu yönetimden etkilenmemek güçleşiyor. Gerçek bir hak arayıcı aktivist, bir gün bu sistemi yererken ertesi gün elinde bir smart-phone ile ya da sırtında bir Prada paltoyla görülebiliyor. Çünkü işi çok zor; dünyanın en büyük güçleri onu etkilemek için uğraşıyor! Reklamlar her geçen gün psikoloji biliminden daha fazla faydalanarak içimize işliyor, politik konuşmalar, dini nutuklar, TV programları da öyle. İnsan psikolojisi hamur gibi yoğrulup, her fikir bir ürün olarak satılıyor, her mal bir duygu gibi sunuluyor, duygular sadece alış-veriş için ivme vermeye elverişliyse empoze ediliyor. Birey aslında ne istediğini hiç bilmez halde kobay gibi yaşıyor. Aktivistin işi de zor oluyor bu durumda tabi, gönlü Prada paltoya kayıveriyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-0-h-sP_Wb4A/TxiU_6BHNOI/AAAAAAAAAvU/7wW4329mQII/s1600/download_bf_3.jpg" imageanchor="1" style="clear: right; float: right; margin-bottom: 1em; margin-left: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="150" src="http://4.bp.blogspot.com/-0-h-sP_Wb4A/TxiU_6BHNOI/AAAAAAAAAvU/7wW4329mQII/s200/download_bf_3.jpg" width="200" /&gt;&lt;/a&gt;İşte bu yüzden artık asıl mesele; gerçek anarşizm; önce kendini tongaya düşürmeden, sisteme yar etmeden, yönetime ve onun oyunlarına gelmeden yaşamayı becermek oluyor. 3. tip davranışa yakın, hareketsiz kalmaya yakın olmayı becerme eylemi! Kaçmak zaten imkansız, saldırmak makul ve mümkün değilken, bocalamadan &lt;b&gt;"verdiklerinizi almamak için elimden gelenin en iyisini yapacağım" &lt;/b&gt;yemini etmektir bence &lt;b&gt;en realist anarko eylem&lt;/b&gt;. Bu, yönetiminizi ne benim bir başıma, ne de milyonları toplasam yıkmaya gücüm yok, o tren kaçtı, ama en azından beni bir sistem hatası, nüfuz edilemez, etkilenemez bir "bug" olarak görebilirsiniz demek gibi bir eylem. Yönetimin beynimi yıkamak için kullandığı kanallardan uzak durmak,&amp;nbsp; şunun şurasında sağlıklı ve bilinçli yaşadığım 30-40 seneyi kendimi bozmadan yaşamak istiyorum diyen bir eylem. &lt;br /&gt;&lt;ul&gt;&lt;li&gt;&amp;nbsp;İşimde örneğin, emeğimin hakkından öte birşey almamak, işimin tanımı neyse idealist biçimde elimden gelenin en iyisini vermek, en azından kendimi açgözlü bir köleden ötesi olarak içselleştirmemi sağlayacaktır. Rüşvet istemiyorum, hak yemiyorum, sistemin işaret ettiği hiçbir &lt;b&gt;sosyo-ekonomik başarıya hırslanmıyor&lt;/b&gt;, dayatma motivasyonlarına pabuç bırakmıyorum. Benim için işim = et, süt, ekmek. Kazanıyor ama &lt;b&gt;borçlanmıyorum&lt;/b&gt;. Borcun köleliğimi artırdığının farkındayım. Elimden geldiğince borçtan uzak durup, "nerde trak orda bırak" hakkımı koruyorum.&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Yönetim kurulunun bana biçtiği günlük duyguduruma karşı direniyorum. &lt;b&gt;TV izlemiyorum&lt;/b&gt;. Zenginlerin uşağı olmuş çakma devletin çakma politikaları, insan hayatıyla nasıl oynandığı, hangi delinin kimi bıçakladığı, neleriyle ünlü oldukları belli olmayanların sözde yaşamlarına dair bilgiler; sözüm ona haberler, beni hiç ilgilendirmiyor. Yıllardır haber dinlemeden mutlu yaşıyorum. TV programlarını, yarışma ve dizileri de izlemiyorum. Oralarda bana markalar dayatılıyor, giysiler, mücevherler, insan sınıfları, yaşam tarzları dayatılıyor. Kendimi içlerinden birinde göremediğimde eğlence olmaktan çıkıp tatminsizlik muhasebesine giriyor. Ben de artık, durduk yere &lt;b&gt;yaşamımı aşağılayan bir şeyler izleyip canımı sıkmıyorum.&lt;/b&gt;&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Zaten ortalama bir insanın alması pek de mümkün olmayan&lt;b&gt; küresel moda markalarını takip etmiyorum. &lt;/b&gt;Kadınım; güzel görünmek, havalı havalı endam salmak doğam gereği beni arayışa sürüklüyor elbet. Ama kanlı jean'ler, pırlantalar, insan ayıbı kürkler, benim gibi yaşayan bir sürü insanın kamburu çıkana kadar çalışarak ürettiği ve bir tekinin fiyatıyla binlerce çocuğu doyurabilecek süslü elbiseleri istemiyorum. Biliyorum, &lt;b&gt;estetik anlayışım bile şu anda kirletilmiş&lt;/b&gt;, etkilenmiş ve dayatılmış halde. Ama en azından gözüme güzel geleni modaya pek uymasa da giymekten korkmuyorum artık.  Karşı akımlara yöneliyorum; eski giysilerini giyiyorum annemin, &lt;b&gt;Do It Yourself&amp;nbsp;&lt;/b&gt; denen akıma saygı duyarak elimden geldiğince dikip biçiyorum. Asla bir Gucci kürküm, De Beers pırlantam olsun istemiyorum. Bu markaların bina boyutunda ışıklı reklamlarını gördüm Times Meydanı'nda, aklıma geldikçe tüylerim ürperir. Orası dünyanın güç girdabının merkezidir. O reklamların yediği elektrik çok ağaç öldürür, çok çocuğu aç bırakır. Bir daha gitmek istemiyorum.&lt;/li&gt;&lt;li&gt;&lt;b&gt;İlaç ve kozmetik ürünlerinden uzak duruyorum&lt;/b&gt;. Büyük bir hastalığım olmadıkça ilaç kullanmıyorum ve malesef en az inandığım bilimdalı da tıp ve kimya ilimi. İlaç yan-etkilerinden ölen milyonlarca insan, sakat bebek, AIDS gibi hastalıkların aşıları bulunduğu halde para için hala açıklamayan şirketler, ameliyatların çoğunda doktor hatası ölümler varken nasıl olur da inanabilirim ki? Doğa bana herşeyi verir; başım ağrıyınca kiraz yer, karnım ağrıyınca rezene çayı içer, kırışıklıklarıma buğday yağı sürerim. Bunların yan etkisi yoktur hem de beni &lt;b&gt;yönetim kurulunun&lt;/b&gt; dayatma tıp anlayışından ve para tuzağından uzak tutarlar.  Düzenin fast-food'undan, yağından, şekerinden uzak durur, Reiki verir, yoga yapar, &lt;b&gt;sağlığımı korurum&lt;/b&gt;.&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Popüler bilgi,  popüler müzik, popüler kitaplar, dergiler, gazeteler, filmler, websitelerinden, her türlü &lt;b&gt;poptan iğrenerek uzak duruyorum.&lt;/b&gt; Hepsi arkasında en az bir &lt;b&gt;yönetim kurulu&lt;/b&gt; üyesi bulundurur, ya medya, ya devlet, ya bir zengin yada bir din! Anarşist bir kitap asla best-seller olamaz ama vampir temalı ürünleri iyi sattıracak kitap serileri para basar, aşk romanları, filmleri sevgililer gününe yakın bir zamanda çıkar piyasaya, hükümet değiştirilecekse yukarıdan, derin devlet içerikli kitaplar, diziler pompalanır. &lt;b&gt;Amerikan filmleri&lt;/b&gt; hem sanatsal olarak hem de insan düşüncesini, mizahi yeteneğini aşağılamak noktasında çoğunlukla birer &lt;b&gt;çöptür&lt;/b&gt;. Pop müzik, hepsi aynı altyapılarla, ritimle bezeli, güzel kadın ve erkeklerin sunduğu prodüksiyonlardan öteye gidemez, müziğin insan ruhu üzerindeki doyurucu etkisini taşımaktan tamamen uzaktır. &lt;b&gt;Anarşist fikir bütün bunlardan kendini korumalıdır.&lt;/b&gt; İnsan, gözünü, kulağını bu çöplükten çekebilirse kendi zihni ona harikulade şovlar hazırlar, sunar, en orjinal bilgilere kendi zihninde kavuşur, gerçek bilimle, gerçek sanatla ve samimi insan deneyimleriyle ilgilenmeye başlar, kendini içerden dışarı doğru zenginleştirir. Anarşizm böyle bir zihinde kendiliğinden belirir. Bütün bu vakumlu pop çöplüğünün uyaranlarının dışında kalabildiğinde, insan zihni, sistemsizliğin ve özgürlüğün tadını duyumsar ve doğal olarak bir anarşist olur.&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Ve son olarak, &lt;b&gt;bir dine ihtiyaç duymuyorum&lt;/b&gt;. İçime döndüğümde tanrımı da, onunla konuşacağım  dili de hem keşfedebilir hem de icat edebilirim. Başka bir yol  gösterici-yöneticiye gerek yok. Tanrı orada, ben buradayım; aramıza  kurallar koymak insana mahsus bir ilişki biçimi olur. Ben tanrımla kuralsız bir iletişim kurarım, böylece kimse cebimden para, elimden oy sızdıramaz.  Din insanoğlunun kendine kendine icat ettiği birşeyse en kötü icat,  bir grup insanın diğerlerini yönetmek için icat ettiği birşeyse en  kötücül icattır. Ama din sonuçta bir icat, bir üründür. Metafizik  bir ortamda, tanrıyla arama kural koyan, sınır çeken, para, güç yada oy  isteyen bir ürünün girmesi absürddür. Hele ki varlığını ispata tenezzül etmeyen ya da&lt;b&gt; zaten varolmayan&lt;/b&gt; o tanrının kendisi beni  yönetmekten geri durur, beni özgür bırakırken! Bir din, insanın boynunu en çok eğdiren otorite olabilir,&lt;b&gt; insanı en köleleştiren&lt;/b&gt;. Din liderleri, bu sistemin yönetim kurullunda baştacıdır; sayelerinde bütün kararları uygulatmanın, insan zihnine girmenin bir yolu her zaman bulunabilmektedir. Somut bir varlığı bile bulunmayan bu tehlikeli yöneticiden; dinden, kendimi uzun süredir temizleyerek hem dinin kendi yaptırımlarından hem de diğer oluşumların bana din aracılığıyla dayattığı yaptırımlardan muafım. Harika hissediyorum.&lt;/li&gt;&lt;/ul&gt;Sistem, bizi yönetmeyi kendine vazife bilen zenginlerin bir düzeneği ise; istediklerini olabildiğince vermeyerek sisteme karşı anarşist&amp;nbsp; tavrımı sergiliyorum; hareketsiz ve kayıtsızım. Ne sattıklarıyla ilgilenmiyorum. Kazanma hırsı taşımıyor,  TV izlemiyor, marka ve ürünlerine aldırmıyor, filmlerine, kitaplarına, müziklerine dönüp bakmıyor, dinlerine kulak asmıyorum. &lt;u&gt;&lt;b&gt;Ben bir &lt;/b&gt;&lt;/u&gt;&lt;u&gt;&lt;b&gt;pasif &lt;/b&gt;&lt;/u&gt;&lt;u&gt;&lt;b&gt;anarşistim.&lt;/b&gt;&lt;/u&gt; İnsanlara pek inanmayan, hümanizm karşıtı bir anarşistin sahip olabileceği en makul DÜŞÜNCEYİM*. Dondurmadan römorkora herşeyi kendim yapabilir, genlerimle oynayan pislikleri yiyeceğime, köylerden aldığım  temiz tohum ve fidelerle evimde sebze yetiştirip afiyetle yiyebilirim.&amp;nbsp; Kendi  kendime öğretir, kendim tasarlar, kendim üretir,&amp;nbsp; kendime yeterim!&lt;b&gt; Yönetim, beni yönettiğini sanadursun, ben onun&lt;/b&gt;&lt;b&gt; işlerliğini sonlandırmak için üstüme düşen o minicik görevi yerine getiririm: &lt;/b&gt;&lt;b&gt;onu yok sayar, verdiklerini almam. &lt;/b&gt;Ben, dünyada bu sistem çökecekse bombalar ve tanklarla değil, kulak tıkaçlarıyla, göz bantlarıyla, kedi otlarıyla çökeceğine inanan benim gibilerin sesini uzaktan tanır, onların müziğini dinler, yazdığını okur, onlarla sisteme karşı duran, pasif, barışçıl, sessiz ve gizli bir anarşist klan oluştururum. &lt;b&gt;Sayımız arttıkça sistem hataları büyür, sonunda birgün çöker.&amp;nbsp;&lt;/b&gt; Bize katılmak, sistemde bir hata olmak isteyen herkesi davet ederim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size: x-small;"&gt;Aşağıda sesini tanıdığım anarko bloggerlardan bazıları var:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size: x-small;"&gt;&lt;a href="http://gorgonth3.blogspot.com/"&gt;İnanma&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size: x-small;"&gt;&lt;a href="http://muayyen.blogspot.com/"&gt;Çevrimdışı&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://muayyen.blogspot.com/"&gt;&lt;span style="font-size: x-small;"&gt;Muayyen&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size: x-small;"&gt;&lt;a href="http://herbokamaydanos.blogspot.com/"&gt;Kızgın Damdaki Kedi&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size: x-small;"&gt;&lt;a href="http://emrevr.blogspot.com/"&gt;emre varışlı&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size: x-small;"&gt;&lt;a href="http://mentat-cylob.blogspot.com/"&gt;Rustik Futuristik&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*: Hich, bu saydıklarını düşünür ancak pratikte bazı güçlüklerle karşılaşır. Dolabında jean'leri, buzdolabında ketchup'ı  bulunur ve itiraf etmek gerekir ki beğenmese de Amerikan filmlerini sıkça izler.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8805422722434663860-78666141265060020?l=hich-antispace.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hich-antispace.blogspot.com/feeds/78666141265060020/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8805422722434663860&amp;postID=78666141265060020&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8805422722434663860/posts/default/78666141265060020'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8805422722434663860/posts/default/78666141265060020'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hich-antispace.blogspot.com/2012/01/pasif-anarsizm.html' title='pasif anarşizm'/><author><name>Hich</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00535283720960988098</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_MSJQupltPNY/SY2N3r4UFbI/AAAAAAAAAJU/14j8fcaGszM/S220/pijama-dsgn01.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/-F7i5K9wt294/TxiU-yW0MOI/AAAAAAAAAvM/z0BRtoIMg-c/s72-c/download_bf_1.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8805422722434663860.post-2470399938538948745</id><published>2012-01-10T15:44:00.000+02:00</published><updated>2012-01-10T15:44:11.407+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hiç'/><title type='text'>Hich Cetveli</title><content type='html'>&lt;i&gt;"...kaçarken, saklanırken, hayaller kurup  safiyane, umutsuzca ama bazen de boş bulunup umuttan gebererek  gerçekleşmelerini beklerken, keşke elimizde bir cetvel olsa da hayattan  ve eski kendimizden uzaklaşma mesafelerimizi aylık olarak raporlayıp  arşivlesek. Sonra da yıllık denetlemeler yapsak kendimize, feedback  versek "hm, hich hanım, bu yıl biraz fazla uzayıp gitmişiz, yakınlaşmak  için hayata, şu tedbirleri derhal alınız" desek... Belki o zaman  uçurumları farkedebiliriz adım atmadan önce..."&lt;/i&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://gorgonthalas.blogspot.com/"&gt;Gorgonthalas &lt;/a&gt;'ın bir yazısı için bırakmışım bu yorumu... Kendimize yakınlığımızı denetlemeye ilişkin bir ölçme aracı önermişim. "Hich Cetveli" koymuş O da adını &lt;i&gt;(Gorgonthalas, 2011)&lt;/i&gt;.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte, Hich&amp;nbsp; Cetveli'ne göre 2011 için denetleme raporum: &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;u&gt;Ocak-&lt;/u&gt; Yeni bir yıl, ülkeme geri dönüşümün yeni heyecanları, eski aşk, yeni heyecanlar var, kendimde sayılırım. Kendime yakınlığım %80&lt;br /&gt;&lt;u&gt;Şubat-&lt;/u&gt; Mutluyum, hayatıma dair incelemeler yapıyorum, kendimde sayılırım. Kendime yakınlığım %80&lt;br /&gt;&lt;u&gt;Mart-&lt;/u&gt; İncelemelerin sonucunda korkunç veriler elde edip, büyük üzüntülere gark oluyorum, hiç ama hiç kendimde değilim. Kendime yakınlığım %40&lt;br /&gt;&lt;u&gt;Nisan-&lt;/u&gt; İncelemeler, korkunç veriler, vaatler,&amp;nbsp; kalp kırıklığında ömürlük bir son nokta, yok oldum. Kendime yakınlığım % 3&lt;br /&gt;&lt;u&gt;Mayıs-&lt;/u&gt; Üzüntümü yutmak için büyük çabalar veriyorum, birilerine inanmak istiyorum, beni kurtarsınlar istiyorum, boş umutlar adasında bir başımayım oysa. Kendime yakınlığım %15&lt;br /&gt;&lt;u&gt;Haziran-&lt;/u&gt; Başka türlü bakmaya çalışıyorum hayata, insanları başka halleriyle görmeye, sonuç hep hüsran, herşey boktan, ben de dahil.&amp;nbsp; Kendime yakınlığım %30&lt;br /&gt;&lt;u&gt;Temmuz-&lt;/u&gt; Zırva umutlarımla tatile gitmek için uğraş veriyorum, kısa tatiller, kısa kısa kendime getiriyor beni.&amp;nbsp; Kendime yakınlığım %50&lt;br /&gt;&lt;u&gt;Ağustos-&lt;/u&gt; Gerçek yüzler belirmeye başlıyor, özel anlar beklemeyi kesiyorum, herkes kendi derdinde, ben baştan ayağa bir derdim. Tatiller sürüyor ama acı hala mesaide. Kendime yakınlığım %40&lt;br /&gt;&lt;u&gt;Eylül-&lt;/u&gt; Yılın en önemli ayı, sürekli mutsuzluğumu kabul edip bir karar alıyorum, bağrıma taş basarak en azından "bir şey yapıyorum", artık kraliçe Elizabeth gibi bakire yaşayacağım(!) Kendime yakınlığım "bilinmiyor" &lt;br /&gt;&lt;u&gt;Ekim-&lt;/u&gt; Kendimi gözlüyorum, bunun bir hastalık olduğuna inandım, iyileşmeyi bekliyorum, biraz da olsa güç topluyorum. Kendime yakınlığım %40&lt;br /&gt;&lt;u&gt;Kasım-&lt;/u&gt; Aklım gel-git, duygularım taşkın, yaşamak zor, istikrarlı olduğum tek konu çalışmak, gerisi ağlamaklı Kendime yakınlığım %50&lt;br /&gt;&lt;u&gt;Aralık-&lt;/u&gt; Biraz yükseldim, hala kötü bir veri akışı var eski hayatıma dair, ama ben kendimi yüceltmeyi biraz başardım. Kendime yakınlığım %60&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Sonuç:&lt;/b&gt; Eylül ayı kendine yakınlık oranı "0" kabul edildiğinde yıllık ortalama kendine yakınlık: %31,3 bulunmuştur. Subjenin kendini ifade edişi de dikkate alındığında 2011'de kendisi için iyi giden pek birşey olmadığını söylemek yanlış olmayacaktır. Hatta 2011'de algılanan %68,1 oranındaki&amp;nbsp; "kendine uzaklığı"&amp;nbsp; subjenin, bu yıl boyunca deyim yerindeyse travmatik bir varoluş sergilediğine işaret etmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Bilinmiyor" verisi nedeniyle Eylül ayını ortalamaya dahil etmediğimiz, daha optimistik ikinci bir yaklaşıma göre ise subjenin 2011 yılı boyunca kendine yakınlığı %44,3 olarak hesaplanmıştır. Bu sonuç yine de ortalamanın altında, "vitality" ve kendine yakınlık ilişkisine göre, oldukça "down" bir yıla işaret eder.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-zBha4svxgHY/Tww7d3i3_UI/AAAAAAAAAuc/jCz6BCZneIE/s1600/tumblr_lx4qbgKoPi1r1wux0o1_500.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;b&gt;Yorum:&lt;/b&gt; Anlaşılacağı gibi Hich Hanım, koca bir yılı limbik sisteminize kurban vermiş, amigdalanızın hegamonyası altında yaşamış, duygu kanallı bağımlılıklarınızla bir zavallıya dönüşmüşsünüz. Kahrolası limbik sistem, açgözlü ve nankördür bilmez misiniz? Bakın nasıl da hala yeni günlerinize göz dikmiş, 2012nizi harap etmekte! Hich Hanım, bu negatif geri besleme yüzünden özür dileriz ancak, ekibimiz derhal düzeltici tebirler almanızı; yaşamınızda urlaşan o korkunç meseleleri bir an önce sinir ağınızdan uzaklaştırmanızı salık verecektir.&amp;nbsp; Bu servis ücretsizdir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-zBha4svxgHY/Tww7d3i3_UI/AAAAAAAAAuc/jCz6BCZneIE/s1600/tumblr_lx4qbgKoPi1r1wux0o1_500.jpg" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="239" src="http://4.bp.blogspot.com/-zBha4svxgHY/Tww7d3i3_UI/AAAAAAAAAuc/jCz6BCZneIE/s320/tumblr_lx4qbgKoPi1r1wux0o1_500.jpg" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8805422722434663860-2470399938538948745?l=hich-antispace.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hich-antispace.blogspot.com/feeds/2470399938538948745/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8805422722434663860&amp;postID=2470399938538948745&amp;isPopup=true' title='6 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8805422722434663860/posts/default/2470399938538948745'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8805422722434663860/posts/default/2470399938538948745'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hich-antispace.blogspot.com/2012/01/hich-cetveli.html' title='Hich Cetveli'/><author><name>Hich</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00535283720960988098</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_MSJQupltPNY/SY2N3r4UFbI/AAAAAAAAAJU/14j8fcaGszM/S220/pijama-dsgn01.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/-zBha4svxgHY/Tww7d3i3_UI/AAAAAAAAAuc/jCz6BCZneIE/s72-c/tumblr_lx4qbgKoPi1r1wux0o1_500.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>6</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8805422722434663860.post-205065225394648696</id><published>2012-01-08T01:55:00.000+02:00</published><updated>2012-01-08T01:55:03.502+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bulantı'/><title type='text'></title><content type='html'>Bazı arkadaşlarımı ergenliklerinden hiç çıkamadıkları için suçladım...&amp;nbsp; O öfkeden, o varoluşsal hüznün tuzağından kurtulamamalarından, öfkelerinden arınamamaları, o pis nefreti bertaraf edememeleri, O Şey'den uzak duramadıklarından dolayı... İlgi isterdi o zavallılar, başka bişey değil.. İlginin sadece verdikleri kadarını... İstemesinler, alışsınlar, bu ağdalı duygusallıktan kurtulsunlar isterdim.&lt;br /&gt;Naifliklerini, oyunsuzluklarını, insanlığa inanışlarını, pür ve katıksız  masumiyetlerini koruyan o zavallıların en saklanmış, en kendini  başka göstermeye çalışanı benmişim. Ne sanmışsam....&lt;br /&gt;Bir de baktım ki....&lt;br /&gt;Yine 16lık bebek suratımla baktım ki aynaya;&lt;br /&gt;Bazı şeyler değişmemeli..&lt;br /&gt;Hem de hiç,&lt;br /&gt;Yoksa kendimi anlamam imkansız olur....&lt;br /&gt;Bazılarımız, bu rolden erken ayrılır; çünkü; zam ister...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ain't it fun when you're always on the run?&lt;br /&gt;Ain't it fun when your friends despise what you've become?&lt;br /&gt;Ain't it fun when you get so high, well that you just can't come?&lt;br /&gt;Ain't it fun when you know that you're gonna die young?&lt;br /&gt;It's such fun, such fun, such fun&lt;br /&gt;Such fun, such fun, such fun&lt;br /&gt;Such fun, fun, such fun, such&lt;br /&gt;Ain't it fun when you're taking care of number one?&lt;br /&gt;And ain't it fun when you feel like you just gotta get a gun?&lt;br /&gt;Ain't it fun when you just can't seem to find your tongue?&lt;br /&gt;'Cause you stuck it too deep into something that really stung&lt;br /&gt;It's such fun&lt;br /&gt;Well, so you come up to me and spit right in my face&lt;br /&gt;I didn't even feel it, it was such a disgrace&lt;br /&gt;I punched my fist right through the glass&lt;br /&gt;But you didn't feel it cos' it happened so fast&lt;br /&gt;Such fun, such fun, such fun&lt;br /&gt;Such fun, such fun, such fun, fun&lt;br /&gt;Such fun, such fun, such fun&lt;br /&gt;Such fun, such fun, such&lt;br /&gt;Ain't it fun when you tell her he's just a cunt?&lt;br /&gt;And ain't it fun when he splits and leaves you on the run?&lt;br /&gt;Well, ain't it fun when you broken up every band that you ever begun?&lt;br /&gt;Ain't it fun when you know that you're gonna die young?&lt;br /&gt;It's such fun, such fun, such fun, such fun&lt;br /&gt;Such fun, such fun, such fun&lt;br /&gt;Such fun, such fun, such fun&lt;br /&gt;Such fun, such fun, such fun&lt;br /&gt;&lt;a href="http://fizy.com/#s/1cj4gw%20"&gt;dinle&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;parçanın adını odamın duvarına karakalem karalıyorum.. annem, sözlükten  baksa da "ain't"in anlamını anlayıp da maksadımı çözemeyecek... koca bir  medusa kafasının karakalem karalamasının hemen üstünde yazı... çok  masum, çok öfkeliyim... hiçbir yer benim değil... hiç bir yer... yersiz  varoluşum; ifadelerim, anlatımım, sözlerim, ah be dinelesene ben  burdayım, herşeyim, öyle yersiz ki, keşke iki metrekarem olsa bu  dünyada, bari ağaç olabilseydim, ağaç...belki mezar olurum, mezar.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8805422722434663860-205065225394648696?l=hich-antispace.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hich-antispace.blogspot.com/feeds/205065225394648696/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8805422722434663860&amp;postID=205065225394648696&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8805422722434663860/posts/default/205065225394648696'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8805422722434663860/posts/default/205065225394648696'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hich-antispace.blogspot.com/2012/01/baz-arkadaslarm-ergenliklerinden-hic.html' title=''/><author><name>Hich</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00535283720960988098</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_MSJQupltPNY/SY2N3r4UFbI/AAAAAAAAAJU/14j8fcaGszM/S220/pijama-dsgn01.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8805422722434663860.post-5997692323925725574</id><published>2011-12-26T17:28:00.000+02:00</published><updated>2011-12-26T17:28:49.384+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='psycho-whatever'/><title type='text'>5-HTTLPR geni ve bir komplo teorisi</title><content type='html'>90lardan beri,  insanın sahip olduğu 5-HTTLPR geni, nam-ı diğer "mutluluk geni" üzerinde araştırmalar yapılıyor. Bu gen kısa ise insanlar daha depresif, uzun ise seratonin hormonu basmaya daha meyilli, yani daha mutlu oluyor. Şimdi anladık ki benim gibilerin bu körolası geni daha uzun. (Bu bir.)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bazı &lt;a href="http://blackheartmagazine.com/2011/02/07/the-power-of-dark-literature/"&gt;makalelerde &lt;/a&gt;de rastladığım gibi, karanlık edebiyat, müzik, resim ve fotoğrafları,&amp;nbsp; mutluluk yansıtanlara nazaran daha etkileyici buluruz. Karanlık duygular insanı daha derinden yakalar ve sanat eserinin beğenisini artırır. Aynı şekilde sanatçı da içi kararınca daha yaratıcı olur, öfkeyle, acıyla, umutsuzlukla daha üretken olur. (Bu iki.)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sanat toplumun gözünü açan, onu sürü psikolojisinden koparıp bireyselleştiren, özgürleştiren ya da en azından özgür olmak için heveslendiren bir olgudur. Bugün medeniyetin şekillenmesinde, düşünsel akımların ortaya çıkmasında, ahlak, hukuk, vicdan gibi kavramların topluma nüfuz edişinde şüphesiz edebiyatçıların, ressamların, müzisyenlerin rolü büyük olmuştur. Hele ki sanatın düzen&amp;nbsp; karşıtı, özgürlükçü anlayışına hizmet ediyorlarsa. (Bu üç.)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi görüyoruz ki, toplumumuzda 5-HTTLPR geni genelde uzun olan, anarşist sanatçılar mevcuttur ve bunların ivmesiyle medeniyet, büyük güçlerin yönetimine boyun eğmemiş, bireysel farklılıkları ve çeşitliliği korumuştur. Belki de bu 5-HTTLPR geninin işe yarar tek fonksiyonu; pekçokları mutsuzlukla kendilerini feda etse de, toplumsal ve bireysel özgürlüklerin savunulmasını sağlamaktır.&amp;nbsp; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Peki bu günlerde ne olmaktadır? Bebek mamalarında, hazır gıdalarda içeriğini bilmediğimiz kimyasallar, tarım ürünlerinde muhakkak oynanmış genler, kimyasal ilaçlamalar, içeceklerde aptallaştırıcı bileşenler bulunmaktadır. Evet, anladınız. Kanaatimce dünyanın tarım ve gıda politikalarını ellinde tutanlar genlerimizi de bozabilecek büyük bir beşeri manipulasyon gücüne sahipler. Güç ellerindeyken kullanmazlar mı sanıyorsunuz? İnsan yönetmek, insan köleleştirmek için herşeyi yapacaklarından şüpheniz olmasın. Sanıyorum henüz bu ve benzeri genlerin mutasyonuna ilişkin başarı elde edilemedi, gerçi elde edilse de bunu ortalığa açıklayacak değiller. Ama günün birinde genlerimizde istedikleri değişiklikleri yapmaya muktedir et, süt, sebze, meyve gibi temel gıda ürünlerini piyasaya dağıtacaklar biz de yiyeceğiz! Kimi genlerimizi canlarının istediği gibi değiştirecekler (belki de değiştirmekteler).&amp;nbsp; Böyle bakınca bu uzun 5-HTTLPR geni de istedikleri türden bir gene pek benzemiyor. Toplumu, umutsuzluklarını dışavurarak uyaran, insanların içinde bulundukları zavallı hayatla alay ederken farkındalık yaratan, "kafa açan" bu mutluluk yoksunları, toplumsal köleliği dayatan güçler için bir tehlikedir. O nedenle ilk olarak bu geni bozup herkesi mutlu, hallerinden mennun aptallar olarak ortaya salacaklarını zannetmekteyim. Bir kaç yıla mesela, beni hayatından çok memnun, bu para sistemine alışmış, politikacıları benimseyip sevmiş, TV bağımlısı mutlu bir tip olarak görebilirsiniz. Gencağzımı kısaltmış; farkındalık genimi, mutluluk genine dönüştürmüş olabilirler. Fakr u zaruret içinde mesut ve bitap düşmüş olabilirim. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O zaman lütfen bana bu yazıyı okutun, tabi ben önce davranıp, "aman ne negatif şeyler yazmışım ayol, haha," diyerek silmemişsem. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu arada yine bu gen baz alınarak milletlere göre mutluluk &lt;a href="http://laofutze.wordpress.com/2009/12/10/culture-and-genes-5-httlpr/"&gt;araştırılmış&lt;/a&gt;. Bulgulara göre, aşağıdaki tabloda görüleceği gibi, gelişmiş ülkelerde bireysellik ön planda iken az gelişmiş ve kalabalık ülkelerde bir "kolektif mutluluk" söz konusu. Yoksa başladılar mı bu işi yapmaya! Lan!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-kxAMUuL_I80/TviR-B_nuAI/AAAAAAAAAtY/D-t9cPAQCQk/s1600/geneshofstede02.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="250" src="http://1.bp.blogspot.com/-kxAMUuL_I80/TviR-B_nuAI/AAAAAAAAAtY/D-t9cPAQCQk/s320/geneshofstede02.jpg" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8805422722434663860-5997692323925725574?l=hich-antispace.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hich-antispace.blogspot.com/feeds/5997692323925725574/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8805422722434663860&amp;postID=5997692323925725574&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8805422722434663860/posts/default/5997692323925725574'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8805422722434663860/posts/default/5997692323925725574'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hich-antispace.blogspot.com/2011/12/5-httlpr-geni-ve-bir-komplo-teorisi.html' title='5-HTTLPR geni ve bir komplo teorisi'/><author><name>Hich</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00535283720960988098</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_MSJQupltPNY/SY2N3r4UFbI/AAAAAAAAAJU/14j8fcaGszM/S220/pijama-dsgn01.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/-kxAMUuL_I80/TviR-B_nuAI/AAAAAAAAAtY/D-t9cPAQCQk/s72-c/geneshofstede02.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8805422722434663860.post-7196876769616315905</id><published>2011-12-19T19:12:00.000+02:00</published><updated>2011-12-19T19:12:34.313+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bulantı'/><title type='text'>false hopes of the season free now!</title><content type='html'>"Bedava dağıtıyoruz, herkes alsın!"&lt;br /&gt;Boş umutlar saçıyor çakma Aralık ayı şehre yine. Güzel havalar, kimseyi ayırmadan, kayırmadan yalanlar saçıyor. Uyan. Aralık'tan sonra bahar gelmeyecek. Kara kış var kapıda. Bunlar zaten iyi günlerin, daha iyileri olmayacak. İşler boka saracak, beter olacaksın. Önlem al. Kafanı koru. Kask tak. Mask tak. Erzak topla, saklan. Kendini korumayı bil kendi türünden. İnsan sevgisinden kurtul. Kimse kimseyi gerçekten sevmez.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sosyolog G. Homans, '&lt;a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Social_exchange_theory"&gt;&lt;/a&gt;&lt;a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Social_exchange_theory"&gt;Social Exchange Theory&lt;/a&gt;&lt;i&gt;'&lt;/i&gt;sinde her ilişkinin bir ödül ve bedel dengesine dayandığını söyler. Aşk, iş fark etmez. Der ki, insan önce çıkarlarını ölçer sonra ilişkiye girer. Yalan mı? Değil. "İnsanlık" sandığın bunu unutabilmektir. En çok unutanı evliya ilan edersin. gönülden sever, gönülden verir sanırsın. Oysa o sadece sormayı unutmuş ve vermeye bağımlı olmuş biçaredir. Herşeyin aslını astarını merak ettiğinde varoluşunun mal mal bakakaldığı tuhaf öğretilerden başka bir şey bulamazsın. İnsan sevgisi de bunlardan biridir. Aslında,&amp;nbsp; sevdiğini sandığı kişiyle çıkarlarını hassas kantarda bi temiz dengelemiştir insan. Sevginin arkasında kimi gerçekler hep vardır. Seks, para, sidik yarışı ya da ilham alışverişi, şefkat deneyimi, kendini yeniden yaratma. Herkes alışveriştedir. Kimse kimseyi sevmez, birbirlerinin verdiklerini verdikleri sürece severler. İnsan aslında insanın değil, deneyimlerin peşindedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Deneyecek bir halt kaldı mı peki? Aya gitmedik evet, gidemeyeceğiz de. Zengin &lt;a href="http://ocerencan.blogspot.com/2011/12/parayla-saadet-olmaz.html?utm_source=feedburner&amp;amp;utm_medium=feed&amp;amp;utm_campaign=Feed%3A+evrimd+%28%C3%87evrimdisi%29"&gt;olmadık&lt;/a&gt;, &lt;a href="http://zeitgeistmovie.com/"&gt;olamayacağız&lt;/a&gt;. İnzivaya çekilsek, &lt;a href="http://www.youtube.com/watch?v=2LAuzT_x8Ek"&gt;mutluluğu anlatacak adam bulamayacağız&lt;/a&gt;.Ya da Zerdüşt gibi dağdan inip, ahmak zihinlere laf buyuracağız. Çocuk yapsak, &lt;a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Attachment_in_children"&gt;ana babalarımızdan aldığımız&lt;/a&gt; kendi deneyimlerimize açlığımızı bırakıp bir de onunkilere bağlanacağız! Ben bu dördü dışında pek çok şey deneyimledim. Yani, Maldivlere gitmedim ama benzer yerlere gittim. Bungie Jumping yapmadım ama bu kafam çok hızlı düşüşler gördü. Yaşamın anlam dolu(!) detaylarını da herkes kadar yaşadım. Güneşin doğuşları ve batışları; mutluluktan ağlamayı, acıdan kıvranmayı; birine tapmayı, herşeye tapmayı, hiç birşeye tapmamayı, dans pistlerini, bilek kesiklerini; şiir dilini, küfür dilini; şefkati, şiddeti; renklerle oynamayı, karanlıkla boğuşmayı; alkışı, yuhlanmayı;&amp;nbsp; aldanmayı, aldatmayı; anlamayı, kaybolmayı; başlamayı, bitirmeyi. Ama her deneyim bitti. Her deneyime beni bağlayan umutların aslında boş olduğunu anladım; bazen deneyimin başında bazen de bitişinde. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir arkadaşım, Lübnan'daki yaşlı amcasının "avluda bütün gün oturup bitmesini bekliyorum" deyişini korkuyla anlatmıştı bana. Korkmuştu çünkü tokat gibi çarpmıştı gerçek: boş umutlarla savurduğu hayatında bir gün gelecek, hiçbir şeye hevesi kalmayacaktı. Birbirini dünyanın öbür ucunda bulmuş iki bıkkın insandık. Uzun uzun konuşmuştuk. Bu sahteliğin eforik egemenliğinden; neon neon patlayan yalancı umutlara bağlanıp hüsranlara gark olmaktan nasıl kaçabiliriz, anlamaya çalışmıştık. Bir sonuca varamadan yollarımızı ayırırken, gözlerimizi yumup, yalancı sırıtışlarımızı yüzümüze yapıştırarak yaşama karışmıştık.&amp;nbsp; Boşlukta kendi kendine yanan iki gariban, isteksizce ve umutsuzca etrafa saçıldık. Nietzsche kadar farkındaydık, umut gerçekten de işkenceyi uzatan en büyük kötülüktü. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Pek çok önemli zihin, yaşamı sevmeyi futursuzca salık verirken*, diğerleri de tam aksine varoluşun berbatlığını anlatmıştır**. Bazıları ise bu berbatlığı sevmeyi öğretir.&amp;nbsp; "&lt;a href="http://www.tubitak.gov.tr/sid/245/cid/1671/index.htm;jsessionid=1BD909041A356BC1C1B2F612E303D83C"&gt;Boşluk bakışımın biçimini alıyor&lt;/a&gt;" derken kozmolog Reeves, bağsız; umutsuz; şeysiz ve kimsesiz biçimde seviyordu gördüklerini. Sanma ki ben bağsız ve umutsuz sevgiyi tanımıyorum. Sevgiden ziyade kabul etmeyle gelen bir huzurdur öyle bir duygu. Maddenin ötekileştirilmesiyle gelen huzur. Öyle ki boşluğu dolduran her hacme saygı duyarsın. Öyle ki öğretmen gibi onaylarsın oluşlarını. Sanma ki bundan hoşlanmıyorum. Ama bu tam da eylemsizliğin kendisi değil mi? Yani Taocu bir &lt;a href="http://ccbs.ntu.edu.tw/FULLTEXT/JR-PHIL/loy3.htm#[44]"&gt;Wu Wei?&lt;/a&gt; Eylemsizlik için bir eylem; sadece kabul etme, onaylama, bakma ve tanık olma eylemi... Sanma ki bu eylemsizlik hoş değil. Ama bil ki hevessiz, meraksız ve geçici. Her şey gibi geçici. Acıktığında kafanı kaldırıp lanet olası sirkülasyona geri döndüğün için geçici. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tek birşey iste diyor Buddha: hiçbirşeyi istememek. İnanıyorum, Buddha bu, üç büyük dinin ilham perisi. Ama zor istememek. Her ne kadar kokuşmuş karanlığım bana destek olsa da hep susmak, kabuk bağlamak, boş umutlara kulak asmamak, boş umutlar vermemek gerekiyor. O yüzden benim de tek bir fantezim kalıyor geriye: Ani bir beyin kanamasıyla  buradan gitmek. Patlasın istiyorum incecik damarları, beyin zarıma kadar saçılsın pıhtılar. Büyük bir mutlulukla istiyorum sonumu. Düğün gecesini bekleyen Rumi gibi.&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size: x-small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size: x-small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;i&gt;&lt;span style="font-size: x-small;"&gt;*: Pek severler yaşamı; Montaigne, Richard Bach, Dale Carnegie, Erasmus, Heidegger, Yogiler, Ferrarisini satanlar, Chopra'giller, Cüceloğlu'giller.&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size: x-small;"&gt;&lt;i&gt;**: Varoluşçular, bu söylemlerde fena değildir. Sartre, Camus, Nietzsche... Bazı yazarlar da öyle&amp;nbsp; Schopenhauer, Foucault, Hugo, Huxley... Sonra karanlığı fişekleyen fantazi ustaları; Poe, &lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: x-small;"&gt;&lt;i&gt; Kafka,&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: x-small;"&gt;&lt;i&gt; Lovecraft..vb.&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8805422722434663860-7196876769616315905?l=hich-antispace.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hich-antispace.blogspot.com/feeds/7196876769616315905/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8805422722434663860&amp;postID=7196876769616315905&amp;isPopup=true' title='7 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8805422722434663860/posts/default/7196876769616315905'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8805422722434663860/posts/default/7196876769616315905'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hich-antispace.blogspot.com/2011/12/false-hopes-of-season-free-now.html' title='false hopes of the season free now!'/><author><name>Hich</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00535283720960988098</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_MSJQupltPNY/SY2N3r4UFbI/AAAAAAAAAJU/14j8fcaGszM/S220/pijama-dsgn01.jpg'/></author><thr:total>7</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8805422722434663860.post-3307686795352288099</id><published>2011-12-16T21:18:00.002+02:00</published><updated>2011-12-16T21:53:43.332+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bulantı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='psycho-whatever'/><title type='text'>don't go vacant on me</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: left;"&gt;&lt;object class="BLOGGER-youtube-video" classid="clsid:D27CDB6E-AE6D-11cf-96B8-444553540000" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0" data-thumbnail-src="http://2.gvt0.com/vi/P8seipnyiZo/0.jpg" height="266" width="320"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/P8seipnyiZo&amp;fs=1&amp;source=uds" /&gt;&lt;param name="bgcolor" value="#FFFFFF" /&gt;&lt;embed width="320" height="266"  src="http://www.youtube.com/v/P8seipnyiZo&amp;fs=1&amp;source=uds" type="application/x-shockwave-flash"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&amp;nbsp;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;Sonunda bu şarkıyla yüzleşebildim. Tek bir baskın anısı var. Şu anda oturduğum yerde oturuyor ve daha önce hissetmediğim şeyleri kafam güzel olana kadar takip ediyor, izliyor, içime çekiyor, sindiriyor, gülümsüyorum. Biri var aklımda. Kalbimden karnıma bir bomba döşenmiş sanki. Her an patlayabilirim, kendimi çok önemli hissediyorum. Bu kadar.&lt;br /&gt;En son 2 sene önce falan dinlemiş olmalıyım. Az önce bir heves açtım. Parça başlar başlamaz aynı duygular aynı komplikasyonla sırıtıverdi suratıma. Tuhaf bir zaman tüneline girdim. O zamanlar gördüğüm bir rüyayı hatırladım. Rüya bu parçayı dinlerken, bir adam ve kızının da dahil olduğu, zamanın tek bir andan oluştuğuna dair konuşmamız üzerineydi. Rüyada "tak" diye bir zamandan bir zamana gidiyorduk. Biri de benim şu anda oturduğum yerdeki halimle beni gördüğümüz bugündü! Kafam karıştı tabi, karışmaz mı? Bu parçanın ve bi herifin aynı anda birbirine benzer ama bana çok yabancı duygular hissetirdiği bir zamana gidiyorum, oradan da duygusal yoğunluğum sayesinde sanırım, bugüne ışınlandığım o anı görüyorum hafızamda! O zamanki ben, bugünkü beni görünce çok şaşırmıştı, ben de şimdi onu görünce. Yine bloğa yazı yazıyordum. Aynen bunu yapıyordum işte!.. Şit. Yo, besbelli jamais-vu, deja-vu falan değil bu. Başka bi skim. Neyse, peh. Parça süper... Ben de...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu parçayı bana bir güzellik yapıp öneren kişi artık blogosferde değil. Ama okuyorsa anlasın insanın insanı etkileme ebatlarının sınırsızlığını...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8805422722434663860-3307686795352288099?l=hich-antispace.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hich-antispace.blogspot.com/feeds/3307686795352288099/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8805422722434663860&amp;postID=3307686795352288099&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8805422722434663860/posts/default/3307686795352288099'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8805422722434663860/posts/default/3307686795352288099'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hich-antispace.blogspot.com/2011/12/dont-go-vacant-on-me.html' title='don&apos;t go vacant on me'/><author><name>Hich</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00535283720960988098</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_MSJQupltPNY/SY2N3r4UFbI/AAAAAAAAAJU/14j8fcaGszM/S220/pijama-dsgn01.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8805422722434663860.post-1132121870057397372</id><published>2011-11-25T17:08:00.002+02:00</published><updated>2011-12-16T21:20:42.379+02:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-3OT4NCH8WQA/Ts-r8590QYI/AAAAAAAAArg/ssFSjLmxtys/s1600/DSC_7509.ver4web.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-brBwq3o9d7U/Ts-s8SSAC_I/AAAAAAAAAro/G8wJ-nFERD4/s1600/DSC_7509.ver4web.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="246" src="http://4.bp.blogspot.com/-brBwq3o9d7U/Ts-s8SSAC_I/AAAAAAAAAro/G8wJ-nFERD4/s400/DSC_7509.ver4web.jpg" width="400" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: left;"&gt;There is a soul in my hole.&amp;nbsp;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: left;"&gt;Photo:Hich&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8805422722434663860-1132121870057397372?l=hich-antispace.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hich-antispace.blogspot.com/feeds/1132121870057397372/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8805422722434663860&amp;postID=1132121870057397372&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8805422722434663860/posts/default/1132121870057397372'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8805422722434663860/posts/default/1132121870057397372'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hich-antispace.blogspot.com/2011/11/there-is-hole-in-my-soul.html' title=''/><author><name>Hich</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00535283720960988098</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_MSJQupltPNY/SY2N3r4UFbI/AAAAAAAAAJU/14j8fcaGszM/S220/pijama-dsgn01.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/-brBwq3o9d7U/Ts-s8SSAC_I/AAAAAAAAAro/G8wJ-nFERD4/s72-c/DSC_7509.ver4web.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8805422722434663860.post-3280053021793623297</id><published>2011-10-28T19:00:00.000+03:00</published><updated>2011-10-28T19:00:24.034+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hiç'/><title type='text'>wanna sprinkle myself to the humanbeing</title><content type='html'>MANİFESTO&lt;br /&gt;Varoluşuma ve devinimime psödo-bilimsel, karanlık yaklaşımlar... &lt;br /&gt;(Dikkat reklam içerir)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* İnsan en az üç kişidir: duyguları, mantığı, ruhu. Bunlar ayrı telden çalma eğilimde, insan denen bozulmaya kararlı, entropik varlığı göçertme niyetindedir. Üçünün sürekli dengesi sadece "an" denen halin sürekli yakalanmasıyla mümkün olabilir, yani ya mümkün değildir ya da insan big bang'ten önceki durumunda ve yahut komada yaşarsa mümkündür. Meditasyon, evet kısa süreli çözümdür ama sen aptal insan düzeninde çalışmak, aptal hayvan düzeninde yemek ve üremek zorunda olduğundan&amp;nbsp;  meditatif kafayla dolaşman ütopiktir.Yani insan zamanının büyük çoğunluğunda dengesizdir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* İnsan, hücrelerinde bile intihar taşır; lizozomlar, kasları eritme, yaşlı dokuları yok etme görevleriyle insanı bir yandan öldürürler. Yine entropi... İnsan canlılığı, aslında, girdiler- işlemler ve çıktıların dengesini kurma savaşıdır. Bu formülü bilmek işe yaramaz, can hıraş savaş hiç bitmez, insan aslında sadece devinir! Boşa anlam aramak ruhani bir kaptırıştan öteye gidemez.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Tohumunun kimyasal-genetik çekim olduğu söylense de "aşk" bütünde bir inançtır. Kimse aşık olduğunu "sanmazsa" aşık olmaz, ancak buna kendini inandırırsa aşık olur. Aşk, konsept olarak paganizmden uzak, üç büyük dine daha yakın, sufizme daha da yakın ama en çok da bhaktiye yakın bir inançtır. "Herşeyi sev" diyenlerin baş ritüelidir. Herşeyi seven en sonunda aşkı sever, sonra da b.ku yer. Duygularından başka hayatını sahici kılacak birşeyi kalmaz elinde. Duyguları hormonlarına bağlı olduğundan kahvaltıda yediği peynirin gramajı bile zavallının yaşam algısını değiştirebilecektir. Böylelerinin dengeli ama tek düze beslenmeleri, monoton yaşamaları ve aşırı sosyalleşmeleri (bu kontrast işi çığrından çıkarır) gerekirki yaşamları iyi gidiyor zannetsinler. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Evlilik bir kardeşlik anlaşmasıdır. Kardeşimizle üreyemediğimiz için örgütlenirken güvenecek başka birini bulmamızla ilgilidir. Aile şu kavramlar olmadan anlaşılamaz "mülk", "kazanç", "ebeveynlik", "pedagoji", "sosyal sınırlılık", "yalan", "aşk". İnsan evlenmeden önce bu kavramlara oturup çalışmalı, entelektüel birikimin güçlendirmelidir ki çıkması hayli olası evlilik çatışmalarında kaçacak zihinsel delikler bulsun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* İnsanlar, Huxley'in sınıflamasındaki alfa, beta, gama gibi, bilinç düzeyleri ve fiziksel güzelliklerine göre ayrılırlar. Bu ayrımın, çeşitliliğin sebebini kendi inanç sisteminizde bulabilirsiniz: Allah'ın işine karışılmaz, gamalar kötü karmalı enkarnasyonlardır ya da büyük patlamanın randomize adaleti, farketmez. Bu ayrım vardır, bazılar hem güzel, hem akıllı, hem şanslıdır. Bunu bilmek işe yaramaz, kendini işe yarar hissettirmez, kabullenmek söz konusu değildir. İnsan, hep diğerlerinden daha iyi olduğunu düşünürek rahatlar; daha akıllı, daha güzel, daha farklı... Artık nereden tutturup  kendini kandırabilirse...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* İnsanoğlu çeşitli olsa da mutsuzluk tektir. Alfa da gama da kendini mutsuzluktan korumak için sözümona neden-sonuç zincirleri inşa ederek kendine interaktif ilüzyonlar yaratır, oturup bunları izler, rol alır, alkış bekler. İnsanın bunun bir ilüzyon olduğunu görmesi ancak travmalar ya da uzun süren monotonluklar sonrası çöküntüler ile mümkün olur ki o zaman da hemen yenilerini inşa etmeye başlar. Yoksa insan, yordanamaz evren sisteminden atom altı parçacıklarına varan bir "saçılımın" değersiz bir alt sistemi oluşu fikrini kaldıramaz, yanar. &lt;a href="http://sadbutguru.blogspot.com/"&gt;Guru&lt;/a&gt;lar, bu fikre varıp yananların, kendilerine "ama sen çok değerlisini" binbir şekilde söyleyip ikna etmeleri için arayıp buldukları insanlardır.&lt;a href="http://sadbutguru.blogspot.com/"&gt; Guru&lt;/a&gt;lar, bir nevi, yangın söndürücü tinsel iluzyonları insanların yüzüne sprey gibi sıkan, kendi varlıklarını yukarıdaki üçlemeden ruha daha yakın bir konuma yerleştirmiş kişilerdir. Her halukarda dengeleri, aptal aşıklarınkinden daha garantitedir, kahvaltı yapmasalar da olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* İnsan mutsuzluğu evren kadar bakidir ve "mutluluk", mutsuzluğun olmadığı yere verilen addır. Seni mutluluk yalanlarıyla kandırmak isteyenler önce ruhtan bahseder, onu kutsar, ululaştırır. Ancak bu binbir türlü kutsanışının ruha tanıdığı imtiyaz, mantığın tek bir cümlesiyle yerle yeksan olabilir. Mantık/us, ruha böyle hükmederken, duygulara hükmedemez. Duygulara ruh hükmeder... Mantığa da duygular... Kuyruğunu yiyen bir yılandır işte insan. Sadece devinir, devinir, koca bir sıfır çizedurur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*Abraham Maslow, ihtiyaçlar hiyerarşisi teorisinde&amp;nbsp; sırasıyla bir nevi fiziksel, duygusal, ussal ve ruhsal ihtiyaçları karşılmak zorunda olduğumuzu söyler. Yanılmıştır. İnsan ilüzyonlarını hafife almıştır. İnsan öyle bir varlıktır ki aşk acısı sanrısına kapıldığında mesela, yemek içmek istemez, açlık tanımaz, aşkı onun tek gerçekliğidir. Ruhani esrikliğiyle bir derviş, kırk gün yemeden, içmeden durabilir. Veya rasyonel ihtiyaçlarını, örneğin okulunu bitirmeyi, iş bulup çalışmayı es geçen bir kişi, ruhsal deneyimler peşinde koşabilmektedir.&amp;nbsp; Bu işte her zaman bir sıra olmayabilir. Üstelik istisna sayılan bu örnekler kanımca hiç de azımsanacak istatistik değerler değildir. Maslow yanılmıştır; insanı, ihtiyaçları değil ilüzyonları yönlendirir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8805422722434663860-3280053021793623297?l=hich-antispace.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hich-antispace.blogspot.com/feeds/3280053021793623297/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8805422722434663860&amp;postID=3280053021793623297&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8805422722434663860/posts/default/3280053021793623297'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8805422722434663860/posts/default/3280053021793623297'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hich-antispace.blogspot.com/2011/10/wanna-sprinkle-myself-to-humanbeing.html' title='wanna sprinkle myself to the humanbeing'/><author><name>Hich</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00535283720960988098</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_MSJQupltPNY/SY2N3r4UFbI/AAAAAAAAAJU/14j8fcaGszM/S220/pijama-dsgn01.jpg'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8805422722434663860.post-2882313210562614748</id><published>2011-10-06T15:36:00.000+03:00</published><updated>2011-10-06T15:36:48.099+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bulantı'/><title type='text'></title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/-PTCuiD16DhQ/To2gLR7m4JI/AAAAAAAAAoQ/ELvY4N3vHQQ/s1600/DSC_0823.miami4web.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="245" src="http://2.bp.blogspot.com/-PTCuiD16DhQ/To2gLR7m4JI/AAAAAAAAAoQ/ELvY4N3vHQQ/s400/DSC_0823.miami4web.jpg" width="400" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;karanlıktan korkmuyorum. bazen gövdemin ortası kara kara yanıyor. senin yüzünden. ama artık korkmuyorum. sabırla ateşin, isin, yanık kokusunun dağılmasını bekliyorum. aklım başıma geliyor.&lt;br /&gt;artık aklım beni tutuyor, çünkü şimdi senden daha güçlü. vakum azalıyor, kararım senden daha güçlü. herşey senden daha güçlü. kalbim dışında. o tekliyor. kimyasal bir atak gelmediğinde dayanabiliyorum.. ama bazen yoksunluk krizi boyumu aşıyor.. kahve içiyorum ve sigara... arkadaşlarıma koşuyorum ve votkaya.. sakinleşince, ruhum tekrar beliriyor zihnimde, geçecek diyor, böylece bitecek, artık bekleme. anlıyorum..&lt;br /&gt;sürekli anlıyorum, herşeyi anlıyorum. hep anlıyorum. anlama anının verdiği güce bağımlı oldum. ama ruhum sesleniyor "anlamaya çalışma...&amp;nbsp; fayda etmeyecek, sadece bak, seyreyle, çok az kaldı varmana gideceğin yere". "bırak gitsin" diyor...&lt;br /&gt;"bırak gitsin" &lt;br /&gt;&amp;nbsp;bırak..&lt;br /&gt;kanatlarını aç...&lt;br /&gt;yüksel..&lt;br /&gt;yüksel...&lt;br /&gt;ve git buradan... &lt;br /&gt;çok az kaldı varmana gideceğin yere...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;photo: hich&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8805422722434663860-2882313210562614748?l=hich-antispace.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hich-antispace.blogspot.com/feeds/2882313210562614748/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8805422722434663860&amp;postID=2882313210562614748&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8805422722434663860/posts/default/2882313210562614748'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8805422722434663860/posts/default/2882313210562614748'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hich-antispace.blogspot.com/2011/10/karanlktan-korkmuyorum.html' title=''/><author><name>Hich</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00535283720960988098</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_MSJQupltPNY/SY2N3r4UFbI/AAAAAAAAAJU/14j8fcaGszM/S220/pijama-dsgn01.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/-PTCuiD16DhQ/To2gLR7m4JI/AAAAAAAAAoQ/ELvY4N3vHQQ/s72-c/DSC_0823.miami4web.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8805422722434663860.post-1925331008352649282</id><published>2011-10-05T11:27:00.000+03:00</published><updated>2011-10-05T11:27:09.292+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Artist'/><title type='text'>Mustafa Atalay'ın yaprakları...</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: left; width: 450px;"&gt;&lt;object data="http://www.blurb.com/assets/embed.swf?book_id=2362433&amp;amp;locale=en_US" height="300" id="myWidget" type="application/x-shockwave-flash" width="450"&gt;&lt;param name="allowFullScreen" value="true"&gt;&lt;/param&gt;&lt;param name="wmode" value="transparent"&gt;&lt;/param&gt;&lt;param name="allowScriptAccess" value="always"&gt;&lt;/param&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.blurb.com/assets/embed.swf?book_id=2362433&amp;amp;locale=en_US"&gt;&lt;/param&gt;&lt;a target="_new" href="http://www.blurb.com/books/preview/2362433?ce=blurb_ew&amp;amp;utm_source=widget"&gt;&lt;img src="http://bookshow.blurb.com/bookshow/cache/P3227499/md/wcover_2.png"&gt;&lt;/img&gt;&lt;/a&gt;&lt;/object&gt;&lt;div style="display: block;"&gt;&lt;a href="http://www.blurb.com/bookstore/detail/2362433?ce=blurb_ew&amp;amp;utm_source=widget" style="margin: 12px 3px;" target="_blank"&gt;yaprak odalari 7x7 by Mustafa Atalay&lt;/a&gt; | &lt;a href="http://www.blurb.com/landing_pages/bookshow?ce=blurb_ew&amp;amp;utm_source=widget" style="margin: 12px 3px;" target="_blank"&gt;Make Your Own Book&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8805422722434663860-1925331008352649282?l=hich-antispace.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hich-antispace.blogspot.com/feeds/1925331008352649282/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8805422722434663860&amp;postID=1925331008352649282&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8805422722434663860/posts/default/1925331008352649282'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8805422722434663860/posts/default/1925331008352649282'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hich-antispace.blogspot.com/2011/10/mustafa-atalayn-yapraklar.html' title='Mustafa Atalay&apos;ın yaprakları...'/><author><name>Hich</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00535283720960988098</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_MSJQupltPNY/SY2N3r4UFbI/AAAAAAAAAJU/14j8fcaGszM/S220/pijama-dsgn01.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8805422722434663860.post-7480033502945614759</id><published>2011-09-29T14:54:00.003+03:00</published><updated>2011-09-29T15:13:18.992+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bulantı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hiç'/><title type='text'>things are gettin' kinda gross</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: right;"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/-_pYqpZTlJgs/ToRbXsFI6fI/AAAAAAAAAoE/xYU2QXus3tQ/s1600/chemamadoz2.jpg" imageanchor="1" style="clear: right; float: right; margin-bottom: 1em; margin-left: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="320" src="http://3.bp.blogspot.com/-_pYqpZTlJgs/ToRbXsFI6fI/AAAAAAAAAoE/xYU2QXus3tQ/s320/chemamadoz2.jpg" width="266" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="font-size: x-small;"&gt;a sip of bourbon a bite of cherry pie a sniff of cocaine a little bit of cry&amp;nbsp; a little bit of gaze a little bit of daze a sip of tears a little bit of fear a puff of dope a bunch of thoughts a little bit&amp;nbsp; hope a little bit doubt a look at the mirror a trick of a winner a torn on the face a little bit sour a little bit fake a sip of bourbon a bite of garbage a hole in the soul the hole causes damage a little bit of dance a little bit of high it's a kinda music but it's kinda gross&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size: x-small;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;h.&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size: x-small;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size: x-small;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Pic: Chema Madoz&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size: x-small;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;a href="http://www.chemamadoz.com/gallery1.htm"&gt;See the gallery here&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8805422722434663860-7480033502945614759?l=hich-antispace.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hich-antispace.blogspot.com/feeds/7480033502945614759/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8805422722434663860&amp;postID=7480033502945614759&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8805422722434663860/posts/default/7480033502945614759'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8805422722434663860/posts/default/7480033502945614759'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hich-antispace.blogspot.com/2011/09/things-are-gettin-kinda-gross.html' title='things are gettin&apos; kinda gross'/><author><name>Hich</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00535283720960988098</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_MSJQupltPNY/SY2N3r4UFbI/AAAAAAAAAJU/14j8fcaGszM/S220/pijama-dsgn01.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/-_pYqpZTlJgs/ToRbXsFI6fI/AAAAAAAAAoE/xYU2QXus3tQ/s72-c/chemamadoz2.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8805422722434663860.post-1874610173602666127</id><published>2011-09-21T16:15:00.000+03:00</published><updated>2011-09-21T16:15:37.608+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bulantı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hiç'/><title type='text'>0 (sıfır)</title><content type='html'>Hayatım canlı, ben cansızım.&lt;br /&gt;Sakinim mi demeliydim.&lt;br /&gt;Değişiyorum. &lt;br /&gt;Sessizce kabuk değiştiriyorum. Kimse farketmiyor.&lt;br /&gt;Hücrelerim yenilendikçe, yüzüme, ellerime sinen koku zerreleri,&lt;br /&gt;tecrübelerim toz olup havaya karışıyor. &lt;br /&gt;Saçlarımı yıkadıkça, tırnaklarımı kestikçe unutuyorum.&lt;br /&gt;Atığa dönüşen tuhaf bir hikayeyim.&lt;br /&gt;Sonu belirsiz bir filmin son bölümüyüm.&lt;br /&gt;Kültüm artık, sıradan bir hayatın elbiseleri içinde.&lt;br /&gt;Kimsenin anlamasının gerekmediği, öylesine birşeyim.&lt;br /&gt;Hiçim yine.&lt;br /&gt;Mutsuz değilim, mutlu da.&lt;br /&gt;Kadın değilim, erkek de.&lt;br /&gt;Ne yinim ne yang.&lt;br /&gt;Sıfırım.&lt;br /&gt;Bütün tuhaflığımla....&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/-Vuz5OtdcKao/TnnhWE4mVsI/AAAAAAAAAlg/Jw4LOzWh088/s1600/4681586710_01ecc21da7_b.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="320" src="http://2.bp.blogspot.com/-Vuz5OtdcKao/TnnhWE4mVsI/AAAAAAAAAlg/Jw4LOzWh088/s320/4681586710_01ecc21da7_b.jpg" width="212" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Pic: &lt;a href="http://nemoetnihil.com/nggallery/page-37/image/148"&gt;Nemo et Nihil&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8805422722434663860-1874610173602666127?l=hich-antispace.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hich-antispace.blogspot.com/feeds/1874610173602666127/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8805422722434663860&amp;postID=1874610173602666127&amp;isPopup=true' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8805422722434663860/posts/default/1874610173602666127'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8805422722434663860/posts/default/1874610173602666127'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hich-antispace.blogspot.com/2011/09/0-sfr.html' title='0 (sıfır)'/><author><name>Hich</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00535283720960988098</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_MSJQupltPNY/SY2N3r4UFbI/AAAAAAAAAJU/14j8fcaGszM/S220/pijama-dsgn01.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/-Vuz5OtdcKao/TnnhWE4mVsI/AAAAAAAAAlg/Jw4LOzWh088/s72-c/4681586710_01ecc21da7_b.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8805422722434663860.post-7685119053008857023</id><published>2011-09-20T14:42:00.001+03:00</published><updated>2011-09-20T21:33:02.509+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kısa hikaye'/><title type='text'>Jell-o sea</title><content type='html'>&lt;i&gt;Bu hikayedeki bütün karakterler ve olaylar kurgudur. Çok önceden yazılmış bir gençlik bunalımıdır.&lt;/i&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlk satırlar şöyle:&lt;br /&gt;"ağlaya ağlaya ölmek istedim. ağlamak insanı öldürebilse keşke. gücümün tek yettiği, ağlamak, düşünmek, üzülmek tekrar ağlamak." &lt;br /&gt;Sevgilisinin hayatında başka biri var. Bunu anlayınca böyle kendinden vazgeçmiş kitabın kahramanı. Devam ediyor:&lt;br /&gt;"...şimdi onun beli ince mi, kolları sıcak mı, sevişirken iyi mi, benim kadar özverili mi, akıllı mı, eğitimli mi bilmiyorum. tek bildiğim onu da sevdiğin. artık sana baktığımda yalnız seni değil onu da düşünüyor, onu da duyumsuyorum. şimdi sen iki kişilik bir varoluşsun gözümde, o yüzden büyüyüp şiştin, ve kalbim bu halinle seni sevmeye yetişmiyor. o yüzden kah senden iğreniyorum kah tapıyorum." &lt;br /&gt;Ve;&lt;br /&gt;"... Kırklı yaşlarındaki kadınlar orta yaş bunalımıyla kendilerini aldatan kocaları için, evliyiz, evine döner nasılsa deyip, bağırlarına taş basarak oturur beklerler. ben bu yaşımda bunu yaşıyorum. evli değiliz, belli ki olmayacağız da, ve belki de&amp;nbsp; sandığımdan daha önemsizim hayatında; ayrılacağız. ama seni bırakamıyorum. şimdi "başka kadın" düşüncesinin zehriyle oradan buradan fırlayan yılansı kuruntularımı susturmam ve kendimi avutmam gerekiyor. şimdi bütün düşüncelerimi, değerlerimi, bakış açımı ve duygularımı tekrar tekrar yenmem, her seferinde boğazımı, gözlerimi kanatarak kendimi yutmam gerekiyor. rehabilite eden onlarca tekniğin ve tam randıman kullandığımın mantığımın desteğiyle inşa ettiğim taze bakış açılarım, sana yaklaşımlarım tek bir zehirli düşünceyle altlarında dinamit patlamış gibi yıkılıyor. mesela "ertesi gün evinde gördüğüm o balon kadehlerle şarap içerken onun da gözlerinin içine baktın mı?" ya da&amp;nbsp; "kirli çamaşırlarının arasında bulduğum o kadın çorabı kaç gündür oradaydı,çorabın sahibi ne kadar süreyle çıplak kaldı?" ve yahut "kanepede bulduğum saçlar tabi ki bana ait değildi, neden hemen geçiştirdim ki"gibi düşünceler bunlar. zehirleri midemde toplanıyor. yemek yiyemiyorum. açlıktan halsiz düştükçe özgüvenim de düşüyor. ben artık aç, çaresiz ve öfkeli bir fırtınayım."&lt;br /&gt;Ve;&lt;br /&gt;"...sokakta gördüğüm her güzel kızın O olabileceğini düşünüyorum. her neşeli kadın kahkası yüreğimi yakıyor. ya O da böyle gülüp aklını başından alıyorsa! bensiz yaşadığın güzellikleri çağrıştırdıklarından bakmaktan keyif aldığım her güzel nesne, manzara ya da kadın, düşmanım oldular. sana söylediğim&amp;nbsp; her aşk sözcüğünden tiksiniyorum, O'nun da sana söylemiş olma ihtimali var. mesela ayaklarına methiyeler düzmüş, dudaklarını övmüş, boynundaki bene ilan-ı aşk etmiş olabilir. senin söylediğin her aşk sözcüğünden de tiksiniyorum. O'na da söylemişsindir diye... bulantım öyle büyüdü ki; dokunduğum herşeyi, daktilomu, ekmeği, saçlarımı, ellerini yutarak ilerleyen bir hortum oldu; yıkıcı, öfkeli ama ortasında çöl kadar sessiz..." &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"...beni sana çeken mıknatısın gücünü sonlandırmaya muktedir değilim galiba ama neyse ki kendimi sonladırmaya kudretim her zaman olacak.hayatım ve kafam bu kadar karışmışken, bir köşede ağlamaktan başka yapacak daha iyi şeylerin olduğu gibi pis bir umuda kapılmam ne kötü; işleri sadece daha da karıştırıyor. oysa saltık bir umutsuzluğa erinceye kadar şu acıyı çekip bitirsem, yani bir nevi kendimi sonlandırsam; ölsem, belki yeniden dirilirim. O zaman ayağa kalkar, bir daha da fani aşk gibi aptalca bir işe kalkışmadan, yaşamı ağzının kenarındaki çikolatalı dondurmanın izlerine aldırmadan koşup oynayan bir çocuğun anlayışıyla yaşayacak dermanı bulabilirim. bu da pis bir umut tabi, ama en azından içinde ölüm var."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"halen, şu yarı umutlu yarı umutsuz halimle, kendime işkencelerin en büyüğünü yapıyor, bütün dikenlerine rağmen seni içimde taşıyorum. iç organlarım kanıyor ve iç dünyam."&amp;nbsp; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunları okuyunca ürperdim. Kadın duygularını süzüp sözcüklere çevirmiş. Keşke ben de yapabilseydim. Benim dilim bir kütük kadar kalın ve kıymıklıdır, iki lafı bir araya getiremem. Getirebilsem Koray'a bütün şüphelerimi onu tiksindirmeden sorabilir, meraktan kuruyan yüreğime su serperdim. Ama yapamıyorum. Ben bir kaybedenim, o nu da kaybedeceğim. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gözlerim yoruldu, Anna'nın hikayesine daha sonra devam etmek üzere kitabı kapatıp uyudum. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ertesi sabah kararlılıkla giyinip kuşandım, okula gittim. Dersleri dinlemek için olağanüstü bir gayret gösterdim. Ders aralarında yaşamaktan zevk alan varlıkların gülüşmelerine katılmaya çalıştım. Kendimi kutluyorum, oldukça iradeli davrandım. Ama becerikli değildim. Hiç becerikli olmadım. Hiç resim çizemem, ensturman çalamam, beden eğitimi derslerinde kimse beni takımına seçmek istemez. Tek iyi olduğum konu yaşamdan itinayla nefret etmek sanırım. Nefes almaktan mesela, kimse benim gibi nefret edemez.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eve dönüp odama kapandım. İnternette Koray hakkında delil toplamaya çalıştım. Facebook sayfasında dolandım. Arkadaşlarını gizlemiş, kimseyi göremedim. yakın arkadaşlarının arkadaş listelerinden olası kızlara baktım. Ne güzel kızlar var! Ne havalı ne hoşlar. Hepsi olabilir. Anna'nın dediği gibi, gördüğüm her güzel kız yüreğimi yaktı. İğrenip kapattım bilgisayarı. Biraz tatlı yemeliyim. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gece geç saatte Koray'ı aradım. Açmadı. Yarım saat sonra tekrar aradım, açmadı. Kesin evinde bir kız var işte, başka delil aramaya gerek var mı? Karnımdan boynuma oradan gözlerime yükselen bir sızı sonunda beni ağlattı. Öylece uyumuşum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sabah şişmiş gözler, patlamış bir burun ve dağınık saçlarla aynaya bakınca okula gitmemem gerektiğini anladım. Bu halde ortalıkta dolaşırsam, hele ki onunla karşılaşırsam nasıl davranacağımı bilemem, muhtemelen saçmalarım. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kahvaltı niyetine bir dilim kızarmış ekmeği kemirip en büyük kupamla koyu bir kahve içtim. Kitaba dönmek istiyordum; şu anda bana en yakın insan Anna'ydı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sayfalar beni hemen içine aldı. Anna, sevgilisi Dan'in iş yerindeki bir sekreter kızla okul arkadaşı olduğundan sekretere utana sıkıla Dan'in son zamanlarda kimlerle görüştüğünü, sıradışı birşeyler olup olmadığını soruyor. Kız da Anna'ya uzun boylu bir kadının&amp;nbsp; ofise iki kez ziyarete geldiğini söylüyor. Anna kıza bütün detayları anlattırıyor ve Dan'i takip etmesi gerektiğini düşünerek oradan ayrılıyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Uzun boylu olması beni sevindirdi. Çünkü kısa boylu kadınlar daha oynaktır. Sevimli ve sıcaktırlar. Kalbini daha kolay ısıtır, seni kendilerine daha kısa sürede bağlarlar. Bu durumda daha oynak, sevimli ve sıcak olan ben oluyorum. Bu iyi haber.İnce bir kadın olması da iyi; şöyle iri göğüslü, yuvarlak popolu bir kadın olsa başedemezdim. Bilirsin tahta göğüslüyümdür. Sanırım hep aynı tür kadınlardan hoşlanıyorsun. Ne sıkıcı..." &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Keşke ben de bilsem rakibim kısa mı uzun mu. Benden güzel olduğu kesin. Bak hala geri aramadı. Anna, yardım et.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Benimle sevişirken bakabileceğim en derin noktasına bakıyorum gözünün. Kaçırmıyorsun. Anlamıyorum. Ona da böyle bakabiliyor musun?" &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Burada durdum. Koray'a duyduğum özlem ateş gibi sıçradı tepeme. Hemen aradım. Uzun uzun çaldı. Sonunda cevap geldi:&lt;br /&gt;-Aloo&lt;br /&gt;-Merhaba tatlım, nasılsın?&lt;br /&gt;-İyiyim tatlım. dün aramışsın, uyuyordum. &lt;br /&gt;(gece 11:30'da mı?)&lt;br /&gt;- Hm, tamam tatlım. Özledim görüşelim mi bugün?&lt;br /&gt;-Benim biraz işlerim var ama akşam 8 civarı boş olurum. Uygun mu?&lt;br /&gt;(evet!!!)&lt;br /&gt;- Uygun. O zaman bekliyorum 8'de. Bay bay.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne olursa olsun, o benim sevgilim, ona aşığım ben. Ne isterse yaparım. Yeterki benim olsun. Böyle düşündükten sonra ağladım. Kalkıp duş aldım. Giyeceklerime karar verdim -yaklaşık 1 saat boyunca. Sonra da internette dedektifliğe koyuldum. Korayın yakın arkadaşlarının arkadaş listelerindeki taramamı sürdürdüm. Görebildiğim kadarıyla bütün ihtimal taşıyan kızların profillerini inceledim, arkadaş listesi görünenlerde Koray'ı arattım. Evli olmayan, yanında bir erkek ile profil resmi olmayan, Şanlıurfa'da ya da Duisburg'ta falan oturmayan kızlardı bunlar.Birkaçı Koray'la da arkadaştı onları not aldım. Sonra&amp;nbsp; da bu yakın arkadaşların fotoğraflarını inceledim. Birinin geçen sene yazın Bodrum'da çekilmiş bir fotoğrafında Koray'ın yanısıra Hande diye bir kızda etiketlenmişti. Kanım dondu. Bu kızın profiline bakmış ve Koray'ın adını bulmuştum. Hemen sahte bir hesap açıp kızla arkadaş olmaya giriştim. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sahte hesap açmak oldukça zor bir işmiş. Herkes seni kabul etmiyor, üstelik Facebook belli bir sayıda arkadaş davetine izin veriyor. Bir de baktım saat 7 olmuş. Hemen giyinip süslendim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O gece birlikte yemek yerken Koray için, tıpkı Anna gibi, hem nefret hem aşk duyuyordum. Canım sevgilimin yüzünü öperken bir anda Hande'nin profilinde gördüğüm resmi gözümün ününe geliyor, Koray'ı itmek sonra da ağlamak istiyordum. Sevişip, uyuduk. Sabah erkenden gitti. Evde yalnızdım. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hemen bilgisayarına dadandım. Ama açamadım, şifreliydi. Hüsranla ortalığı kolaçan ettim. Bir toka, bir krem, bir çorap aradım. Bulamadım. Bir yandan geri gelmesinden duyduğum korku bir yandan da karşılaşabileceğim delillerin heyecanıyla titreyerek çekmecelerine baktım. Hiç birşey yoktu. Evden çıktım. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Okula gitmedim. Eve bilgisayarımın başına koştum. Sahte Facebook hesabıma onlarca arkadaş ekledim. Sanırım artık hazırdım. Hande'ye arkadaşlık teklifi yolladım. Beklemeye başladım. On dakikada bir, sayfayı yenileyerek bekledim, bekledim. Yemek yedim, duş aldım, bekledim. Saatler geçti, cevap gelmedi. Belki de hiç gelmeyecekti. Yakın arkadaşım Selin aradı. Durumu anlattım. "Ben de bir sahte hesap var" dedi. Ah şu kadınlar; aşk sahnelerinde zevkler bir, acılar bir, tecrübeler bir, aktörler farklı. Hemen Selin'in hesabından da bir teklif yolladım Hande'ye. Selin'in hesabı erkekmiş hem de üç ortak arkadaşları var; bir şehir haberleri organizasyonu, bir barmen, bir de evli bir kız. Yarım saat içinde kabul geldi. Bütün organlarım taş kesildi. Yutkunamadım. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hande'nin profilinden çok da akıllı bir kız olmadığı, basit bir üniversiteyi paralı bitirdiği, zengin ama taşralı bir ailenin&amp;nbsp; kızı olduğu anlaşılıyordu. Fotoğraflarından uzun ve ince bir vücut ile ortalama basit, hatta biraz da çirkince bir yüz seçiliyordu. Kafam bir böğürtlen çalısı kadar karıştı. Nasıl oluyordu da Koray bu benden az, benden eksik kızla beni aldatabiliyordu? Ne zamandan beri bu böyleydi? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kafamı toplamaya çalıştım. Herşey bir arkadaşımın Koray'ı bir kızla elele Tunalı Hilmi de yürürken gördüğünü söylemesiyle, yani yaklaşık 6 hafta önce başlamıştı. Şimdi, bir, kesin biliyorduk ki Koray beni aldatıyordu, iki, o kız yüksek ihtimalle Hande idi. Nitekim sayfasında&amp;nbsp; Koray'dan kendisine bırakılmış bir duvar iletisi de vardı: "İyi ki doğdun bebeğim" Bebeğim mi? Bebeğim ha?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İğrendim, iğrendim ve kustum. Bağırdım, ağladım, uyukladım, ağladım. Anna, ne yapacaksan yap, bana yol göster!&amp;nbsp; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Okumak çok zor gelse de Anna'ya döndüm. Onun için işler çözülmeye başlamıştı. Dan'i işten sonra takip etmiş, Ritz Hotel'in lobisinde uzun kadınla kahve içerken görmüş, dünyası kararıp eve dönmüştü. &lt;br /&gt;"Ritz'in bir odasına çıkacak mısınız diye bekleyemezdim sevgilim. sonrasında kendimi tutamayıp kapınızın önünde zevk iniltilerinizi dinlemekten korktum."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ah, Anna. Ben de takip etmeliyim sanırım. Ama arabam yok. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Artık kendimi iyi hissediyorum. Kadın beş para etmez, sense kuruş etmezsin. Bence birbirinize çok uygunsunuz. Zavallı uzun kadın bana sarfettiğin aşk sözcüklerini, verdiğin sözleri duymak istermi acaba? Bir kadın olarak görevim hemcinsimi korumak olmalı. Yeter bu erkek milletinden çektiğimiz." &lt;br /&gt;Anna böyle düşünüp, Uzun bacaklı kadının izini sürmeye başladı. Onu buldu ve tanıştı. Ama hiçbirşey söylemedi. Hiç birşey. Ben onun yerinde olsam kızı yerlerde sürüklerdim. Ama belki de haklıdır. Dur bakalım ben şu Hande'ye bir mesaj atayım: "Selam, fotoğrafında gördüğüm şu harika köpekten istiyorum. Var mı alabileceğim tanıdık?". Gönderdim. Ertesi gün cevap geldi. ":) eğer ciddiysen bakarız. Ankara'da mısın?"&lt;br /&gt;"Evet, yeni taşındım İstanbuldan, biraz yabancısıyım. Köpeği gerçekten isterim. MSN var mı?"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;MSN üzerinden sohbet etmeye başladık Hande'yle. Hakkkında Google'dan ve diğer paylaşım sitelerinden bulduğum bütün bilgileri koz olarak kullandım: "bayılırım Amsterdam'a, her sene gider 1 hafta kalırım" "sence de nükleer santral korkunç değil mi?" Bu böyle 2 hafta sürdü. Bu arada ben Koray'la beraber oluyor, hiç birşey yokmuş gibi davranıyor hatta olağan halimden çok daha sevimli, anlayışlı ve tatlı sözlü bir halde sunuyordum kendimi ona. Halinden memnundu, beni daha sık arıyordu. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2 haftanın sonunda benden iyiden iyiye hoşlanmaya başlayan Hande neden bir fotoğrafımın olmadığını sormayı akıl etti. Önce gizem iyidir gibi birşeyler zırvaladım. Ama kafamda kurmaya başladığım planımı gerçekleştirmek için bu konuya bir çözüm getirmem gerektiğini anladım. Çocukluk arkadaşım, bir dediğimi iki etmeyen, bana hep abilik taslasa da aramızdan su sızmayan arkadaşım Kemal geldi aklıma. Hemen yakışıklı bir fotoğrafını Hande'ye yolladım. Hande iltifatlar yağdırdı. Bilmukabele ben de. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu arada okula gitmiyor, evde ya MSN'de Hande'yle konuşuyor ya Anna'yı dikkatle izliyor ya da Koray'la buluşuyordum. Biz ve Anna bir kişi, Koray ve Hande diğer kişi gibiydi. Anna ağlamayı bırakmıştı. İntikam planları kuruyordu, tabi ben de.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Uzun, bugün beni aradı. Birlikte kahve içmek istediğini canının sıkkın olduğunu söyledi. Hemen buluştuk. Ona Ritz'e gitmeyi önerdim, tabi ki reddetti. Basit bir kafede kahvelerimizi içerken bana hayatında bir buçuk senedir birinin olduğunu, ancak onunla işlerin düşündüğü gitmediğini, sevgilisinin evlenmeye yanaşmadığını anlattı. Dan, sevgilim, biliyorum benimle evleneceksin." &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Burada Anna'ya öfkelendim. Dan'e hala bu kadar umutla bakabilmesi beni çileden çıkardı. Ama okumayı sürdürünce anladım ki Anna artık yalnızca bir kalp ve bir beyinden ibaret varoluşunda, yorulan beyni her duygusunu sağlıklı biçimde rafine edemediğinden böyle boşlukları vardı. Ama benim olmayacaktı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Uzun'a üzülmekte haklı olduğunu, bu işlerin ciddiye alınması gerektiğini, evlilik için ısrar etmesini öğütledim. Dinledi, süslü laflarımdan etkilendi. Ayrıldık." &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anna hikayesinde birkaç hafta yalnız kalıyor. Dan sözde iş seyahatlerine çıkıyor ve geri döndüğünde hediyler, öpücekler, tatlı sözlerle Anna'yı kucaklıyordu. Aşklarının tekrar canlandığını hisseden Anna, aynı benim yaptığım gibi, yumuşak huylu, tatlı, cazibeli bir kadını oynuyordu. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nihayet bugün Koray ile ben de hiç olmadığımız kadar iyiydik. Başını dizlerime yatırıp dakikalarca bacaklarımı okşadı. Gülüştük, konuştuk, film izleyip yattık. Ama siz benim, intikamın soğuk elleri beni her gece yatağımda okşarken Koray'a, gösterdiğimin yarısı kadar bile aşık olmadığımı tahmin edersiniz. İntikam planımı bu haftasonu gerçekleştireceğimi düşünürek sabahı zor ettim. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eve geldiğimde kahvemi yanıma koyup işe koyuldum. Zavallı Hande yine çevrimiçiydi. Hemen selam verdim:&lt;br /&gt;-Merhaba bebeğim&lt;br /&gt;-Selaam&lt;br /&gt;-Bugün nasıl bakalım prensesim?&lt;br /&gt;-iyiyim, çok sıkılıyorum &lt;br /&gt;(ve saire)&lt;br /&gt;- Haftasonu işin var mı? &lt;br /&gt;- Bilmem &lt;br /&gt;- Cumartesi günü benimle buluşup birşeyler içmek ister misin prenses?&lt;br /&gt;- :) bilmem, olabilir. &lt;br /&gt;(Olabilir demek, sanki bu anı iple çekmedin kaltak!)&lt;br /&gt;-Tamam o zaman 9 gibi Pano'da buluşalım mı?&lt;br /&gt;- Ok, buluşalım.&lt;br /&gt;-Şimdi çıkıyorum bebeğim, seni görmek, tanımak için deli gibi sabırsızım:)&lt;br /&gt;- hihi, ben de öyle. Bay bay.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nihayet bu dandik MSN yazışmalarımızın bir sonu geldiği için mutluyum. Hemen Kemal'i aradım. &lt;br /&gt;-Kemal, merhaba, senden birşey isteyeceğim.&lt;br /&gt;-Hayırdır kanka, ne oldu?&lt;br /&gt;- Birşey sorma Kemal, hepsini daha sonra anlatacağım. Ama şimdi sana bir kızla sahte bir kimlikle yaptığım sohbet günlüklerini yolluyorum. Onları oku, bu kız hakkında bilgin olsun. Onunla Cumartesi, yani yarın saat 9'da Pano'da buluşup bu sahte kimlik senmişsin gibi davranacaksın. Sana sormadan adını verdim, resmini yolladım. Biliyorum kızacaksın bana ama, hikayeyi anlatınca bana hak vereceğinden eminim.&lt;br /&gt;-Kanka ne diyorsun sen?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kemal, konuyu iyice anlayana kadar onlarca soru sordu, biraz mızırdandı ama sonunda kabul etti. Hem belki bu işten o da nasiplenir, eve atacağı bir kız böylece ayağına gelmiş olurdu. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu işi hallettikten sonra rahatça ayaklarımı uzatıp Anna'yı okudum. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"...Uzun'la sık sık görüşüyoruz sevgilim. Yatağınıza kadar girdim bilesin. Hani sen hoşlanmazdın oral seksten? Demek benim ağzımmış problem olan. Neyse sevgilim, öğreniyorum ki Uzun seni, sen Uzun'u çok bunaltıyorsunuz. Sen koynumda rahatlıyorsun ama onun kimsesi yok. Bak anne babasını da geçen yıl bir kazada kaybetmiş. Ne zalimsin sevgilim, sen yok musun!.."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"... Uzun bugün bana her zamankinden farklı göründü. Yüzünde tanımsız bir karanlık vardı, ellerinden damarları fırlamış, sanki gövdesi küçülmüştü. Kafası karışık, algısı bulanıktı. Depresyonun dibine vurduğunu anladım. Artık benimle dertleşmek de ona fayda vermiyor, çaresizlikten kıvranıyor zavallı. Bana bulaşırsanız böyle olur sevgilim, bana bulaşırsanız olacak bu."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anna güncesine beni şaşırtan öfke dolu sözlerle devam ediyor. Bu kadının ne istediğini anlayamıyorum bir türlü. Kah Uzun'a yakınlık duyuyor kah Dan'e. Karanlık ve delice sözler ediyor:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"varoluşun amaçsızlığı bir karadelik gibi beni yutuyor. Neden yaşıyorum ki ben? Bunca çabam kim için? Senin için mi Dan? Beni üç kuruşluk kadınlarla aldatan, kendinden bi haber, karaktersiz bir kımıl zararlısın sen."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kitabın son sayfasına geldim, bir kahve daha alıp, göreceğim sondan endişe ederek okumaya koyuluyorum: &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Beklediğim oldu sevgilim. Aylardır çektiğim ızdırap sona erdi ve bugün beklediğim oldu. Uzun artık yok. Bir daha hayatına giremeyecek. Artık benimsin. Uzun gitmiş. Evinin penceresinden sonsuzluğa atlamış. Bugün evini aradığımda yardımcısı olan kadın söyledi. Cesedini dün akşamüzeri bulmuşlar. Artık benim misin Dan? Benim misin?"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anna'nın bu çıldırmış sonunu okuyunca kalakaldım. Ben de böyle çıldırıyor muyum? Hayır, benim planım daha basit. Göreceksiniz, ben aklı salim birisiyim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cumartesi günü bütün günü evde dizdize geçirdikten sonra, akşam sekiz buçukta, Koray'a evde bunaldığımı, biraz çıkmak, şarap içmek istediğimi söyledim. Artık bir dediğimi iki etmeyen sevgilim, beni hemen istediğim yere götürecekti. Giyindik kuşandık, elele Pano'ya girdik. Saat on civarıydı. Gözlerimle tarayıp Hande ve Kemal'in masasını tespit ettim. Kemal dersine çalışmış görünüyordu; muhabbet koyuydu. Hatta yanyana duran gövdeleri oldukça flörtöz sinyaller veriyordu. Suratımda koca bir gülümsemeyle Koray'a iyice sokuldum ve "A, sevgilim bak Kemal, hadi gidip bir selam verelim." Masalarına yaklaşırken Hande Koray'ı gördü. Yüz hatlarından paniğe kapıldığını anlamak güç değildi. Koray'a göz ucuyla baktım; alnı kırışmış, yüzü öfkeyle kararmıştı. Yanlarına varınca, "Kemal, canım kankam, ne zamandır görüşmüyorduk. Kim bu güzel? Sen hiç boş durmaz mısın" dedim. Sonra da Hande'ye uzanıp ekledim: "Merhaba ben Anna, bu da sevgilim Koray".&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8805422722434663860-7685119053008857023?l=hich-antispace.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hich-antispace.blogspot.com/feeds/7685119053008857023/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8805422722434663860&amp;postID=7685119053008857023&amp;isPopup=true' title='7 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8805422722434663860/posts/default/7685119053008857023'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8805422722434663860/posts/default/7685119053008857023'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hich-antispace.blogspot.com/2011/09/jell-o-sea.html' title='Jell-o sea'/><author><name>Hich</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00535283720960988098</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_MSJQupltPNY/SY2N3r4UFbI/AAAAAAAAAJU/14j8fcaGszM/S220/pijama-dsgn01.jpg'/></author><thr:total>7</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8805422722434663860.post-1225734823431003414</id><published>2011-04-27T16:42:00.000+03:00</published><updated>2011-04-27T16:42:30.497+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bulantı'/><title type='text'>dua</title><content type='html'>Tanrım Zaman, lütfen beni diğerlerinden kayır. İçimden hızlıca geç; ben uyurken, uyuşukken, sarhoşken veya sudayken değil, ayıkken, acırken, ağlarken, bulanırken, kurarken, kusarken ve saklanırken.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tanrım Zaman lütfen yaramın kapanması için kaç gün gerekiyorsa hesabıma yaz, ömrümün sonundan düş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Lütfen Tanrım, algılarımı kapat umutlarımı öldür, kalbimi çiğ çiğ ye. Beni duyusuz ve duygusuz kıl.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zaman, sen olmasan herşey aynı anda olurdu, lütfen yokmuş gibi davran ki kendim de dahil herşeyi unutabileyim. Hafızamı ve onun her uyaranla hortlayan lanetli anılarını al; o anılara ağlayan gözlerimi kör et.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tanrım Zaman, mümkün olan en küçük birimin süresinde beni bu sözde canlı hayatımdan vakumla çek. İğrenç tiyatronda bana rolünü biçtiğin bu beceriksiz karakteri öldür. Hemen öldür, Tanrım lütfen, hemen öldür. Lütfen, hemen Tanrım, hemen öldür. &lt;br /&gt;Lütfen Zaman,&lt;br /&gt;bit.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8805422722434663860-1225734823431003414?l=hich-antispace.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hich-antispace.blogspot.com/feeds/1225734823431003414/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8805422722434663860&amp;postID=1225734823431003414&amp;isPopup=true' title='14 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8805422722434663860/posts/default/1225734823431003414'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8805422722434663860/posts/default/1225734823431003414'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hich-antispace.blogspot.com/2011/04/dua.html' title='dua'/><author><name>Hich</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00535283720960988098</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_MSJQupltPNY/SY2N3r4UFbI/AAAAAAAAAJU/14j8fcaGszM/S220/pijama-dsgn01.jpg'/></author><thr:total>14</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8805422722434663860.post-3564466079239690064</id><published>2011-04-25T16:12:00.000+03:00</published><updated>2011-04-25T16:12:10.286+03:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>Cennetten kovulmak kolay,&lt;br /&gt;Becerebiliyorsan cehennemden kovul...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8805422722434663860-3564466079239690064?l=hich-antispace.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hich-antispace.blogspot.com/feeds/3564466079239690064/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8805422722434663860&amp;postID=3564466079239690064&amp;isPopup=true' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8805422722434663860/posts/default/3564466079239690064'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8805422722434663860/posts/default/3564466079239690064'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hich-antispace.blogspot.com/2011/04/cennetten-kovulmak-kolay.html' title=''/><author><name>Hich</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00535283720960988098</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_MSJQupltPNY/SY2N3r4UFbI/AAAAAAAAAJU/14j8fcaGszM/S220/pijama-dsgn01.jpg'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8805422722434663860.post-4894020260742839764</id><published>2011-04-23T22:19:00.001+03:00</published><updated>2011-04-23T22:24:23.839+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bulantı'/><title type='text'>noir</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-Y2GEVbjG35Q/TbMlcp_2SBI/AAAAAAAAAk4/akGjlWAJLEk/s1600/DSC_4299.verweb.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="210" i8="true" src="http://1.bp.blogspot.com/-Y2GEVbjG35Q/TbMlcp_2SBI/AAAAAAAAAk4/akGjlWAJLEk/s320/DSC_4299.verweb.jpg" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;feminen&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/-znyciD9i05k/TbMlgfTddJI/AAAAAAAAAk8/ROdNZRxQs1Q/s1600/DSC_4272.verweb.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="206" i8="true" src="http://2.bp.blogspot.com/-znyciD9i05k/TbMlgfTddJI/AAAAAAAAAk8/ROdNZRxQs1Q/s320/DSC_4272.verweb.jpg" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;poison&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/-RLwmb8fo5SQ/TbMljw6s2MI/AAAAAAAAAlA/yufM114AL3Y/s1600/DSC_4306.verweb.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="201" i8="true" src="http://3.bp.blogspot.com/-RLwmb8fo5SQ/TbMljw6s2MI/AAAAAAAAAlA/yufM114AL3Y/s320/DSC_4306.verweb.jpg" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;requiem&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-Lo4Vm3o_l48/TbMlpH_E2kI/AAAAAAAAAlE/-4ID5-1LTpE/s1600/DSC_4231.verweb.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="212" i8="true" src="http://4.bp.blogspot.com/-Lo4Vm3o_l48/TbMlpH_E2kI/AAAAAAAAAlE/-4ID5-1LTpE/s320/DSC_4231.verweb.jpg" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;tears&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-t11xET64cTw/TbMlqP-b89I/AAAAAAAAAlI/O4nixW2aNEQ/s1600/DSC_4249.verweb.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="152" i8="true" src="http://4.bp.blogspot.com/-t11xET64cTw/TbMlqP-b89I/AAAAAAAAAlI/O4nixW2aNEQ/s320/DSC_4249.verweb.jpg" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;tears...&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;span style="font-size: xx-small;"&gt;Photos by Hich.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8805422722434663860-4894020260742839764?l=hich-antispace.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hich-antispace.blogspot.com/feeds/4894020260742839764/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8805422722434663860&amp;postID=4894020260742839764&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8805422722434663860/posts/default/4894020260742839764'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8805422722434663860/posts/default/4894020260742839764'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hich-antispace.blogspot.com/2011/04/noir.html' title='noir'/><author><name>Hich</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00535283720960988098</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_MSJQupltPNY/SY2N3r4UFbI/AAAAAAAAAJU/14j8fcaGszM/S220/pijama-dsgn01.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/-Y2GEVbjG35Q/TbMlcp_2SBI/AAAAAAAAAk4/akGjlWAJLEk/s72-c/DSC_4299.verweb.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8805422722434663860.post-1494280764149786451</id><published>2011-02-14T16:10:00.000+02:00</published><updated>2011-02-14T16:10:03.525+02:00</updated><title type='text'>sevgililer gününüz</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: left;"&gt;&lt;a href="http://resurgere.deviantart.com/art/Preview-Heart-3-88874106?q=boost%3Apopular%20blood%20heart&amp;amp;qo=41"&gt;&lt;img border="0" height="320" src="http://4.bp.blogspot.com/-ziLZ8u4UJTg/TVk3G2qYPxI/AAAAAAAAAkw/-1XDYE_d-c4/s320/Preview___Heart___2_by_resurgere.jpg" width="247" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: left;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;kurtlu olsun... &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8805422722434663860-1494280764149786451?l=hich-antispace.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hich-antispace.blogspot.com/feeds/1494280764149786451/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8805422722434663860&amp;postID=1494280764149786451&amp;isPopup=true' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8805422722434663860/posts/default/1494280764149786451'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8805422722434663860/posts/default/1494280764149786451'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hich-antispace.blogspot.com/2011/02/sevgililer-gununuz.html' title='sevgililer gününüz'/><author><name>Hich</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00535283720960988098</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_MSJQupltPNY/SY2N3r4UFbI/AAAAAAAAAJU/14j8fcaGszM/S220/pijama-dsgn01.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/-ziLZ8u4UJTg/TVk3G2qYPxI/AAAAAAAAAkw/-1XDYE_d-c4/s72-c/Preview___Heart___2_by_resurgere.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8805422722434663860.post-7822587283646381522</id><published>2011-01-07T19:55:00.000+02:00</published><updated>2011-01-07T19:55:03.289+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bulantı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hiç'/><title type='text'>noose</title><content type='html'>Her geçen gün daha geniş bir açıyla gördüğü dünyayı aynı zamanda daha fazla pas ve çürük renklerine bulanmış&amp;nbsp;görüyordu. Ve her gün bu "bitmek üzere" hissi daha da kuvvetleniyordu. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kelebek'in ilki 10 yaşında olmak üzere birkaç intihar deneyimi olmuştu. Kendini uzunca bir kumaş parçasıyla boğmaya kalkışmış,&amp;nbsp; bağladığı düğümü açmak için&amp;nbsp;çırpınmış, gözlerinden yaşlar boşalmış, çok korkmuş, nihayet düğümü çözdüğünde ise kimseye&amp;nbsp;birşey söylemeden,&amp;nbsp;suçlu suçlu gidip yatağına yatmıştı. Daha sonraki yıllarda&amp;nbsp;birkaç kez ecza dolabındaki bir yığın ilaçtan onlarcasıyla- her defasında dozu artırarak-&amp;nbsp;kendine kokteyller hazırlayıp yutmuş,&amp;nbsp;yatağına yatmış,&amp;nbsp;sabah da sapasağlam kalkmıştı.&amp;nbsp;Son olarak bileklerini kesmeye kalkışmıştı. Ancak&amp;nbsp;sarhoş olduğundan becerememiş kollarını çizik içinde bırakmıştı.&amp;nbsp;&amp;nbsp;Yakınları onun bu&amp;nbsp;intiharcıllığını şaka yollu anlatışından bilirlerdi. Kuzeni henüz 16 yaşındayken ona Niçin İntihar? adında bir kitap bile hediye etmişti. Kelebek bunu hiç okumadı. Belki de intiharcıl karanlığın içinden çıkmasını hiç istemediğinden. Belki de bu karanlıktı geceleri annesi dönüp&amp;nbsp;bakmazken&amp;nbsp; onu emziren. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aylar önce başlayan&amp;nbsp;bu tuhaflığı da yine bu karanlıktandı. Sırtı ürperiyor, bazen bir huşuyla bazen de korkuyla kaplanan zihni olan bitene anlam vermeye çalışıyordu. Bu duruma mistik anlamlar yüklemeyecek kadar geçmişti o mistik yollardan. Mistik yollar semptom tedavi eden ilaçlar gibiydi. Asla gerçek kendinin çürümüşlüğünü iyileştiremezdi. Bu "tuhaflık"ta da mistik hiç birşey yoktu. Sadece Kelebek'in kendisi kendisine aval aval bakmakta, gördüğü şeyi bazen beğenmekte bazen de ondan ürkmekteydi. Hepsi buydu işte. Ve bu vizyon çok sıklaşmıştı. "Fabrika ayarlarında"&amp;nbsp;zaten depresif bir yapısı olan, bu yüzden&amp;nbsp;günlük akışa kendini zar zor bırakabilen&amp;nbsp;Kelebek, bu durduk yere karşısına çıkan tuhaflık yüzünden iyice içine kapanmıştı. Yalnız kalmak istiyor, yalnız kalınca da kah ağlıyor kah gülüyordu. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kimselere anlatamıyordu bu halini. Zaten anlatsa da kim inanırdı ki? 30 yıllık ömrünün büyük kısmını takdığı maskesini tasarlamak, dikmek, dikişlerini sağlamlaştırmak, onarmak sonra yeniden tasarlamak, değiştirmek, dikmek ve sağlamlaştırmakla uğraşmış; maske o kadar güçlü, etkileyici ve sağlam olmuştu ki görenler Kelebek'i tek kelimeyle "hayat dolu" olarak tanımlayabilirdi. Kolaydı işte&amp;nbsp;hayat; iyi maskeler takar, "iyi bilinir"diniz. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gün geçtikçe Kelebek'in bu tuhaflığı "bitmek üzere" hissine dönüştü.&amp;nbsp;"2012'de dünyanın sonu gelecek" diye dürtmüştü içinden bir ses, sandal ağacı ve paçuli karışımı bir tütsü kokusu gibi içinden yükselerek, "mutlaka&amp;nbsp;onu hissediyorsundur". Mistisizm'in vantuzlu kollarına&amp;nbsp; bir kez düştünüzmü kolay kurtalamazdınız işte böyle.&amp;nbsp;Geçiştirdi bu sesi Kelebek. Aslında ne olduğunu anlamak için iyice dikkatli baktı. Saltık bir "bitmek üzere" hissiydi işte, başka hiç bir şey değildi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O zaman anladı Kelebek ne yapması gerektiğini. Bir kağıt kalem alıp başladı yazmaya. Aşağıdakileri karaladı çabucak:&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_MSJQupltPNY/TSdKdC3EYkI/AAAAAAAAAkg/hp120TxkrgI/s1600/DSC_3747.JPG" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="282" n4="true" src="http://4.bp.blogspot.com/_MSJQupltPNY/TSdKdC3EYkI/AAAAAAAAAkg/hp120TxkrgI/s320/DSC_3747.JPG" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;Bir çiftçinin uzaklardaki bir&amp;nbsp;köyde ya da bir mahkumun bir metrekarelik hücresinde zahmetsizce yapabileceği, belki de&amp;nbsp;intiharların en ilkeli ama en şiirseliydi kendini asmak. Bir parça ip, herkesten çok cesaret, hepsi bu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;Nasıl bir ip, nasıl düğüm atılır diye düşündü. İnternette buldu cevapları. Birkaç metrelik kalın bir ipe düğüm atılır. Aşağıdaki gibi: &lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none; clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_MSJQupltPNY/TSdOgV8jTPI/AAAAAAAAAkk/QrA0pHARz70/s1600/HANG.png" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" n4="true" src="http://4.bp.blogspot.com/_MSJQupltPNY/TSdOgV8jTPI/AAAAAAAAAkk/QrA0pHARz70/s1600/HANG.png" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none; clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none; clear: both; text-align: left;"&gt;Ardından düğümün açık ucu tavandaki ya da başka bir yükseklikteki sağlam bir kancaya sıkıca düğümlenir. Bir sandalye ile ipin&amp;nbsp;sonlandığı yüksekliğe erişilir.&amp;nbsp;Düğüm sol kulağın arkasına gelecek şekilde ip boyuna geçirilir. ﻿Sandalye bir tekmede devrilir. &lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none; clear: both; text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none; clear: both; text-align: left;"&gt;Kelebek bütün bunları yapmadı elbette. Bir kenara yazıp, beklemeye karar verdi. Belki&amp;nbsp;biraz temiz hava almalıydı belki de sadece karnı açtı. Belki de&amp;nbsp;bu "bitmez üzere" safsatasının kendisiydi&amp;nbsp;bitmek üzere olan. Belki de o&amp;nbsp; yuvalanmış karanlık, içinden başka bir yere taşınmaya karar vermişti... &lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none; clear: both; text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none; clear: both; text-align: left;"&gt;"Hayır" dedi, "lütfen beni bırakma!"&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none; clear: both; text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none; clear: both; text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none; clear: both; text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none; clear: both; text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none; clear: both; text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none; clear: both; text-align: left;"&gt;&lt;span style="font-size: xx-small;"&gt;Not: Yukarıda verilen intihara ilişkin bilgilerden bu hikayenin yazarı sorumluluk kabul etmez. Nitekim&amp;nbsp;bu bilgilere internetteki saygın kabul edilen pek çok siteden ulaşılabilir. Örneğin &lt;/span&gt;&lt;a href="http://www.wikihow.com/Tie-a-Hangmans-Noose"&gt;&lt;span style="font-size: xx-small;"&gt;tıklayınız&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-size: xx-small;"&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8805422722434663860-7822587283646381522?l=hich-antispace.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hich-antispace.blogspot.com/feeds/7822587283646381522/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8805422722434663860&amp;postID=7822587283646381522&amp;isPopup=true' title='7 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8805422722434663860/posts/default/7822587283646381522'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8805422722434663860/posts/default/7822587283646381522'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hich-antispace.blogspot.com/2011/01/noose.html' title='noose'/><author><name>Hich</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00535283720960988098</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_MSJQupltPNY/SY2N3r4UFbI/AAAAAAAAAJU/14j8fcaGszM/S220/pijama-dsgn01.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_MSJQupltPNY/TSdKdC3EYkI/AAAAAAAAAkg/hp120TxkrgI/s72-c/DSC_3747.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>7</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8805422722434663860.post-6707101516286092159</id><published>2010-12-10T13:49:00.000+02:00</published><updated>2010-12-10T13:49:11.018+02:00</updated><title type='text'>Ararat</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_MSJQupltPNY/TQISSLxzerI/AAAAAAAAAkM/6UkEnMm_Yz4/s1600/mount_ararat.gif" imageanchor="1" style="clear: left; cssfloat: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="240" n4="true" src="http://1.bp.blogspot.com/_MSJQupltPNY/TQISSLxzerI/AAAAAAAAAkM/6UkEnMm_Yz4/s320/mount_ararat.gif" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;The road, &lt;br /&gt;the mountain, &lt;br /&gt;the far land.&lt;br /&gt;The power, &lt;br /&gt;the poverty, &lt;br /&gt;the fear.&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&amp;nbsp;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_MSJQupltPNY/TQISSz49VxI/AAAAAAAAAkQ/O_19SaU9ufU/s1600/ararat-mountain.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; cssfloat: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="209" n4="true" src="http://4.bp.blogspot.com/_MSJQupltPNY/TQISSz49VxI/AAAAAAAAAkQ/O_19SaU9ufU/s320/ararat-mountain.jpg" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;I'll go take some photos of my own though.&lt;br /&gt;I could't find the credits for these two...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8805422722434663860-6707101516286092159?l=hich-antispace.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hich-antispace.blogspot.com/feeds/6707101516286092159/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8805422722434663860&amp;postID=6707101516286092159&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8805422722434663860/posts/default/6707101516286092159'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8805422722434663860/posts/default/6707101516286092159'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hich-antispace.blogspot.com/2010/12/ararat.html' title='Ararat'/><author><name>Hich</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00535283720960988098</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_MSJQupltPNY/SY2N3r4UFbI/AAAAAAAAAJU/14j8fcaGszM/S220/pijama-dsgn01.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_MSJQupltPNY/TQISSLxzerI/AAAAAAAAAkM/6UkEnMm_Yz4/s72-c/mount_ararat.gif' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8805422722434663860.post-5035428258547479039</id><published>2010-11-22T09:47:00.000+02:00</published><updated>2010-11-22T09:47:42.831+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hiç'/><title type='text'></title><content type='html'>&lt;em&gt;&lt;span style="font-family: &amp;quot;Courier New&amp;quot;, Courier, monospace; font-size: x-small;"&gt;the more you talk,&lt;/span&gt;&lt;/em&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;img border="0" height="220" ox="true" src="http://1.bp.blogspot.com/_MSJQupltPNY/TOoevL8atdI/AAAAAAAAAjc/16y4jG7Pae0/s320/DSC_0393bw1.jpg" width="320" /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: &amp;quot;Courier New&amp;quot;, Courier, monospace; font-size: x-small;"&gt;&lt;em&gt;the less I ...&lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: left;"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_MSJQupltPNY/TOoeyc2KfNI/AAAAAAAAAjg/sz1glWTTrQQ/s1600/DSC_0349.ed.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="209" ox="true" src="http://2.bp.blogspot.com/_MSJQupltPNY/TOoeyc2KfNI/AAAAAAAAAjg/sz1glWTTrQQ/s320/DSC_0349.ed.jpg" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: left;"&gt;&lt;span style="font-family: &amp;quot;Courier New&amp;quot;, Courier, monospace; font-size: x-small;"&gt;Model:&amp;nbsp;&amp;nbsp;my sweet Maggy... &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8805422722434663860-5035428258547479039?l=hich-antispace.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hich-antispace.blogspot.com/feeds/5035428258547479039/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8805422722434663860&amp;postID=5035428258547479039&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8805422722434663860/posts/default/5035428258547479039'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8805422722434663860/posts/default/5035428258547479039'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hich-antispace.blogspot.com/2010/11/more-you-talk-less-i.html' title=''/><author><name>Hich</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00535283720960988098</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_MSJQupltPNY/SY2N3r4UFbI/AAAAAAAAAJU/14j8fcaGszM/S220/pijama-dsgn01.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_MSJQupltPNY/TOoevL8atdI/AAAAAAAAAjc/16y4jG7Pae0/s72-c/DSC_0393bw1.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8805422722434663860.post-8823681391787385758</id><published>2010-11-21T22:20:00.008+02:00</published><updated>2010-11-22T06:38:46.481+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bulantı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hiç'/><title type='text'></title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_MSJQupltPNY/TOmCCLkIZTI/AAAAAAAAAjU/vWnwClWCXyc/s1600/DSC_0261bw.jpg"&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; DISPLAY: block; HEIGHT: 214px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5542103790431790386" border="0" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_MSJQupltPNY/TOmCCLkIZTI/AAAAAAAAAjU/vWnwClWCXyc/s320/DSC_0261bw.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_MSJQupltPNY/TOmBNY0xVnI/AAAAAAAAAjM/tKfZkwuyctQ/s1600/DSC_0288.bw.jpg"&gt;&lt;/a&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_MSJQupltPNY/TOmBHLKtbkI/AAAAAAAAAjE/CBTms5YlcyQ/s1600/DSC_0311bw.jpg"&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; DISPLAY: block; HEIGHT: 205px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5542102776712883778" border="0" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_MSJQupltPNY/TOmBHLKtbkI/AAAAAAAAAjE/CBTms5YlcyQ/s320/DSC_0311bw.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="font-size:78%;"&gt;It's unfortunate that when we feel a storm,&lt;br /&gt;we can roll ourselves over 'cause we're uncomfortable&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oh well the devil makes us sin&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;But we like it when we're spinning, in his grin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Love is like a sin my love&lt;br /&gt;For the ones that feels it the most&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Look at her with her eyes like a flame&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;She will love you like a fly will never love you, again&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oh, ho..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;It's unfortunate that when we feel a storm,&lt;br /&gt;we can roll ourselves over when we're uncomfortable&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oh well the devil makes us sin&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;But we like it when we're spinning, in his grin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oh, ho,..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;a href="http://fizy.com/s/1lrlci"&gt;beni dinle!!!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;br /&gt;paradise circus - massive attack &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;p align="center"&gt;&lt;object width="480" height="385"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/_p_MvePxC4w?fs=1&amp;amp;hl=en_US&amp;amp;rel=0&amp;amp;color1=0xcc2550&amp;amp;color2=0xe87a9f"&gt;&lt;param name="allowFullScreen" value="true"&gt;&lt;param name="allowscriptaccess" value="always"&gt;&lt;embed src="http://www.youtube.com/v/_p_MvePxC4w?fs=1&amp;amp;hl=en_US&amp;amp;rel=0&amp;amp;color1=0xcc2550&amp;amp;color2=0xe87a9f" type="application/x-shockwave-flash" allowscriptaccess="always" allowfullscreen="true" width="480" height="385"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8805422722434663860-8823681391787385758?l=hich-antispace.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hich-antispace.blogspot.com/feeds/8823681391787385758/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8805422722434663860&amp;postID=8823681391787385758&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8805422722434663860/posts/default/8823681391787385758'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8805422722434663860/posts/default/8823681391787385758'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hich-antispace.blogspot.com/2010/11/its-unfortunate-that-when-we-feel-storm.html' title=''/><author><name>Hich</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00535283720960988098</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_MSJQupltPNY/SY2N3r4UFbI/AAAAAAAAAJU/14j8fcaGszM/S220/pijama-dsgn01.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_MSJQupltPNY/TOmCCLkIZTI/AAAAAAAAAjU/vWnwClWCXyc/s72-c/DSC_0261bw.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8805422722434663860.post-5056667355416937467</id><published>2010-11-19T07:14:00.003+02:00</published><updated>2010-11-19T08:33:25.934+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bulantı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hiç'/><title type='text'>leave me alone</title><content type='html'>&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; DISPLAY: block; HEIGHT: 214px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5541125193445097890" border="0" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_MSJQupltPNY/TOYIAVtDQaI/AAAAAAAAAi0/Ow1B2gckfZM/s320/livemealone.jpg" /&gt;just go...&lt;br /&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_MSJQupltPNY/TOYIGDtPAnI/AAAAAAAAAi8/g2NFxC0T9XA/s1600/livemealone2.jpg"&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; DISPLAY: block; HEIGHT: 214px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5541125291693245042" border="0" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_MSJQupltPNY/TOYIGDtPAnI/AAAAAAAAAi8/g2NFxC0T9XA/s320/livemealone2.jpg" /&gt;&lt;/a&gt; &lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8805422722434663860-5056667355416937467?l=hich-antispace.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hich-antispace.blogspot.com/feeds/5056667355416937467/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8805422722434663860&amp;postID=5056667355416937467&amp;isPopup=true' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8805422722434663860/posts/default/5056667355416937467'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8805422722434663860/posts/default/5056667355416937467'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hich-antispace.blogspot.com/2010/11/live-me-alone.html' title='leave me alone'/><author><name>Hich</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00535283720960988098</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_MSJQupltPNY/SY2N3r4UFbI/AAAAAAAAAJU/14j8fcaGszM/S220/pijama-dsgn01.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_MSJQupltPNY/TOYIAVtDQaI/AAAAAAAAAi0/Ow1B2gckfZM/s72-c/livemealone.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8805422722434663860.post-3681336656706191124</id><published>2010-11-17T00:19:00.004+02:00</published><updated>2010-11-17T02:34:39.172+02:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>&lt;span style="font-size:78%;"&gt;buraya sıkıştım... geç olmadan birşeyler yapmak istiyorum. hiç birşey yapamıyorum. sadece ağlıyorum. uzun uzun bakıyorum olmadığın yerlere. kahve kokuyor. uyansam iyi olur.  biliyorum. uyansam iyi olur. çok zor. çok üzgünüm.&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8805422722434663860-3681336656706191124?l=hich-antispace.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hich-antispace.blogspot.com/feeds/3681336656706191124/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8805422722434663860&amp;postID=3681336656706191124&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8805422722434663860/posts/default/3681336656706191124'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8805422722434663860/posts/default/3681336656706191124'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hich-antispace.blogspot.com/2010/11/buraya-skstm.html' title=''/><author><name>Hich</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00535283720960988098</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_MSJQupltPNY/SY2N3r4UFbI/AAAAAAAAAJU/14j8fcaGszM/S220/pijama-dsgn01.jpg'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8805422722434663860.post-888677272619507393</id><published>2010-11-10T02:58:00.009+02:00</published><updated>2010-11-17T00:34:18.738+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bulantı'/><title type='text'>ha bide şey...</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_MSJQupltPNY/TNnzc885YaI/AAAAAAAAAh8/Y0jkS94lKoA/s1600/topraksu.jpg"&gt;&lt;img style="MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 214px; FLOAT: left; HEIGHT: 320px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5537724895552168354" border="0" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_MSJQupltPNY/TNnzc885YaI/AAAAAAAAAh8/Y0jkS94lKoA/s320/topraksu.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;böyle havadayken öyle çirkin ki burnun.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;böyleyken o burun, sen mi bana musallat oluyorsun, ben mi sana bilmiyorum. su mu toprağı yiyor, toprak mı suyu kirletiyor? bilemiyorum...ama biliyorum, böyle burnun havadayken ne toprağın ne de suyun kokusunu duyabiliyorsun... ne verdiklerimi alabiliyor, ne vereceklerini verebiliyorsun... eski dostum, kuyruğunla oynama artık... salla gitsin... &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Photo: hich (thanks for the camera ".")&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8805422722434663860-888677272619507393?l=hich-antispace.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hich-antispace.blogspot.com/feeds/888677272619507393/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8805422722434663860&amp;postID=888677272619507393&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8805422722434663860/posts/default/888677272619507393'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8805422722434663860/posts/default/888677272619507393'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hich-antispace.blogspot.com/2010/11/ha-bide-sey.html' title='ha bide şey...'/><author><name>Hich</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00535283720960988098</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_MSJQupltPNY/SY2N3r4UFbI/AAAAAAAAAJU/14j8fcaGszM/S220/pijama-dsgn01.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_MSJQupltPNY/TNnzc885YaI/AAAAAAAAAh8/Y0jkS94lKoA/s72-c/topraksu.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8805422722434663860.post-6741013145798804316</id><published>2010-11-10T02:39:00.004+02:00</published><updated>2010-11-10T02:52:54.645+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kitap'/><title type='text'>kitap</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_MSJQupltPNY/TNnsXa5WYWI/AAAAAAAAAh0/h-Ibzj1Ftqo/s1600/the-devil-s-diaries-17650429.jpg"&gt;&lt;img style="MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 226px; FLOAT: left; HEIGHT: 320px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5537717103929745762" border="0" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_MSJQupltPNY/TNnsXa5WYWI/AAAAAAAAAh0/h-Ibzj1Ftqo/s320/the-devil-s-diaries-17650429.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;komik:) okursan gülersin... &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;okumazsan okuma.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8805422722434663860-6741013145798804316?l=hich-antispace.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hich-antispace.blogspot.com/feeds/6741013145798804316/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8805422722434663860&amp;postID=6741013145798804316&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8805422722434663860/posts/default/6741013145798804316'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8805422722434663860/posts/default/6741013145798804316'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hich-antispace.blogspot.com/2010/11/kitap.html' title='kitap'/><author><name>Hich</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00535283720960988098</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_MSJQupltPNY/SY2N3r4UFbI/AAAAAAAAAJU/14j8fcaGszM/S220/pijama-dsgn01.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_MSJQupltPNY/TNnsXa5WYWI/AAAAAAAAAh0/h-Ibzj1Ftqo/s72-c/the-devil-s-diaries-17650429.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8805422722434663860.post-2536928852302095063</id><published>2010-10-21T23:35:00.005+03:00</published><updated>2010-10-21T23:53:56.877+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='çizgi-roman'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kitap'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Artist'/><title type='text'>enter sandman</title><content type='html'>&lt;div&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_MSJQupltPNY/TMCmCedwzDI/AAAAAAAAAhY/NlUSL2xzNpc/s1600/sandman_endless_1010.jpg"&gt;&lt;img style="MARGIN: 0px 0px 10px 10px; WIDTH: 207px; FLOAT: right; HEIGHT: 320px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5530602903878814770" border="0" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_MSJQupltPNY/TMCmCedwzDI/AAAAAAAAAhY/NlUSL2xzNpc/s320/sandman_endless_1010.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span&gt;Tanışmakta geç kaldığım için hayıflandığım çizgi-roman serisi Sandman'i tanışmayanlara tanıştırmayı borç bildim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://hich-antispace.blogspot.com/2009/08/coraline-emo.html"&gt;Şurada&lt;/a&gt; bahsettiğim Coraline'ın yazarı Neil Gaiman 88-96 yılları arası yazdığı Sandman serisiyle  ödülden ödüle koşmuş. Serinin ilustrasyonlarını başkaları yapmış.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Konusu üstün güçlerle donanmış Endless (sonsuz) ailesinin tuhaf fertlerinin maceralarından oluşuyor. &lt;em&gt;Destiny, Death, Dream, Destruction, Desire, Despair, Delirium&lt;/em&gt; -Kader, Ölüm, Rüya, Yıkım, Arzu, Çaresizlik, Hezeyan- isimli 7 kardeşin üçüncüsü olan Dream Lord, yani Sandman, insanlar uyurken gözlerine rüya kumu serperek onlara rüyalar ihsan eyliyor. Sabahları gözlerdeki çapak da aslında Sandman'in kumuymuş:)...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Elimde Clive Barker'ın giriş yazdığı The Doll's House var... Serinin ikinci kitabı. Bitirmeye &lt;span&gt;kıyamıyorum... Tavsiye ederim....&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;em&gt;Resimde Endless kardeşler... En öndeki şişman cüce Despair'den itibaren saat yönünde sırasıyla, Death, Destiny, Dream, Destruction, Desire, Delerium... &lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8805422722434663860-2536928852302095063?l=hich-antispace.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hich-antispace.blogspot.com/feeds/2536928852302095063/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8805422722434663860&amp;postID=2536928852302095063&amp;isPopup=true' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8805422722434663860/posts/default/2536928852302095063'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8805422722434663860/posts/default/2536928852302095063'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hich-antispace.blogspot.com/2010/10/enter-sandman.html' title='enter sandman'/><author><name>Hich</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00535283720960988098</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_MSJQupltPNY/SY2N3r4UFbI/AAAAAAAAAJU/14j8fcaGszM/S220/pijama-dsgn01.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_MSJQupltPNY/TMCmCedwzDI/AAAAAAAAAhY/NlUSL2xzNpc/s72-c/sandman_endless_1010.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8805422722434663860.post-3176519126296129573</id><published>2010-10-11T06:54:00.008+03:00</published><updated>2010-10-11T07:57:24.709+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hiç'/><title type='text'>straight ahead</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_MSJQupltPNY/TLKQwt4kAKI/AAAAAAAAAhA/x-xpZp3nXV0/s1600/jesuswept.jpg.jpg"&gt;&lt;img style="MARGIN: 0px 0px 10px 10px; WIDTH: 260px; FLOAT: right; HEIGHT: 320px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5526638859361976482" border="0" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_MSJQupltPNY/TLKQwt4kAKI/AAAAAAAAAhA/x-xpZp3nXV0/s320/jesuswept.jpg.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;İçi kokmuş tulum kafalı, ezik toplumun geviş getiren ağzına verecek, kör gözlerini zorla açacak, o neandertal, dar alınlarını karışlayacak bir komünite varsa o da gay komünitesidir herhalde... Bugün, hayatımda ilk kez katıldığım bir gay yürüyüşü ve festivalinde iyice anladım, varlıklarının kerametlerinin neler olabileceğini...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Heteroseksüel birisi olarak gay haklarını savunmam ne kadar anlamlı olur bilmiyorum ama bence biraz daha yer açmak lazım bu üçüncü türe... En başta eğitim, sağlık gibi temel haklarını sosyal linçlere fırsat vermeden sağlamak, sonra da diğer haklarını; evlenmek mi istiyorlar, çocuk mu, çoluk mu vermek zorundayız, çünkü onlar zihinsel evrimimize gerek...*&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zira, toplumun major çokluğu olarak biz straight'ler** bir delinin örf-adet kuyusuna attığı bir taşla yüzyıllarca oyalanabilir, bir diktatörün peşinden sürüklenip aç-susuz kalabilir, bir din liderinin çizdiği tanrıdan ötesini aramaya gerek duymayabiliriz. Kadınlar ve erkekler olarak kendi maskaralıklarımızı anlata anlata bitiremez, sonra da gaylere palyaço görmüş gibi bakarız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Belki biraz tabularımızı, adanmış hayatlarımıza olan bağlarımızı, o çok kutsal, pek ulvi değerlerimizi biraz eleştirsek bu kadar yosun tutmaz, paslanmazdık toplum olarak... İşte burada bu üçharfliler :) yargılayalım, korkalım yada sevelim, bizi başka türlü görmeye; bildiklerimizden, alıştıklarımızdan, öğrettiklerimizden ötesini GÖRMEYE mecbur bırakıyor. "Ben varım, işte burda, ister beğen ister beğenme... "&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Davalarının "yüksek sesi" kulaklarımızı tıkamaya pek fırsat tanımadığı için de ske ske görüyoruz farklı olanı.. "Farklı olan" tek ırktan değil, her ırktan; tek dinden değil her dinden; bir yerden değil her memleketten gelip kendini burnumuzun dibine soktuğundan, ironiktir ki bu defa, ayrımcılığa düşkün insanoğlu, kendi türünün bu çeşidini kabul etmek zorunda kalacak. Yarı parçasını yıkımcı ilan etmiş bir insan evladı olarak burada göbeğimi kaşıyarak gülmek zorundayım, izninizle... FARK'tan bu kadar korkmasaydınız, evriminizde yüksek zekaya, eğitilmiş zihne, entelektüel fikre, sanata, sınırsız aşka ve paylaşıma eğilim gösterirdiniz de allah korusun, insanlığa bir nebze faydanız olurdu. Korktunuz, şimdi fark karşınızda yeseniz de yemeseniz de...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türkiye'de çok fazla gay tanımıyorum. Türkiye'de, şu anda bulunduğum ülkedeki toplumun bu konudaki açıklığına ne zaman yaklaşılır, onu da bilmiyorum. Bildiğim, şeriat gelip hepimizi gay, straight ayırmadan fareler gibi kaçıştırmazsa, Türkiye'deki uykucu ve şakşakçı halkın burnunun dibinde gökkuşağı bayraklarının çok yakında sallanmasının, vatana millete hayırlı, uğurlu ve uyarıcı olacağıdır -şöyle temiz bir amfetamin kafası yaşatmalarını bekliyorum kendilerinden... Belki yazdıklarımın davalarına bir yardımı dokunmaz, ama bilinmelidir ki aslında onlar davalarını kazanırsa, bu insanoğlunun zaferidir: çünkü bu, bin yılların sersemliğinden uyanış ve farklı olanı yürekli bir kucaklayışla açılan yeni algılar getirecektir...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;*:Peki, fizyolojik evrimimizi nasıl etkiliyorlar? Başka bir tartışmanın konusu ama çıkarımlarım bana bir sorun olmadığını söylüyor...&lt;br /&gt;**:düz, heteroseksüel &lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;RESİM: Festival alanı girişinde hıristiyan bir grup gaylere, kürtaja ve islama karşıt söylevler çekip bir anti-gösteri yapıyordu. Teyzem de (!) şıngır mıngır önlerinde dans ediyordu.. işte tam da bunu demek istiyorum... &lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_MSJQupltPNY/TLKVqoDDFhI/AAAAAAAAAhI/X4X7AC9OuQg/s1600/atl.gay.prd.jpg.jpg"&gt;Daha fazla resim.&lt;/a&gt;&lt;/em&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8805422722434663860-3176519126296129573?l=hich-antispace.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hich-antispace.blogspot.com/feeds/3176519126296129573/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8805422722434663860&amp;postID=3176519126296129573&amp;isPopup=true' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8805422722434663860/posts/default/3176519126296129573'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8805422722434663860/posts/default/3176519126296129573'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hich-antispace.blogspot.com/2010/10/straight-ahead.html' title='straight ahead'/><author><name>Hich</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00535283720960988098</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_MSJQupltPNY/SY2N3r4UFbI/AAAAAAAAAJU/14j8fcaGszM/S220/pijama-dsgn01.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_MSJQupltPNY/TLKQwt4kAKI/AAAAAAAAAhA/x-xpZp3nXV0/s72-c/jesuswept.jpg.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8805422722434663860.post-3430472628670012943</id><published>2010-09-21T23:29:00.007+03:00</published><updated>2010-09-22T00:56:28.088+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bulantı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='o'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hiç'/><title type='text'>nude and blued</title><content type='html'>&lt;img style="MARGIN: 0px 0px 10px 10px; WIDTH: 266px; FLOAT: right; HEIGHT: 320px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5519488107952448738" border="0" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_MSJQupltPNY/TJkpMNB_pOI/AAAAAAAAAgY/qFgOwIM7rUA/s320/PicassoBlueNude.jpg" /&gt;Nasıl ki Depeche Mode'un parçalarını her duyduğumda biri beni çıplak görmüş gibi hissediyorsam, yüzüne baktığımda gördüğüm o düz, güçlü, hiç kıpırdamayan ifade de bana hep aynısını hissettiriyor...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bana her baktığında, kendimi senin o açıklanamaz çıplaklığınla eşit hissedene kadar soyunup dökünmem ve bunu yaparken de utancımı bastırmam gerekiyor. Mimiklerimi yüzümden kanatarak kazımam, sağa sola dalıp, ortalıkta dolanmaya bayılan bakışlarımı asıl bakmaları gereken yere sabitlemem ve ağzımı gerekli gereksiz açmadan önce düşünmem gerekiyor. Sen, mesela, sadece karşımda durup bana bakarken, ben dakikalarca soyunmak, yıkanmak, takıp takıştırdığım herşeyden kurtulmakla uğraşıyorum. O, tam da kaşlarımın ortası ile boğazımda aynı anda yanmaya başlayan karanlık, zamansız ve nadide güzelliğimin farkına varmak ve güçlü, ama tarafımdan çar-çur edilmiş zavallı benliğimin yavaşça belirmesini seyretmekle meşgul oluyorum. Omuzlarımdan aşağıya dökülüyor kabuklarım; karşında dudaklarım titriyor; ateş basıyor; aynı anda hem korkuyor, hem utanıyor hem de senin sahibin olmak istiyorum. Tek bakış, aylarca emek verilen o DM parçalarından daha hızlı kanıma karışıp, beni çırılçıplak soymaya yetiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yüzün, bir fotoğraf gibi, kafatasımın içindeki boşlukta uçuşarak savruluyor. Yüzünle oyalanıyorum. Kendimi her fırsatta, her telefon konuşması sırasında ya da her yorgun dakikanın dinlendirici dalgınlığında, elimde bir kara kömür-kalem, rastgele bir kağıt parçasına yüzünü çizerken buluyorum. Bazen kaşlarını, bazen de gözlerini çizemiyorum. Gerçekte hep dümdüz içime bakarken, kağıda geçirilince -seni kopyalamama izin vermezmişsin gibi- gözlerini benden kaçırdığın oluyor, ifadeni çizemiyor, nasıl baktığını anlatamıyorum. Yönümü tamamen şaşırıp kaybolduğum sokaklarda hissetiğim huzursuzluğun aynısıyla bakıyorum kağıda. Sonra, tabi ki buruşturup atıyorum çünkü; oradaki gerçekten sen olsan dudaklarım titrer; ateş basar; aynı anda hem korkar, hem utanır, hem de senin sahibin olmak isterdim.&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Nasıl ki Depeche Mode'un bir parçasını dinledikten sonra şaşkınlığımla kalakalıyorsam başbaşa, sen olmayınca da üşüme, bulantı ve karmaşayla başbaşa kalıyorum. Şüphesiz, üşütmüş oluyorum, soyunup dökünmelerimin etkisiyle kafayı. Ve şüphesiz, iyileşmek için yansımalarının; belki fotoğraflarının, belki de kendi karalamalarımın peşine düşüp, seni canlı, kan dolaşımımı hızlı tutmam gerekiyor. İşte belki şu yazdığımla ısınmıştır kafam biraz. Hapşu. Belki de beter olmuştur, bilmiyorum. &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="font-size:78%;"&gt;Picture: Picasso "Blue Nude"&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8805422722434663860-3430472628670012943?l=hich-antispace.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hich-antispace.blogspot.com/feeds/3430472628670012943/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8805422722434663860&amp;postID=3430472628670012943&amp;isPopup=true' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8805422722434663860/posts/default/3430472628670012943'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8805422722434663860/posts/default/3430472628670012943'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hich-antispace.blogspot.com/2010/09/nude-and-blued.html' title='nude and blued'/><author><name>Hich</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00535283720960988098</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_MSJQupltPNY/SY2N3r4UFbI/AAAAAAAAAJU/14j8fcaGszM/S220/pijama-dsgn01.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_MSJQupltPNY/TJkpMNB_pOI/AAAAAAAAAgY/qFgOwIM7rUA/s72-c/PicassoBlueNude.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8805422722434663860.post-404612808205246951</id><published>2010-09-04T04:53:00.009+03:00</published><updated>2010-09-04T05:51:41.459+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bulantı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hiç'/><title type='text'>nobodylovesnoone.</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_MSJQupltPNY/TIGvq78oQFI/AAAAAAAAAcQ/uqUJHTCa-ss/s1600/A_lost_man__by_jos_al.jpg"&gt;&lt;img style="MARGIN: 0px 0px 10px 10px; WIDTH: 320px; FLOAT: right; HEIGHT: 232px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5512880571059552338" border="0" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_MSJQupltPNY/TIGvq78oQFI/AAAAAAAAAcQ/uqUJHTCa-ss/s320/A_lost_man__by_jos_al.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;Kendini benden daha üstün, daha güçlü sanan karanlığın yavşak sırıtışı karşısında omuzlarım düşüyor, kamburum çıkıyor. Kabuklu bir mahluk gibi içime kapanıyorum. Ağzımı açasım, incilerimi dökesim yok.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsan içine çıkıp sonra da saklanacak, beni güruhun lagalugasından esirgeyecek bir delik aramak zorunda kalmamak için havasız odama ve onun suçlayıcı bakışlarına razı oluyorum. Üzerime gözlerini diken kirli duvarların kirli niyetlerini sezebiliyorum. Beni tam ortadan bölüp içimden kuluçka evresindeki bütün o kötücül parçalarımı, o çirkin paçavarları; o akla yatmaz paranoyak düşüncelerimi, dile dökülmez ayıplarımı, ele avuca sığmaz yaramazlıklarımı ortaya çıkarmak istiyorlar. "Kendi" sözcüğünün, etrafıma çamur gibi bulanarak beni düşürdüğü zor durumlara göğüs gerecek gücüm olsa duvarlara da meydan okurdum elbet. Kendimi bir yıkayıp paklayabilsem o duvarlara vururdum kafamı. Ama yapamıyorum. Basit bir Türkçeyle, kendimi gözden kaçıramıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu saçma odada böyle saatler geçip, içeceklerimi ve nefesimi tüketirken kafamı kaldırmayı akıl ediyorum. Gözlerimi halının çirkin deseninden çekince aynayla gözgöze geliyorum. Yüzüm biraz kızarmış, saçlarım dağınık ama çok güzelim. Hemen iyileşiyorum. Evet evet. Bütün karmaşa piksel piksel çözülüyor, ağırlığım havaya karışıyor, hafifliyorum. "Kimseyi sevmeyeceğim" diyorum durduk yere "hiç kimseyi". Duvarların başları eğilip, bakışları yere çevriliyor. Karanlık arkasına baka baka ufka yollanıyor. Yine yalnızım, yine çok mutluyum. Basit bir Türkçeyle yine siktiğimin kendisinden başka sarılacak bir bok bulamıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Pic: A lost man by jos_al&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8805422722434663860-404612808205246951?l=hich-antispace.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hich-antispace.blogspot.com/feeds/404612808205246951/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8805422722434663860&amp;postID=404612808205246951&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8805422722434663860/posts/default/404612808205246951'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8805422722434663860/posts/default/404612808205246951'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hich-antispace.blogspot.com/2010/09/nobodylovesnoone.html' title='nobodylovesnoone.'/><author><name>Hich</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00535283720960988098</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_MSJQupltPNY/SY2N3r4UFbI/AAAAAAAAAJU/14j8fcaGszM/S220/pijama-dsgn01.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_MSJQupltPNY/TIGvq78oQFI/AAAAAAAAAcQ/uqUJHTCa-ss/s72-c/A_lost_man__by_jos_al.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8805422722434663860.post-2062439634536015289</id><published>2010-08-02T23:08:00.007+03:00</published><updated>2010-08-03T00:41:31.813+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hiç'/><title type='text'>gecelik</title><content type='html'>Balkondan bakınca karşıda tek satıha dizilmiş apartmanları görüyorum. hemen her dairenin perdeleri açık. aradaki küçük vadinin karanlığına beyaz, sarı ışıklar saçılıyor. yaşayanlar yaşantılarını sergilemekten hiç çekinmiyor. kimilerinin televizyonlarında neler izlediklerini seçebiliyorum; bir tanesi sürekli porno izliyor, birisi de hep oyun oynuyor. teraslarda ya mangal yapılıyor ya parti veriliyor. şu terasta -benim gibi- yalnız başına etrafına bakınan bir kadın oluyor hep. şunda da tuhaf ışıklandırmalar var, yanıp sönüyor, kıvrılıp bükülüyor. bir keresinde oradan havaya içinde ateş yanan kağıttan bir balon bıraktılar. dönem filmlerinde rastlayabileceğiniz türden. yavaşça yükselip vadiden aşağı ilerlemişti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şu ara tatilden döndü herkes. tavla sesleri televizyon gürültüsüne karışıyor. ben sadece haftasonları gürültü yapıyorum. onun dışında fare kadar sessizim. bide bazen yüksek sesle ağlıyorum, onun da duyulduğunu sanmıyorum. kimilerinin gürültücü köpekleri var. ama hiç çocuk duymuyorum. her gece en güzel giyinen kadını seçiyorum. genelde şu 2. kattaki kazanıyor. haftasonları oradan buradan havai fişekler patlayınca cama yaklaşıyor. yürürken etekleri uçuşuyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_MSJQupltPNY/TFc7NrpCTiI/AAAAAAAAAaw/0BxlVgJ7kR0/s1600/woman_with_opera_glasses3.jpg"&gt;&lt;img style="MARGIN: 0px 0px 10px 10px; WIDTH: 122px; FLOAT: right; HEIGHT: 160px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5500930576095530530" border="0" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_MSJQupltPNY/TFc7NrpCTiI/AAAAAAAAAaw/0BxlVgJ7kR0/s320/woman_with_opera_glasses3.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Ayın arkasından sapsarı doğduğu binanın 3. katında alemci bir beyefendi oturuyor. her gece ahbaplarıyla içiyor balkonunda. bazen kahkahalar bazen koyu tartışmalar yükseliyor oradan.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dolunay olduğunda vadi aydınlanıyor, ışık araya bir tül gibi geriliyor, dairelerde olan biteni pek seçemiyorum. o zaman da aya bakıyorum sadece. ay hakkında konuştuklarımızı hatırlıyorum. uykum geliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_MSJQupltPNY/TFc62kMUW5I/AAAAAAAAAao/C4vifXkiYiw/s1600/0177_2_lg.jpg"&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Bir kadın var. her gece ya ütü yapıyor pencereye karşı yada camları siliyor. sanki pencereden kaçıp gitmek için fırsat kollarken oralarda oyalanırmış gibi. kırmızı koltuklarına oturduğunu hiç görmedim. kocaman göbekli, biçimsiz bir erkek var evde; kocası olasılıkla. dur bakayım... şimdi bir merdiven getirdi kadın, perdelerini yıkamış, onları takıyorlar beraber.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Geceyarısına yaklaştıkça ışıklar bir bir sönüyor, gece kuşları ve diğer hayvanlar susuyor. Onlar beni görüyor mu bilmiyorum. yada gözetliyor mu? yada vadinin benim bulunduğum yakasındaki evlerin perdeleri de açık mı hep? tek bildiğim tiyatronun yarın yine perde açacağı ve benim insan kımıltısına doyacak gözlerimin o ışıklar gibi bu balkonda ağır ağır kapanacağı. belki de kalkıp yatağıma gitmemeli, burada uyumalıyım. gece rüzgarı ruhumu yıkarken karanlık da onu besler, doyurur. gündüz güneşin -ve sözlerinin- erittiği beynimle kalbim katılaşır, donar belki; yaz ortasında sebepsiz yere üşümeyi anlarım.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8805422722434663860-2062439634536015289?l=hich-antispace.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hich-antispace.blogspot.com/feeds/2062439634536015289/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8805422722434663860&amp;postID=2062439634536015289&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8805422722434663860/posts/default/2062439634536015289'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8805422722434663860/posts/default/2062439634536015289'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hich-antispace.blogspot.com/2010/08/gecelik.html' title='gecelik'/><author><name>Hich</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00535283720960988098</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_MSJQupltPNY/SY2N3r4UFbI/AAAAAAAAAJU/14j8fcaGszM/S220/pijama-dsgn01.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_MSJQupltPNY/TFc7NrpCTiI/AAAAAAAAAaw/0BxlVgJ7kR0/s72-c/woman_with_opera_glasses3.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8805422722434663860.post-8486622298757948153</id><published>2010-08-02T18:33:00.004+03:00</published><updated>2010-08-02T19:23:30.286+03:00</updated><title type='text'>7</title><content type='html'>hem başparmağınla bir yerini yeterince ovalarsan bulaşan bütün izleri silebilirsin.&lt;br /&gt;hem uçakta vuu diye giderken kötü şeyler göğsünden koparak bulut gibi arkanda kalır.&lt;br /&gt;hem güzel başından güzel ayağına kadar haklı o.&lt;br /&gt;hem herkes bir yerde yorulur, herkes bahaneler bulur.&lt;br /&gt;hem yemek yememek o kadar kötü değildir; incecik belin olur.&lt;br /&gt;hem küvet var, reiki var, votka var.&lt;br /&gt;hem yalnızlık mükemmel değil midir?&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8805422722434663860-8486622298757948153?l=hich-antispace.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hich-antispace.blogspot.com/feeds/8486622298757948153/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8805422722434663860&amp;postID=8486622298757948153&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8805422722434663860/posts/default/8486622298757948153'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8805422722434663860/posts/default/8486622298757948153'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hich-antispace.blogspot.com/2010/08/7.html' title='7'/><author><name>Hich</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00535283720960988098</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_MSJQupltPNY/SY2N3r4UFbI/AAAAAAAAAJU/14j8fcaGszM/S220/pijama-dsgn01.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8805422722434663860.post-5517309807197611533</id><published>2010-07-23T22:31:00.011+03:00</published><updated>2010-07-31T18:37:27.077+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kısa hikaye'/><title type='text'>ceza</title><content type='html'>Götü yese kendini şuracıkta jülyen doğrardı ama o alt dudağını kemirmekle yetiniyordu. Yeni sevgilisini o uzun bacaklı kızılla dildile gördüğümüzden beri ancak iki saat olmuştu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Midemi" dedi, "rahatlatmak için bütün zamanların en büyük uyuşturucusuna ihtiyacım var. Söylemeye utanıyorum ama tek çare aşk...."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tükürükler saçarak gülmüşüm. Hayır ama; bu kadar da belli etmemeliydim küçümseyişimi. Yoksa ağlamaya başlardı yine salak karı. Şimdi de tırnaklarını dişlemeye başlamıştı. Votka bardağını bir tam tur döndürüp kalanını kafama diktikten sonra kibarcık sesimle sordum: "Poliamorik olabilir misin?"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Umarım değilimdir" dedi, "homoseksüel olmayı tercih ederdim, en azından onların iyi kötü kabul görüyor ilişkileri."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Tıh" diye gülümüşüm bu kez de. Kabul etmese de öyleydi; yıllardır tanırdırdım. Ne büyük zavallılıktı şunun hali..Her gece birinin koynunda başkasını düşünerek uyuyacaktı. Hep uzanacak hiç tutamayacaktı. Hiç yola gelmeyecekti. Yalanlardan ağzı kokuyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Peter, evini bilemeyen kızları anlatırdı." dedim, "birisi kendi kız arkadaşıymış; evi nerde bilmezmiş. Belki kendisinin kaptığı HIV yüzünden kızcağız o hale gelmişti. Düşünsene on senelik sevgilin AIDS, tesadüfen sende birşey yok. İnsan panik olup çıldırabilir pek tabi. Senin böyle bir travman olabilir mi acaba?"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Derin bir nefes aldı, tıslayarak "bende travma çok dostum" dedi en arabesk tavırlarıyla, sigarasının dumanını uzun uzun üfleyerek. "anlamıyorum" dedi. " daha ne isteyebilir ki bir erkek. Özgür bırakırım, dostluk ederim, eğlenceliyim, gencim, güzelim, emmeye de gelirim gömmeye de."&lt;br /&gt;Bir uzun duman daha.&lt;br /&gt;"Acaba hissediyor olabilirler mi? Yani hep kendilerinden başkalarının da olduğunu hayatımda."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Belki" dedim. Orospu, sen yaparken iyi, herifler yapınca dünyanın en erdemli ama en talihsiz kadınını oynarsın...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Belki de"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Pipeti dişlerinin arasına sıkıştırıp, düşüncelere daldı. Gözleri ne güzeldi. Kenarlarında bir iki ince çizgi peydah olmuştu. Söylesem mi? Sonra, belki, birara.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayatımdan çıkmasına çok uğraşmıştım. Telefon numaramı değiştirmiş, ev arkadaşımı ve evimi değiştirmiş, gittiği yerlere gitmemiş, yine de karşılaşırsak uzunca bir dönem terslemiştim. Ama ne yaptı etti, kapıdan kovsam bacadan girdi, aklımı çelip tekrar eski dost düşman olmaz kontenjanından günlük rutinimin bir parçası olmayı becerdi. Her akşam iş çıkışı bu kokoş bara gelir, birer birşey içeriz, onun eve attıklarını ve yatak hikayelerini dinlerim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aslında itiraf edeyim ilginç bir hayatı var. Hele benim zavallı hayatıma bakınca. Her erkek ona yeni bir yaşam veriyor, yeni yerler, yeni tarzlar, yeni zevkler. Doktorlardan sağlığa, mimarlardan, ressamlardan sanata, yöneticilerden insana dair bilgiler topluyor. Müzisyenler sayesinde sıkı bir arşivi oldu. Bir keresinde beraber olduğu yaşı geçkin bir şarap eksperi ile Doğu Avrupa'da bir şarap turuna çıkmışlardı. Bir kere de şu AKUT'taki herifle zirve tırmanışı için İran'ın bir dağına yollanmıştı. Belki bir araba kitap okusa bu kadar çok şey öğrenemezdi yaşama dair. Zaten okuyamazdı da. Onun için yaşamak erkeklerin kollarından yapılmış bir beşikte sallanmaktı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gözlerine baktım tekrar. Sonra göğüslerine, göğüs çatalına, beyaz, pürüzsüz gerdanına. Canını acıtmak istedim. Ne vardı sanki böyle hovarda olacak. Herkes gibi olsa nolurdu. Ama olur mu? Bizimki sahnelerin yıldızıydı. İllaki sarı saçları, boyalı tırnakları parıldamalı, kirpiklerini çırparak attığı 5 nolu bakışı ile yürekleri yakmalıydı. Bütün ışıklar her zaman ona çevrilmiş olmalıydı. Aklı çıkardı rolünün çalınmasından. Belki o yüzden benim etrafında olmamı bu kadar istiyordu. Güzelliğinin altını çizmek için kendisine kısa boyum, tombul popom, çirkin yüzümle kontrast oluşturmalıydım. Beni yaşantısı ve güzelliğiyle ezmek istiyordu belki de. Bende şimdi onun canını yakmak istiyordum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Kız taş gibiydi ama. Sezarın hakkı sezara"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kaşlarını kaldırıp suratıma bön bön baktı. Bakışlarını umursamazca içkisine çevirdi. Orospunun derisi eşşek derisiydi sanki. Ne söylesen etkilenmez, aşktan başka hiçbirşey onu yaralayamazdı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"E tabi sen de bu ara biraz saldın. Baksana gözlerinin kenarları falan kırışmış kızım"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yine aldırış etmedi. Gerçekten hiç umursamadı! Kaltak kesin telefon defterini ezberinden geçiriyordur, bu akşam kiminle uyuyacağına karar vermek için. Yine gider kronun tekiyle yatar, sırf iyi sikiyor diye.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Saate baktım, onbire geliyordu. "Hadi gidelim" dedim. "Seni eve bırakayım"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kalktık düştük yola. Evi uzaktı, şehrin dışında. Radyoda "Anything for love" çalıyordu, Meat Loaf... Ne eski parçalar çalıyorlardı. Ortaokul günlerim geldi aklıma. Gülümsedim. Ne vahşi bir ergendim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_MSJQupltPNY/TFQLVpcy5cI/AAAAAAAAAaY/uxyIvm3T2EY/s1600/Dark_by_sebbri.jpg"&gt;&lt;img style="MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 467px; FLOAT: left; HEIGHT: 277px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5500033511458006466" border="0" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_MSJQupltPNY/TFQLVpcy5cI/AAAAAAAAAaY/uxyIvm3T2EY/s320/Dark_by_sebbri.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Direksiyonu sola çevirip başka bir yola girdim. Bizikimki dünyadan bir haber cep telefonuna dalmıştı. Bir iki kilometre sonra yolun sağında bir koruluk vardı. Arabayı çekip, "hadi gel" dedim. "Sana iyi gelecek birşey var bende".&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Neymiş o?" dedi şaşırarak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Şu koruluğun arkasına bir satıcının gecekondusu var. Biraz kokain alacağım. Sonra da bir güzel partileriz."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gözleri parladı. Artık hiçbir kroyu aramak zorunda değildi. Peşimden geldi. Koruluğun içine doğru yürüdük. Düşmemek için önüne cep telefonunun ışığını tutuyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İyice karanlık bir yere geldiğimizde "Sen bekle ben hemen alıp geleceğim" dedim. Mızırdandı. "Korkma" dedim "çok kısa sürecek, şurası zaten. Yürüme bu topuklarla"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir süre ortadan kayboldum, ağaçların arasında oyalandım. Geri döndüğümde haftasonundan kalan kokaini cebimden çıkarıp uzattım. "Hadi" dedim. "Yapalım bir round".&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Heyecanla burnunu çekti. Yuvarladığı 10 tl ile paketin içinden hemen koca bir parça aldı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Çişim geldi" dedim, "Çok karanlık, telefonunu ver de şu ileri gidip işeyeyim. Hemen dönerim"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Telefonunu aldım. Sık ağaçların içinden arabaya doğru yürüdüm. Bir "oh" sesi duydum arkamda; kafası gelmişti herhalde. Motoru çalıştırıp yola çıktığımda Enrique Iglesias- Love to see you cry çalıyordu:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"I don't know why, why&lt;br /&gt;But I love to see you cry&lt;br /&gt;I don't know why, why&lt;br /&gt;It just makes me feel alive"&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8805422722434663860-5517309807197611533?l=hich-antispace.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hich-antispace.blogspot.com/feeds/5517309807197611533/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8805422722434663860&amp;postID=5517309807197611533&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8805422722434663860/posts/default/5517309807197611533'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8805422722434663860/posts/default/5517309807197611533'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hich-antispace.blogspot.com/2010/07/ceza.html' title='ceza'/><author><name>Hich</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00535283720960988098</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_MSJQupltPNY/SY2N3r4UFbI/AAAAAAAAAJU/14j8fcaGszM/S220/pijama-dsgn01.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_MSJQupltPNY/TFQLVpcy5cI/AAAAAAAAAaY/uxyIvm3T2EY/s72-c/Dark_by_sebbri.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8805422722434663860.post-1831352066942410265</id><published>2010-07-11T15:05:00.006+03:00</published><updated>2010-07-11T15:37:47.005+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bulantı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hiç'/><title type='text'>ventosa</title><content type='html'>&lt;a href="http://www.monicacookart.com/"&gt;&lt;img style="MARGIN: 0px 0px 10px 10px; WIDTH: 269px; FLOAT: right; HEIGHT: 278px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5492625623518674482" border="0" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_MSJQupltPNY/TDm550YJ_jI/AAAAAAAAAaI/8vl7eJz4ZmU/s320/monica+cook.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;hava çok sıcak... her yer sis grisi... bir piano şakıyor bilgisayarımdan; dudağımı sarkıtıp, kaşlarımı çatıyor... aklımın 8 kolu 500 km uzuyor. sana uzanıyor. umarsızca saklanışına sebep arıyor... &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;nafile, vantuzlarım eli boş dönüyor. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;çaresiz bekliyorum, belki dönüp bu tarafa bakarsın diye. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;aramızdaki bluetooth frekansından kötü kokular geliyor. sanki yüzünü bir daha dönmeyecekmişsin gibi... &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;ağır ağır deliriyorum... &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;sıkıntıdan ve yoksunluktan kendimi öpüyorum. önce kollarımı sonra aklımın kollarını. "biz iyiyiz" diyorum, "iyi olacağız"... sana teşekkür ediyorum içimden, duygudurum kontrol antrenmanı yaptırdığın için. sonra skilmiş pollyanna'yı da kendimi de uyutuyorum.&lt;/span&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;zaten herşey bir kabus.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="font-size:78%;"&gt;painting: monica cook&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8805422722434663860-1831352066942410265?l=hich-antispace.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hich-antispace.blogspot.com/feeds/1831352066942410265/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8805422722434663860&amp;postID=1831352066942410265&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8805422722434663860/posts/default/1831352066942410265'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8805422722434663860/posts/default/1831352066942410265'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hich-antispace.blogspot.com/2010/07/ventosa.html' title='ventosa'/><author><name>Hich</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00535283720960988098</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_MSJQupltPNY/SY2N3r4UFbI/AAAAAAAAAJU/14j8fcaGszM/S220/pijama-dsgn01.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_MSJQupltPNY/TDm550YJ_jI/AAAAAAAAAaI/8vl7eJz4ZmU/s72-c/monica+cook.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8805422722434663860.post-5429999513864304517</id><published>2010-05-21T15:12:00.012+03:00</published><updated>2010-05-21T17:11:17.250+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kısa hikaye'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hiç'/><title type='text'>as above so below</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://goodevans.deviantart.com/art/Pagan-Tree-139599172"&gt;&lt;img style="float: left; margin: 0pt 10px 10px 0pt; cursor: pointer; width: 194px; height: 263px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_MSJQupltPNY/S_aMjjE-lCI/AAAAAAAAAZg/R3E-nvp1vzI/s320/Pagan_Tree_by_Goodevans.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5473716939454845986" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Pagan tapınağının bahçesine gıcırdayan kapıyı iterek girdim. Niyetim toprağa ve ağaca yakın bir kuytu bulup uyumaktı. Kökleriyle toprağın sırlarını ve sihrini emen bir ağaç beni beslerdi, belki karnında uyuyabileceğim bir çam...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Baharın absürd kokuları insanları delirtmeye yeni başlamıştı. Bakışlarındaki paranoyadan bihaber kendi hallerinde sokakları arşınlıyor, birbirleriyle konuşmak için tüm güçlerini harcıyorlardı. Yakında, güçleri tamamen tükenince deliliğe teslim olacak; aşık olup kendilerini hepten unutacaklardı. Ben de biraz yalnız kalabilecektim. Zaten o da gitmişti; uyumak için daha iyi bir zaman olamazdı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eski duvarın köşesinde bir ağaç vardı, meşe ağacı. Göklere tırmanmaya çalışan ruhu, taze yapraklarına zorla rüzgar şarkıları  söyletiyor, bütün yaz konuşacakları o kadim dili öğretmeye çalışıyordu. Nemli toprakla memnuniyetle buluşan geniş gövdesi kendisine sokulmam için ısrar etti. Kırmadım; ceketimi çıkarıp toprağa serdim ve sırtımı yeni uyku arkadaşıma yaslayıp gözlerimi kapattım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;İşte başlıyoruz.  ıııh... böcek mi o? değil heralde. ıh. çantamı yastık yapsam mı. neyse şimdi çok ıh.. hıhhhh. / deniz ne güzel. o kadın kim? anne? anne dikkat ett!! noldu? dalga, çok büyük bir dalgaydı. herşey ıslandı. güneş gözlüğüm.../ hhhh. hep deniz mi göreceğim ben böyle rüyamda. amma yaratıcıymışım!.. ıııh.. o gitti. olsun... cüce* gelip uykumu çalar mı? /.../ ıhh, sırtım. o gitti. içinden müzik yükselir onun; adımları adsız bir dansa ait, sesi tonlarca ağır. sırtım.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yüzüme çarpan bir sinek yüzünden uyandım. Bacaklarım karıncalanmış, giysilerim örümceklenmiş, hava kararmıştı. Sırt çantamdan bir elma çıkarıp yedim; yeşildi, ekşiydi. O gitmişti. Benim de gitmem gerekiyordu. Herkesin hep gitmesi gerekiyordu. Hiçbirimizin şu ağaç kadar toprağı yoktu duracak. Duramazdık. Durmak ölüm müydü? Bilmem, ama yer değiştirmeliydik, her seferinde başka bir sebepten, kaçar gibi. Ama kimden?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte şimdi ben de gidiyordum; gitmek pek de marifet değildi.. Şefkatle  gülümsedim kendime. Bacaklarımı zorlayıp kalktım. Elbet uyuyacak başka bir delik bulurdum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yağmur başlamış, meşe susmuştu; senfoniyi dinleyecekti.&lt;br /&gt;Bense türümü göçebelikle lanetleyen tanrıya küfrü basıp yürüdüm, adımlarımda bir tefin ilk kez duyuduğum ritmiyle...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;br /&gt;*masalda prensesin uykusunu mavi bir şişeye doldurup çalan,  yakışıklı kemancının şişeyi elinden geri aldığı cüce.&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8805422722434663860-5429999513864304517?l=hich-antispace.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hich-antispace.blogspot.com/feeds/5429999513864304517/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8805422722434663860&amp;postID=5429999513864304517&amp;isPopup=true' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8805422722434663860/posts/default/5429999513864304517'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8805422722434663860/posts/default/5429999513864304517'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hich-antispace.blogspot.com/2010/05/pagan-tapnagnn-bahcesine-gcrdayan-kapy.html' title='as above so below'/><author><name>Hich</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00535283720960988098</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_MSJQupltPNY/SY2N3r4UFbI/AAAAAAAAAJU/14j8fcaGszM/S220/pijama-dsgn01.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_MSJQupltPNY/S_aMjjE-lCI/AAAAAAAAAZg/R3E-nvp1vzI/s72-c/Pagan_Tree_by_Goodevans.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8805422722434663860.post-310573775399237645</id><published>2010-05-19T17:13:00.003+03:00</published><updated>2010-05-19T17:22:01.586+03:00</updated><title type='text'>H.P. Lovecraft's Dagon</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_MSJQupltPNY/S_PzFVw-mkI/AAAAAAAAAZY/Te8FENVXoXM/s1600/dagon.jpg"&gt;&lt;img style="MARGIN: 0px 0px 10px 10px; WIDTH: 180px; FLOAT: right; HEIGHT: 256px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5472985245252753986" border="0" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_MSJQupltPNY/S_PzFVw-mkI/AAAAAAAAAZY/Te8FENVXoXM/s320/dagon.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Altıkırkbeş, arka kapağına "ölüm gerçekten bir yorgunluk hali olabilir mi?" diyerek Lovecraft'ın en ücralar, karanlıklar, deliren şeyler hakkındaki hikayelerini Dagon ismiyle basmış... &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Nefisssti... Kapkara... &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Oku bence. &lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;2001'de Dagon adlı öykünün filmi de çekilmiş. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Şimdi rastladım, inenzi... &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8805422722434663860-310573775399237645?l=hich-antispace.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hich-antispace.blogspot.com/feeds/310573775399237645/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8805422722434663860&amp;postID=310573775399237645&amp;isPopup=true' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8805422722434663860/posts/default/310573775399237645'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8805422722434663860/posts/default/310573775399237645'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hich-antispace.blogspot.com/2010/05/hp-lovecrafts-dagon.html' title='H.P. Lovecraft&apos;s Dagon'/><author><name>Hich</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00535283720960988098</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_MSJQupltPNY/SY2N3r4UFbI/AAAAAAAAAJU/14j8fcaGszM/S220/pijama-dsgn01.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_MSJQupltPNY/S_PzFVw-mkI/AAAAAAAAAZY/Te8FENVXoXM/s72-c/dagon.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8805422722434663860.post-3827150379233788840</id><published>2010-05-10T00:36:00.004+03:00</published><updated>2010-05-10T00:49:38.507+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kitap'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Artist'/><title type='text'>A</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_MSJQupltPNY/S-crCRpoh9I/AAAAAAAAAZQ/wELaPBGxGyo/s1600/untitled.bmp"&gt;&lt;img style="MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 114px; FLOAT: left; HEIGHT: 172px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5469387590562514898" border="0" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_MSJQupltPNY/S-crCRpoh9I/AAAAAAAAAZQ/wELaPBGxGyo/s320/untitled.bmp" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Andy Warhol'un A Novel ("A"amfetamine atfen) isimli kitabı, kendisiyle aktör Ondine'ın &lt;em&gt;high-&lt;/em&gt;kafa konuşmalarının kayıtlarının birebir deşifreleri... &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Okuyorum, eğlenceli... Kötü bir kitap "yazmaya" çalışmış gerçekten! &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Şiddetle öneririm. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8805422722434663860-3827150379233788840?l=hich-antispace.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hich-antispace.blogspot.com/feeds/3827150379233788840/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8805422722434663860&amp;postID=3827150379233788840&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8805422722434663860/posts/default/3827150379233788840'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8805422722434663860/posts/default/3827150379233788840'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hich-antispace.blogspot.com/2010/05/blog-post.html' title='A'/><author><name>Hich</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00535283720960988098</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_MSJQupltPNY/SY2N3r4UFbI/AAAAAAAAAJU/14j8fcaGszM/S220/pijama-dsgn01.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_MSJQupltPNY/S-crCRpoh9I/AAAAAAAAAZQ/wELaPBGxGyo/s72-c/untitled.bmp' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8805422722434663860.post-5571620455800714095</id><published>2010-04-01T00:17:00.004+03:00</published><updated>2010-04-01T00:30:48.152+03:00</updated><title type='text'>timeless beats</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_MSJQupltPNY/S7O-9uSD0tI/AAAAAAAAAXo/F0g0ZIPBy6U/s1600/retirement-gift-retired-clock-200.jpg"&gt;&lt;img style="MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 214px; FLOAT: left; HEIGHT: 200px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5454913541280879314" border="0" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_MSJQupltPNY/S7O-9uSD0tI/AAAAAAAAAXo/F0g0ZIPBy6U/s320/retirement-gift-retired-clock-200.jpg" /&gt;&lt;/a&gt; “Zaman olmasaydı herşey aynı anda olurdu.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Belki de o yüzden mutfağa bayılıyorum. Orada, yaşamın aksine, pek çok şey sıra gözetmeden aynı anda oluverir. Mercimek çorbası pişerken tavuk suyu mikrodalgada çözülür ve ben mantar doğrarım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çoğu insanevladı kafası herşeyi teker teker yapmazsa beceriksizleşir. Bense sıraya koyduğum anda, son sıradaki eyleme duyduğum hasretten ilk eylemimi hiç bitiremem. Bir ocak gibi çalışmalıdır kafam; birkaç iş aynı anda yürütülmeli; çorba ve aşk aynı anda pişmelidir. Belki o yüzden telaşlıyım; kötü yemek yapar; beceriksiz yaşar; sakarlıklar, yaralanmalar, unutkanlıklar ve pişmanlıklar biçerim ömrüme. Şu talepkar hem de ısrarcı, zalim zamanı, ocağın gözleri gibi, telaşla dörde böler, mümkün olan herşeyi ömrüne tıkıştırmaya çalışır benim aciz beynim; genç öleceğini bildiğinden.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Üzerimden geçerken zaman, onunla oynadığımı zannetme aptallığıdır tanrının –ya da şeytanın- bana bahşettiği belki. Böylece O’nun kusurlarını görmeye vakit ayıramaz; eskiyen hücrelerimi göremez, bilmek ve olmak istediklerimi aklımda tutamaz, zihnim karışık, gözlerim dalgın, kafam önümde, delirmekle meşgul olurum; herkes gibi. Tanrının- ya da şeytanın- yazılımımıza yüklediği bir “yama”dır zaman.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O halde buradan, bütün üst-sürüm insanoğlunu, herşeyi aynı anda yapmaktan korkmamaya çağırıyorum; artık aynı anda tanrıda kusur aransın ve mercimek çorbası yapılsın. Ağabeylerimiz paralel evrenleri icat ettilerse, herbir evreni son kullanma tarihine kadar tepe tepe kullanın; her birinde başka biri olun, başka işler becerin. Teklikten sakının; madem sonunda delireceksiniz; madem yaşlanınca çocuktan beter, ne dediğini bilmez, halusünojenik günler geçireceksiniz; bari böyle delirin; hemen şimdi burada!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Vasiyetimdir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.soundclick.com/player/single_player.cfm?songid=8891448&amp;amp;q=hi&amp;amp;newref=1"&gt;timeless beats&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8805422722434663860-5571620455800714095?l=hich-antispace.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hich-antispace.blogspot.com/feeds/5571620455800714095/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8805422722434663860&amp;postID=5571620455800714095&amp;isPopup=true' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8805422722434663860/posts/default/5571620455800714095'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8805422722434663860/posts/default/5571620455800714095'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hich-antispace.blogspot.com/2010/04/timeless-beats.html' title='timeless beats'/><author><name>Hich</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00535283720960988098</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_MSJQupltPNY/SY2N3r4UFbI/AAAAAAAAAJU/14j8fcaGszM/S220/pijama-dsgn01.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_MSJQupltPNY/S7O-9uSD0tI/AAAAAAAAAXo/F0g0ZIPBy6U/s72-c/retirement-gift-retired-clock-200.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8805422722434663860.post-8860913102839710821</id><published>2010-03-18T21:57:00.008+02:00</published><updated>2010-11-10T03:44:09.247+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bulantı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hiç'/><title type='text'>Menstruatif Kimsesiz Bulantı</title><content type='html'>&lt;a href="http://www.lukechueh.com/"&gt;&lt;img style="MARGIN: 0px 0px 10px 10px; WIDTH: 240px; FLOAT: right; HEIGHT: 320px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5453387819162000210" border="0" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_MSJQupltPNY/S65TVAeX21I/AAAAAAAAAWQ/HQ2nEEV98tg/s320/Capture3.PNG" /&gt;&lt;/a&gt; &lt;div&gt;Çeşitli sabunlar var banyomda; yasemin, portakal, bir de bilemediğim şu sabun; kokusu ucuz Rus şekerlerine benziyor, küçükken yemiştim. İşte onunla kendimi ovalıyorum, kokusu yayılıyor, gözlerim dalıyor. Su buharı ne güzel, bugün göğsüme yerleştirdiğin buzu çözüyor. Buzu daha sonra anlatırım, banyom bitsin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sabunla işim bitince, saçlarımı kremliyorum, uçlarını. Diplerini kremlersen yapışır kalır, o yüzden uçlarını. Sonra parmaklarımla tarayıp, yıkıyorum. Şimdi sıra saç yağında. Hint yağı, badem yağı, zeytin yağı, defne yağı bir şişede karıştırılır, içine biraz da jojoba, menekşe, biberiye yağları eklenir. Saçlar ıslakken uçlara uygulanır. Uçları severim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Artık çıkıyorum. Bornoza bürünüp, kendimi yatağa atıyorum. Bakıyorum, göğsümdeki buz biraz erimiş, birazı hala duruyor. Alnım endişeyle kırışıyor, kaşlarım kalkıyor; dişlerimi sıkıyor, yatağın ortasına kıvrılıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Buz...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Çünkü bazen, gözümün içine bakarken, kaldırıp kendini başka bir yere koyuyorsun. Öyle birdenbire, başka bir diyara -belki de paralel hatlı başka boktan bir evrene- geçiveriyorsun. Ya da başka bakışların hayaline dalıyorsun, başka gözlerin, nereden bileyim. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;O zaman tutuyorum elini, bir yere gitmeyesin diye. Elin Berlin metroları gibi, nemli ve soğuk. Karanlık basıyor aniden bakışlarına, göz bebeklerin geri çekiliyor, bana odaklanıyor, soruyor: ne var?.. (Ne var? Neden böldün? Neden elimi tuttun, beni tutamayacağını bile bile.) &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Sen öyle bakınca ben kayboluyorum, kimbilir hangi şehrin, sidik kokan bir yeraltı tünelinde. Elimi elinden biraz çekiyorum ama büsbütün çekemiyorum. Çünkü utanıyorum, hepten çekersem tutarsız görünmekten. Tutarsızım da bir bakıma -seni tutamayacağımı bile bile-. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Sırtım ürperiyor, biri buzla şaka yapıyor. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Buz... &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Kolum uyuşmuş, ne güzel. Bütün vücudumun böyle uyuşması için üstüne kimin yatması gerekir? İğneleniyor! Ah! Hep bir junk gibi ölmek istemişimdir. Tuvalet köşesinde, pislik içinde.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Diğer tarafıma dönüyorum, buz hala orada. Belki de hasta oluyorum. Hasta olmak istiyorum. Bozuk ve ölüme yakın olmak. Şimdi, belki çıplak ayaklarım, ıslak saçlarımla balkonda beklerim bir süre, ateşim çıkar. Evet belkide en iyisi hasta olmak. Böylece buzlar erir ateşimle. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8805422722434663860-8860913102839710821?l=hich-antispace.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hich-antispace.blogspot.com/feeds/8860913102839710821/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8805422722434663860&amp;postID=8860913102839710821&amp;isPopup=true' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8805422722434663860/posts/default/8860913102839710821'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8805422722434663860/posts/default/8860913102839710821'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hich-antispace.blogspot.com/2010/03/menstruatif-kimsesiz-bulant.html' title='Menstruatif Kimsesiz Bulantı'/><author><name>Hich</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00535283720960988098</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_MSJQupltPNY/SY2N3r4UFbI/AAAAAAAAAJU/14j8fcaGszM/S220/pijama-dsgn01.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_MSJQupltPNY/S65TVAeX21I/AAAAAAAAAWQ/HQ2nEEV98tg/s72-c/Capture3.PNG' height='72' width='72'/><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8805422722434663860.post-3154616178326936901</id><published>2010-03-06T23:21:00.005+02:00</published><updated>2010-03-06T23:29:52.100+02:00</updated><title type='text'>like the deserts miss the rain</title><content type='html'>Özlemek. :) kelimenin içindeki "öz"de neyin nesi. Çalkalamaktaki "çalka" kadar rastgele mi? Değil bence. Özlediğinde göğsünde spiral bir hareket başlıyor, hemen orada bir portal açılıyor ve özlenene ulaşmaya çalışıyor özün! Bence böyle oluyor. O yüzden özlemek çalkalamak gibi bişey değil. özlemek çalkalamaktan daha önemli!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yani en azından Türkçe özlediğinde. İngilizce özlersen miss dersin, o zaman da tüh tren kaçtı gibi bi anlamı olur... Daha bi pişman. suçlu suçlu nereye kadar...?&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8805422722434663860-3154616178326936901?l=hich-antispace.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hich-antispace.blogspot.com/feeds/3154616178326936901/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8805422722434663860&amp;postID=3154616178326936901&amp;isPopup=true' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8805422722434663860/posts/default/3154616178326936901'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8805422722434663860/posts/default/3154616178326936901'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hich-antispace.blogspot.com/2010/03/like-deserts-miss-rain.html' title='like the deserts miss the rain'/><author><name>Hich</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00535283720960988098</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_MSJQupltPNY/SY2N3r4UFbI/AAAAAAAAAJU/14j8fcaGszM/S220/pijama-dsgn01.jpg'/></author><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8805422722434663860.post-171084277340276493</id><published>2010-02-14T23:15:00.003+02:00</published><updated>2010-02-14T23:22:51.151+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bulantı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hiç'/><title type='text'></title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_MSJQupltPNY/S3hoHTSEKqI/AAAAAAAAAWA/lXdIpnvsqCU/s1600-h/heart_190575.jpg"&gt;&lt;img style="MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 254px; FLOAT: left; HEIGHT: 280px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5438211024694291106" border="0" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_MSJQupltPNY/S3hoHTSEKqI/AAAAAAAAAWA/lXdIpnvsqCU/s320/heart_190575.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kocaman yumruklarım var,&lt;br /&gt;Özellikle sağ yumruğum!&lt;br /&gt;Kalbim de o kadar işte!&lt;br /&gt;Kocaman a.k.!&lt;br /&gt;&lt;p&gt; &lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;br /&gt; &lt;/p&gt;Sevgililer gününüz kurtlu olsun küçük pembe elliler!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8805422722434663860-171084277340276493?l=hich-antispace.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hich-antispace.blogspot.com/feeds/171084277340276493/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8805422722434663860&amp;postID=171084277340276493&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8805422722434663860/posts/default/171084277340276493'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8805422722434663860/posts/default/171084277340276493'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hich-antispace.blogspot.com/2010/02/kocaman-yumruklarm-var-ozellikle-sag.html' title=''/><author><name>Hich</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00535283720960988098</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_MSJQupltPNY/SY2N3r4UFbI/AAAAAAAAAJU/14j8fcaGszM/S220/pijama-dsgn01.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_MSJQupltPNY/S3hoHTSEKqI/AAAAAAAAAWA/lXdIpnvsqCU/s72-c/heart_190575.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8805422722434663860.post-821987408064016277</id><published>2010-02-05T00:05:00.006+02:00</published><updated>2010-02-05T00:53:28.366+02:00</updated><title type='text'>mimzy</title><content type='html'>&lt;a href="http://emrevr.blogspot.com/2010/02/o-la-laa.html"&gt;Emre Varışlı'nın&lt;/a&gt; &lt;em&gt;kendimle ilgili 7 ilginç şey&lt;/em&gt; mimine cevabımdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1- Ben iki kişiyim; aslında siyam ikiziyim, yalnız ikinci başım bir hayalet, onu doğmadan önce yemişim. Şimdi iki hayatım, iki bakış açım, iki mesleğim, iki lobum, bir kalbim var.&lt;br /&gt;2- Aşırı romantik ve duygusal yönümü bastırmak için içeriden ve dışarıdan her türlü ergojenik yardımcıyı denedim, çalışmalarım hala sürüyor.&lt;br /&gt;3- Kimsenin sevmediği "freak looser"ları çok severim. Ne öğrendiysem onlardan öğrendim.&lt;br /&gt;4- Tuzlu greyfurt suyu içerken veya taze ceviz yerken kendimden geçiyorum -hmmh! diye...&lt;br /&gt;5- Oyunlarda ateşli silahlar beni çok rahatsız ettiği için hep kılıç kuşanılan FRPleri tercih ediyorum.&lt;br /&gt;6- Altıya kadar sayabiliyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;PS: Kendimle ilgili hiçbirşey bana ilginç gelmiyor aslında. Yazdıklarımı ayıp olmasın diye yazdım. O yüzden bu mimin Hich ayağı ölü doğurdu; kimseyi mimlemiyorum :/&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8805422722434663860-821987408064016277?l=hich-antispace.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hich-antispace.blogspot.com/feeds/821987408064016277/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8805422722434663860&amp;postID=821987408064016277&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8805422722434663860/posts/default/821987408064016277'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8805422722434663860/posts/default/821987408064016277'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hich-antispace.blogspot.com/2010/02/mimzy.html' title='mimzy'/><author><name>Hich</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00535283720960988098</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_MSJQupltPNY/SY2N3r4UFbI/AAAAAAAAAJU/14j8fcaGszM/S220/pijama-dsgn01.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8805422722434663860.post-5589846824578519077</id><published>2010-01-30T14:55:00.002+02:00</published><updated>2010-01-30T14:58:42.097+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='psycho-whatever'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Artist'/><title type='text'>nö taytıl</title><content type='html'>check out my freak-friend's ..thing  &lt;a href="http://dirtymickey.tumblr.com/page/1"&gt;here&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8805422722434663860-5589846824578519077?l=hich-antispace.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hich-antispace.blogspot.com/feeds/5589846824578519077/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8805422722434663860&amp;postID=5589846824578519077&amp;isPopup=true' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8805422722434663860/posts/default/5589846824578519077'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8805422722434663860/posts/default/5589846824578519077'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hich-antispace.blogspot.com/2010/01/no-taytl.html' title='nö taytıl'/><author><name>Hich</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00535283720960988098</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_MSJQupltPNY/SY2N3r4UFbI/AAAAAAAAAJU/14j8fcaGszM/S220/pijama-dsgn01.jpg'/></author><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8805422722434663860.post-7489186943611205919</id><published>2010-01-26T23:29:00.006+02:00</published><updated>2010-01-29T23:17:26.405+02:00</updated><title type='text'>6,6,6...</title><content type='html'>(Sayı saymayı burada bırakıyorum. Altıya kadarmış.)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-o-&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oh, neyseki müzik var. Müzik gibi nedensiz başlayan, müzik gibi nedensiz altüst oluveren herşeyle nedensiz başedebiliyorum, müzik gibi. Diyeceklerim vardı  dünden, duymak istemediğin. Söylemiyorum bende:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;"Gündüz, vardiyasını bitirip, devriliyor uykuya. Gece efendi efendi görev başına. Uykuma başlamadan, aklımın arkalarında kirpiklerin kanat çırpıyor, kara kelebekler gibi. Yumuşaklar, dokununca kaçışıyorlar - aklımı da alıyorlar kanatlarına. Mümkün olacak mı bir gün, kelebekleri izlemeye doymak?"&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gitmesen iyi olurdu... Gitmeseydin bilirdin ki:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;"Gece, beni savunmasız bulup çökerken yatağıma, ben de kendimi büyütüyorum kaldığı yerden. Sayende büyüyorum; kendime daha nazik davranmayı öğreniyorum; daha iyi ve yumuşak. Daha tatlı konuşuyorum kendimle, daha yumuşak dokunuyorum artık. Sesim daha sakin, bakışlarım daha anlayışlı kendime. Aklım varsın olmasın, kalbim var, yumuşacık."&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;Gitmeseydin böyle olurdu. Karşılığında senin için birşeyler yapmak istiyordum. Belki kuşkonmaz salatası. Belki de bir kitap yazardım. Ya da seni neşelendirmek için taklalar atar, şakalar yapar, olmadığım herşey olurdum... &lt;/p&gt;Gitmeseydin. Korkmasaydın. Korktun, müzik kadar nedensiz! Benden korkan diğerleri gibi...  Yalvardığım için çıktığını zannetiğin mertebeymiş alacağın benden. Pek asil ve pek kararlı, pek emindin benden, pek emin kendinden.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;Susmam gerekti majesteleri, sizi öyle görünce, kırmamam gerekti gözünüze dik dik bakıpta kalbinizi. Karşınızda panikledim, dilim sürçtü, ne yaptığım bilemedim. Oysa, beni uyarmıştın, köpek balığıydın sen, ölüm makinesiydin, acımazdın. Adamı oradan alır oraya vururdun. Öyle de yaptın.&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve gittin, IDM bir tat bırakıp; Röyksopp kadar acı değil, Aphex Twin gibi kanlı, metalik. Bu beni son bırakışın. :) incoy.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8805422722434663860-7489186943611205919?l=hich-antispace.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hich-antispace.blogspot.com/feeds/7489186943611205919/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8805422722434663860&amp;postID=7489186943611205919&amp;isPopup=true' title='9 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8805422722434663860/posts/default/7489186943611205919'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8805422722434663860/posts/default/7489186943611205919'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hich-antispace.blogspot.com/2010/01/666.html' title='6,6,6...'/><author><name>Hich</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00535283720960988098</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_MSJQupltPNY/SY2N3r4UFbI/AAAAAAAAAJU/14j8fcaGszM/S220/pijama-dsgn01.jpg'/></author><thr:total>9</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8805422722434663860.post-2138415354200297371</id><published>2010-01-20T23:30:00.000+02:00</published><updated>2010-01-20T23:36:40.536+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bulantı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hiç'/><title type='text'>garnish me with crime</title><content type='html'>&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Geçtiğimiz yazı götünden anlamış, jetonu yeni düşmüş birisiyim. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi kışın kasvetli uğultusuna kulak asmayıp, yazın hazlarını damıtmak istiyorum ünitemde.&lt;br /&gt;Damarlı eller tutmak, zümrüt yeşili bir kadifenin üstünde çırılçıplak yatmak, uzun saçlar okşamak, lodos koklamak, ispanyol gitarı dinlemek, bahçeleri karakalemle kopyalamak, zeytinyağına ekmeğimi bandırmak istiyorum, mavi-beyaz kır kahvelerinde soluk almak, denizin dibinde tortop olup, gözlerimi kapatmak...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oysa kış vazgeçmiyor benden. Dudaklarım kuruyor, kemiklerim çatırdıyor. Seslerinden uyuyamıyorum. Kuşların sevmediği bir yerde yaşıyorum. Kara-kuru dallar gökyüzüne tuzak kurmuş gibi tehtidkar. Herşey aç, herkes kaçık. Aklıma geleni söyleyebileceğim kimse yok, kimsecik.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://ecw321.deviantart.com/art/Solstice-107071651"&gt;&lt;img style="MARGIN: 0pt 10px 10px 0pt; WIDTH: 223px; FLOAT: left; HEIGHT: 195px; CURSOR: pointer" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5428840100695836962" border="0" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_MSJQupltPNY/S1cdTvBfCSI/AAAAAAAAAVI/dlDDdSaDVHc/s320/084d11d3a395869234f73d5795fd6a2a.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;Korkmuyorum, vadinin rüzgarlı, ıslak koyuyeşilinde yaşayan cüceler hayal ediyorum. Tatlı tatlı şarkılar söyleyip eğlenen, küçük evlerine odun taşıyan. Uzun sürmüyor; koca, çirkin bir kuzgun gelip konuyor üstlerine, hırpalıyor, ısırıyor cüceleri; ciyak ciyak bağırıyorlar. Kışın çatık kaşlı mahlukları içimdeki masalları yiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama bahar gelecek, biliyorum, bütün yeryüzü -ve gökyüzü-içimdeki sıcak aşkın yanına sokulacak. Rüyalarıma imrenecek, akışkan varlığıma özenecek, bana benzemek isteyecek herşey. Yaşayan kimsenin ayakları yere değmeyecek, hepsi etrafımda toplanıp uçuşacaklar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O zaman, koca bir yazı ömrünün garip sırlarına karıştırmış olan ben, hiçbirine dokunmayacak, kimseyi dinlemeyecek, sadece izleyeceğim. Varoluşun kıvrımlı hatlarını, kontrolsüz akılların oynak dansını, orada ve burada aynı anda olmak isteyen şuursuzları, aşka açlıklarından organ yiyenleri, sindiremeyip kusanları, zamana duyarsız kalpleri, ışığa duyarlı pervaneleri, rakkasları, ruhları hassasları, suçları, suçları ve suçları. Bütün kabahatleri göreceğim, beğendiklerimi ipe dizeceğim, başıma taç, kulağıma küpe yapıp gezeceğim. Vicdanlarını toz haline getirip, üstüme başıma serpeceğim. Mis gibi kokacağım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Göreceksiniz, şimdi kış uykusunda olan bunca şeyin, mahmur saçmalıklarıyla çok eğleneceğim baharda. Titrek elleri beni gösterecek kıskançlıkla. İlk kez herkesten daha dayanıklı, daha dengeli olacağım ömrümde. Hem de tek bir yazın hebası karşılığında.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Sonra, onlar bana dönüşürken, ben kışa dönüşeceğim. Ömründen sayfa atlamış birisi olarak, o yaz neler olduğunu hiç bilemeyecek, bir daha hiçkimseye yetişemeyeceğim. &lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8805422722434663860-2138415354200297371?l=hich-antispace.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hich-antispace.blogspot.com/feeds/2138415354200297371/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8805422722434663860&amp;postID=2138415354200297371&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8805422722434663860/posts/default/2138415354200297371'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8805422722434663860/posts/default/2138415354200297371'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hich-antispace.blogspot.com/2009/09/garnish-me-with-crime.html' title='garnish me with crime'/><author><name>Hich</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00535283720960988098</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_MSJQupltPNY/SY2N3r4UFbI/AAAAAAAAAJU/14j8fcaGszM/S220/pijama-dsgn01.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_MSJQupltPNY/S1cdTvBfCSI/AAAAAAAAAVI/dlDDdSaDVHc/s72-c/084d11d3a395869234f73d5795fd6a2a.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8805422722434663860.post-179249432951288520</id><published>2009-12-23T15:48:00.006+02:00</published><updated>2009-12-23T23:27:17.863+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kısa hikaye'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bulantı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hiç'/><title type='text'>fünf</title><content type='html'>Masal şöyle başlamıştı:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://phersephone.deviantart.com/art/FOGGY-NIGHT-136806050"&gt;&lt;img style="MARGIN: 0px 0px 10px 10px; WIDTH: 200px; FLOAT: right; HEIGHT: 320px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5418545472596820258" border="0" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_MSJQupltPNY/SzKKZg1vQSI/AAAAAAAAAU4/rrQIpX2u8qY/s320/FOGGY_NIGHT_by_Phersephone.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;Puslu iki dağın arasında kurmuştuk kampımızı. Çadırın hemen önünde ateş yakmıştık. Temiz hava, toprak, odun kokuyor, sen gitar çalıyordun. Sıcak şarap vardı, dolunay tepedeydi; hepsi bir klişenin kusursuz bileşenleriydi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ellerine bakınca birbirlerine ettikleri hizmeti görüyordum. Doğduğundan beri köle ve efendiydiler. Bir el diğerini yıkardı; biri arpej atar, diğeri akor basardı. Biri sakin, diğeri heyecanlı iki üniteden oluşmuş çılgın bir ekiptiler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte yanındayken benim de bulunuşum böyleydi. Aynı anda hem huzurlu hem histerik. Aklımla kalbim, vardiyalı olarak birbirinin efendisiydi. Yin-yang şekilleri gibi birbirine dolanan dumansı iki ruhtum. Çok kadındım ve çok erkek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gülümsedim böyle düşünürken. Yayvan, kapalı dudaklarımı gözlerinden kaçırdım. Gitarı dinlemeye devam ettim. Yoksa çalmayı bırakıp, sorabilirdin neden güldüğümü. Cevap veremezdim; "yaşlı bir bilgeyim ya da çaylak bir fahişe!"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonra burnunu fark ettim yine. Her gördüğümde yaptığı gibi, bana aslında çirkinliği sevdiğimi hatırlattı. Öyle güzel ve kusursuzdu ki, yanında, kendi burnumun çirkinliği çırılçıplak meydandaydı. Kendimi sevdim sayende; çirkinliğimi; çok çirkindim ve çok güzel.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aya baktım. Beyaz bir masal sisinin içinde kaybolmuştu. Karanlık çökmüş, gözlerim birşey seçemez olmuştu. Olsun, ben o çadırın önünde oturuken bir harikaydım, daha fazla görmek gerekmezdi. Kulak kesildim, gitar vardı ve dağın sesleri ve de sisin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-o-&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Orada, o çadırın önünde öyle güçlüydüm, kendimi öylesine seviyordum ki ölmek istedim; göğsümü dörde ayırarak. Ölmek için gereken cesaret ve güzelliğin yıkımına duyduğum açlık çadırın önünde oturuyordu bizimle. Tek eksiğimiz ölümdü, ama sen "olmaz" dedin. Herhalde ölecek daha iyi anlar peşindeydin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Benim güzel dualitem; turşuyla yenen reçelin garip tadındaki varoluşum; ağlamaklı gülüşlerim; hepsi tantrik anın o "psychedelic" tokluğunu -ve de açlığını- anlatmak için oradaydı. Fakat senden başka gören yoktu. Onlarca çocuk yapmak istedim, görebilsinler diye. Onlarca çocuğumuz; bizi ebeveyn seçen ruhlar, dağların yanıcı havasını içlerine çeksin, tek kazanda eriyen her zıtlığı öğün etsin ve bu dünyadan alacaklarını alıp bir daha gelmesinler diye.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Seninle ikimiz Tanrının açtığı bir kursun iki öğretmeni olalım istedim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama sonra olan oldu; dünya beni eteğimden çekti; Tanrı Zaman huysuzlanmıştı. Bacaklarımı kapattım, bir taksiye atlayıp, terkettim dağları, çocuklarımızı ve seni. Arkamdan bakışını retinama yonttum. Yolda giderken bir elim diğerini boğdu. Gözlerimi devirip, içimi çektim. Şimdi başka bir masal dinleyecektim.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8805422722434663860-179249432951288520?l=hich-antispace.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hich-antispace.blogspot.com/feeds/179249432951288520/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8805422722434663860&amp;postID=179249432951288520&amp;isPopup=true' title='7 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8805422722434663860/posts/default/179249432951288520'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8805422722434663860/posts/default/179249432951288520'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hich-antispace.blogspot.com/2009/12/funf.html' title='fünf'/><author><name>Hich</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00535283720960988098</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_MSJQupltPNY/SY2N3r4UFbI/AAAAAAAAAJU/14j8fcaGszM/S220/pijama-dsgn01.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_MSJQupltPNY/SzKKZg1vQSI/AAAAAAAAAU4/rrQIpX2u8qY/s72-c/FOGGY_NIGHT_by_Phersephone.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>7</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8805422722434663860.post-5375296496096350238</id><published>2009-11-21T01:02:00.007+02:00</published><updated>2009-11-21T01:28:42.944+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bulantı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hiç'/><title type='text'>kannst du mich hören?</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: center;"&gt;Blank.. bla.. .ellerim karakalem olsa ve gölgelese... soyut soyut, ağlamaklı... veya küçük popom kalksa, kalem kağıt alsa da çizse; senin seslerini,  senden yayılan... dinledikçe uçuştuğum. kara kalabalık çekilse,  vokal sussa; sözler yani. sen ve bakışın kalsa.  kalsak...gerisi defolsa. eller bir de; avuçlar birbirine yapışık; aralarındaki vakumlu alan, zaten anlatmıyor mu? ben susayım.. gölgelerle oturayım.  bla.. blank...&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;img src="http://4.bp.blogspot.com/_MSJQupltPNY/SwclV4N77-I/AAAAAAAAAUA/1hsHhT7y1io/s320/the_ear_by_Fashistt.jpg" style="cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 320px;" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5406330935479889890" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;                                      &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;br /&gt;Şimdi bitti romanım.  bitirdim kafamda.. içimdeki tanrımı  salıversem, yani vaktimi, yazardım, sen de okurdun...ama, yok.   yine de bil, akışkansın o dünyada, bir de sıcaksın. Renklerin turuncu, kırmızı ve sarı. Sıcak işte. Paragraf içinde gibisin, konsantre, kompakt bir anlam! Tanrı Zaman'ın, sen  söz konusu olunca dönüşüverdiği gibi; açgözlü ama yumuşak huylu. Bil ki, böylesin. Bana dinlettiğin her ses sana dönüşürken, romanım bitiyor, gece dönüyor, içimdeki ince bir çatlaktan akıyorsun sözlere; açıklıyorum işte; oradan öylece bir sessin; kalın bir do diyez... &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8805422722434663860-5375296496096350238?l=hich-antispace.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hich-antispace.blogspot.com/feeds/5375296496096350238/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8805422722434663860&amp;postID=5375296496096350238&amp;isPopup=true' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8805422722434663860/posts/default/5375296496096350238'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8805422722434663860/posts/default/5375296496096350238'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hich-antispace.blogspot.com/2009/11/kannst-du-mich-horen.html' title='kannst du mich hören?'/><author><name>Hich</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00535283720960988098</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_MSJQupltPNY/SY2N3r4UFbI/AAAAAAAAAJU/14j8fcaGszM/S220/pijama-dsgn01.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_MSJQupltPNY/SwclV4N77-I/AAAAAAAAAUA/1hsHhT7y1io/s72-c/the_ear_by_Fashistt.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8805422722434663860.post-7738389542507512522</id><published>2009-11-06T22:17:00.006+02:00</published><updated>2009-11-07T16:18:34.285+02:00</updated><title type='text'>4</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_MSJQupltPNY/SvWAJYEFxtI/AAAAAAAAASo/jc7vK4MbLMY/s1600-h/JBMonge27z.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 140px; height: 166px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_MSJQupltPNY/SvWAJYEFxtI/AAAAAAAAASo/jc7vK4MbLMY/s320/JBMonge27z.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5401364226667562706" border="0" /&gt;&lt;/a&gt; ben, elf ormanında, çıtır bir mantarın üzerinde, senfonik bir melodiyi ıslıklarken, güneş de ıslak toprak kokusunu, sıcak bir nem bulutunun içerisine hapsederek buruncağzıma sunmakta sanki. veya taze çiçek kokulu, küçük, yeşil bir doğal gölcüğün, kaynamasına ramak kalmış, yumuşak başlı, kucaklayıcı,  şeffaf sularına kendimi damla sıçratmadan, geri geri bırakıyorum. ya da en sevdiğim ilustrasyonlu çocuk kitabını battaniyenin altında elfeneriyle okumaktayım.. veya çok mutluyum...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.jbmonge.com/" target="_blank" title="Le site de Jean-Baptiste Monge"&gt;&lt;img src="http://www.jbmonge.com/Bannieres/128x31Fee.gif" alt="Banniere J-B. Monge" border="0" height="31" width="128" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8805422722434663860-7738389542507512522?l=hich-antispace.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hich-antispace.blogspot.com/feeds/7738389542507512522/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8805422722434663860&amp;postID=7738389542507512522&amp;isPopup=true' title='5 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8805422722434663860/posts/default/7738389542507512522'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8805422722434663860/posts/default/7738389542507512522'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hich-antispace.blogspot.com/2009/11/4.html' title='4'/><author><name>Hich</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00535283720960988098</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_MSJQupltPNY/SY2N3r4UFbI/AAAAAAAAAJU/14j8fcaGszM/S220/pijama-dsgn01.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_MSJQupltPNY/SvWAJYEFxtI/AAAAAAAAASo/jc7vK4MbLMY/s72-c/JBMonge27z.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>5</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8805422722434663860.post-577417051961153598</id><published>2009-10-30T15:15:00.004+02:00</published><updated>2009-10-30T19:00:15.148+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bulantı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hiç'/><title type='text'>3</title><content type='html'>iyileşmeyi bekliyorum; yanlış zamanda yanlış madde kullandım. bir dörtyolda, aynı anda, her yöne gidiyorum. bu karışıklık elbet bitecek, sakinleşeceğim. senin görmediğin bir köşede. köpek gibi soluyarak. kıvrılıp uyuyacağım. deliksiz. rüyama almayacağım kimseyi. bu saçma kafam elbet düşecek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://l-l-lea.deviantart.com/art/Save-Me-From-Myself-72326969"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 239px; height: 320px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_MSJQupltPNY/SusaqncMgrI/AAAAAAAAASQ/xWzIrI6YGgU/s320/Save_Me_From_Myself_by_L_L_Lea.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5398437897777742514" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;pespembe oluyor gökyüzü, şehrin meydanlarının üstünde de eskisi gibi mutlu edemiyor. yarısı yenmiş kalbim sızlanmayı kesebilir mi, bilemiyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt; &lt;span style="font-style: italic;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;  &lt;span style="font-style: italic;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;  &lt;span style="font-style: italic;"&gt;neden kendine inandırdın? &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;neden kendine inandırdın?&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt; neden kendine inandırdın? soramıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:78%;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:78%;"&gt; &lt;span style="font-style: italic;"&gt;-ben inandırmadım, sen görmek istediğini gördün.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;-nolucak şimdi?&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;-ben hayatıma geri dönüyorum. sen de öyle yap.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;-kalbimin yarısı?&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;-yarısız yaşamayı öğren. benim saygısız yaşamayı öğrendiğim gibi.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;-sen kaygısız yaşamayı öğrenmişsin bir tek. başka birşeyi değil.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;-kör uçuş.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;-neyse peki.. oysa ki füzyondu!&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;-değilmiş, ben de öyle sanmıştım. soğuk duş alınca anladım ki değilmiş.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;-gidiyorum tamam. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://l-l-lea.deviantart.com/art/Save-Me-From-Myself-72326969"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;save me from myself&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8805422722434663860-577417051961153598?l=hich-antispace.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hich-antispace.blogspot.com/feeds/577417051961153598/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8805422722434663860&amp;postID=577417051961153598&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8805422722434663860/posts/default/577417051961153598'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8805422722434663860/posts/default/577417051961153598'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hich-antispace.blogspot.com/2009/10/3.html' title='3'/><author><name>Hich</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00535283720960988098</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_MSJQupltPNY/SY2N3r4UFbI/AAAAAAAAAJU/14j8fcaGszM/S220/pijama-dsgn01.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_MSJQupltPNY/SusaqncMgrI/AAAAAAAAASQ/xWzIrI6YGgU/s72-c/Save_Me_From_Myself_by_L_L_Lea.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8805422722434663860.post-7185059931545770512</id><published>2009-09-27T16:19:00.000+03:00</published><updated>2009-09-27T16:20:01.453+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='müzik'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Artist'/><title type='text'>DUB FX denen serseriyi dinle.</title><content type='html'>&lt;object width="400" height="300"&gt;&lt;param name="allowfullscreen" value="true"&gt;&lt;param name="allowscriptaccess" value="always"&gt;&lt;param name="movie" value="http://vimeo.com/moogaloop.swf?clip_id=4634772&amp;amp;server=vimeo.com&amp;amp;show_title=1&amp;amp;show_byline=1&amp;amp;show_portrait=0&amp;amp;color=&amp;amp;fullscreen=1"&gt;&lt;embed src="http://vimeo.com/moogaloop.swf?clip_id=4634772&amp;amp;server=vimeo.com&amp;amp;show_title=1&amp;amp;show_byline=1&amp;amp;show_portrait=0&amp;amp;color=&amp;amp;fullscreen=1" type="application/x-shockwave-flash" allowfullscreen="true" allowscriptaccess="always" width="400" height="300"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;p&gt;&lt;a href="http://vimeo.com/4634772"&gt;Dub FX 'Step on my Trip' (video remix)&lt;/a&gt; from &lt;a href="http://vimeo.com/bendowden"&gt;Ben Dowden&lt;/a&gt; on &lt;a href="http://vimeo.com"&gt;Vimeo&lt;/a&gt;.&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8805422722434663860-7185059931545770512?l=hich-antispace.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hich-antispace.blogspot.com/feeds/7185059931545770512/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8805422722434663860&amp;postID=7185059931545770512&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8805422722434663860/posts/default/7185059931545770512'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8805422722434663860/posts/default/7185059931545770512'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hich-antispace.blogspot.com/2009/09/dub-fx-denen-serseriyi-dinle.html' title='DUB FX denen serseriyi dinle.'/><author><name>Hich</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00535283720960988098</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_MSJQupltPNY/SY2N3r4UFbI/AAAAAAAAAJU/14j8fcaGszM/S220/pijama-dsgn01.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8805422722434663860.post-610417855624324998</id><published>2009-09-09T15:48:00.006+03:00</published><updated>2009-12-23T23:43:46.843+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bulantı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='psycho-whatever'/><title type='text'>Are you crazy people?</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_MSJQupltPNY/SqepIE64bEI/AAAAAAAAAR8/hPuRebxRG2s/s1600-h/schizophrenia.jpg"&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; DISPLAY: block; HEIGHT: 274px; CURSOR: pointer" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5379454236142103618" border="0" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_MSJQupltPNY/SqepIE64bEI/AAAAAAAAAR8/hPuRebxRG2s/s320/schizophrenia.jpg" /&gt;&lt;/a&gt; &lt;span&gt;Herkeste bir çok kimlikli oluşa dem vurma tribi çarpmakta gözüme- bloglarda 3 kez, dış yaşamda 2 kez karşılaştım bir haftada. Eni konu açıklıyor bir de herkes; şurda bu ben, şu halim şöyle, burda böyleyim.&lt;br /&gt;Salak mısınız lan?&lt;br /&gt;Yeni mi gördünüz?&lt;br /&gt;Peki aynada da farkedebildiniz mi değişken kimliklerinizin kendi yüzünüze sirayetini?&lt;br /&gt;Birbirinizin kimliklerini, picasso resimleri gibi uzayıp, bükülerek değişen suratlarınızda görmeye ne zaman başlayacaksınız peki?&lt;br /&gt;Annenizin kimliklerini ne zaman göreceksiniz suratında, yürüyüşünde, gülüşünde?&lt;br /&gt;Sevgilinizin, kardeşinizin?&lt;br /&gt;Çoklu kişilik bozukluğuyla yeni mi tanıştınız? Şizofreni de gelsin mi arkasından?&lt;br /&gt;Şimdi keyifli geliyor değil mi Multi-ID halleriniz?&lt;br /&gt;Napıyosunuz?&lt;br /&gt;Oynamayın kimliklerinizle, sikilirsiniz... görmezden gelin onları... geçer.&lt;br /&gt;ikiye indirene kadar kendimi ebem sikildi...&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8805422722434663860-610417855624324998?l=hich-antispace.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hich-antispace.blogspot.com/feeds/610417855624324998/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8805422722434663860&amp;postID=610417855624324998&amp;isPopup=true' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8805422722434663860/posts/default/610417855624324998'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8805422722434663860/posts/default/610417855624324998'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hich-antispace.blogspot.com/2009/09/are-you-crazy-people.html' title='Are you crazy people?'/><author><name>Hich</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00535283720960988098</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_MSJQupltPNY/SY2N3r4UFbI/AAAAAAAAAJU/14j8fcaGszM/S220/pijama-dsgn01.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_MSJQupltPNY/SqepIE64bEI/AAAAAAAAAR8/hPuRebxRG2s/s72-c/schizophrenia.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8805422722434663860.post-8487046896607595231</id><published>2009-08-28T15:59:00.004+03:00</published><updated>2009-08-28T16:02:41.019+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bulantı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hiç'/><title type='text'>don't fuck with the sad side of me</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_MSJQupltPNY/SpfU3me3MCI/AAAAAAAAARc/6_0leM6rp7Y/s1600-h/fanus-1.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 345px; height: 472px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_MSJQupltPNY/SpfU3me3MCI/AAAAAAAAARc/6_0leM6rp7Y/s320/fanus-1.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5374998731977863202" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;digital speed painting 1 hr/click to enlarge&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8805422722434663860-8487046896607595231?l=hich-antispace.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hich-antispace.blogspot.com/feeds/8487046896607595231/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8805422722434663860&amp;postID=8487046896607595231&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8805422722434663860/posts/default/8487046896607595231'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8805422722434663860/posts/default/8487046896607595231'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hich-antispace.blogspot.com/2009/08/dont-fuck-with-sad-side-of-me.html' title='don&apos;t fuck with the sad side of me'/><author><name>Hich</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00535283720960988098</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_MSJQupltPNY/SY2N3r4UFbI/AAAAAAAAAJU/14j8fcaGszM/S220/pijama-dsgn01.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_MSJQupltPNY/SpfU3me3MCI/AAAAAAAAARc/6_0leM6rp7Y/s72-c/fanus-1.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8805422722434663860.post-4034529194757640508</id><published>2009-08-19T02:55:00.005+03:00</published><updated>2009-08-19T03:15:26.274+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bulantı'/><title type='text'>tu</title><content type='html'>&lt;span style="font-size:130%;"&gt;melekleri öldürmeyi bırakmam gerek. melekleri öldürmeyi bırakmam gerek. melekleri öldürmeyi bırakmam gerek. melekleri öldürmeyi bırakmam gerek. melekleri öldürmeyi bırakmam gerek. melekleri öldürmeyi bırakmam gerek. melekleri öldürmeyi bırakmam gerek. melekleri öldürmeyi bırakmam gerek. melekleri öldürmeyi bırakmam gerek. melekleri öldürmeyi bırakmam gerek. melekleri öldürmeyi bırakmam gerek. melekleri öldürmeyi bırakmam gerek. melekleri öldürmeyi bırakmam gerek. melekleri öldürmeyi bırakmam gerek. melekleri öldürmeyi bırakmam gerek. melekleri öldürmeyi bırakmam gerek.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;br /&gt;sancı...aaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaahhhhhhhhhhhhhhhh!&lt;br /&gt;bütün güzellikler bozulsun, benimkiler yaşamayacaksa.... onları da kendi ellerimle öldürürüm..... bozulmamış herşey bozulsun... herkesin yüzü yaralansın, kalbi dursun; benimkinden daha uzun... göğsünden bölünsün herkes ikiye... sağ taraflarını çöpe atsınlar... sol beyinleriyle beraber... yarısız yaşamayı öğrensinler... &lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8805422722434663860-4034529194757640508?l=hich-antispace.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hich-antispace.blogspot.com/feeds/4034529194757640508/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8805422722434663860&amp;postID=4034529194757640508&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8805422722434663860/posts/default/4034529194757640508'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8805422722434663860/posts/default/4034529194757640508'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hich-antispace.blogspot.com/2009/08/tu.html' title='tu'/><author><name>Hich</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00535283720960988098</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_MSJQupltPNY/SY2N3r4UFbI/AAAAAAAAAJU/14j8fcaGszM/S220/pijama-dsgn01.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8805422722434663860.post-239603221764894259</id><published>2009-08-04T17:43:00.003+03:00</published><updated>2009-08-04T17:49:16.942+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bulantı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Artist'/><title type='text'>darkness of a nation</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://muratsuyur.deviantart.com/art/Darkness-53962575"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 215px; height: 320px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_MSJQupltPNY/SnhJHAooUGI/AAAAAAAAARE/pUFe9FalozM/s320/Darkness_by_muratsuyur.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5366119340790272098" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;" Not Every Bulb Shines " says the talented artist Murat Suyur. To visit his gallery on DA click on picture.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8805422722434663860-239603221764894259?l=hich-antispace.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hich-antispace.blogspot.com/feeds/239603221764894259/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8805422722434663860&amp;postID=239603221764894259&amp;isPopup=true' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8805422722434663860/posts/default/239603221764894259'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8805422722434663860/posts/default/239603221764894259'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hich-antispace.blogspot.com/2009/08/not-every-bulb-shines-says-talented.html' title='darkness of a nation'/><author><name>Hich</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00535283720960988098</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_MSJQupltPNY/SY2N3r4UFbI/AAAAAAAAAJU/14j8fcaGszM/S220/pijama-dsgn01.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_MSJQupltPNY/SnhJHAooUGI/AAAAAAAAARE/pUFe9FalozM/s72-c/Darkness_by_muratsuyur.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8805422722434663860.post-3416562615621892586</id><published>2009-08-03T18:03:00.006+03:00</published><updated>2009-08-03T18:31:41.456+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bulantı'/><title type='text'>1</title><content type='html'>gözlerini kaçıracağın kadar güzel... yavaşça nefes alıp veriyor, kedi kadar sakin.... bakışları itinalı ve anlayışlı; anlamaya çalışışlı... ağzı suskun; dudakları açılmıyor; dili damağına sımsıkı yapışmış... elleri ise konuşuyor; dokunuyor, tutuyor, oynuyor; ama ölçülüler....&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kocaman, cam bir kavanoz yaptırıp, içine onu yerleştirmek, sonra da kapağını kapatıp, bildiğim en ücra yerde saklamak istiyorum... orada beni beklesin, beklerken aklını yitirsin, sadece ruhu kalsın, ürkek serçeler gibi etrafa bakınsın... sardunyalar güneşte nasıl coşarak açarsa, nemli, &lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_MSJQupltPNY/SncBthOTJOI/AAAAAAAAAQ8/f6UH1kGOzzM/s1600-h/y+079.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 202px; height: 132px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_MSJQupltPNY/SncBthOTJOI/AAAAAAAAAQ8/f6UH1kGOzzM/s320/y+079.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5365759362559321314" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;ışıksız yerleri seven ruhu da öyle açılsın, çiçek versin, büyüsün... yanına geldiğimde bana olmayanı anlatsın, ben de ona olanı biteni... benim sol gözüm olsun ben de onun sağ... (would it not be madness to fight?)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sonra yumalım gözlerimizi ikimiz de aynı anda, an bizsiz kalsın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:78%;"&gt;Fotograf: Hich&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8805422722434663860-3416562615621892586?l=hich-antispace.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hich-antispace.blogspot.com/feeds/3416562615621892586/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8805422722434663860&amp;postID=3416562615621892586&amp;isPopup=true' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8805422722434663860/posts/default/3416562615621892586'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8805422722434663860/posts/default/3416562615621892586'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hich-antispace.blogspot.com/2009/08/1.html' title='1'/><author><name>Hich</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00535283720960988098</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_MSJQupltPNY/SY2N3r4UFbI/AAAAAAAAAJU/14j8fcaGszM/S220/pijama-dsgn01.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_MSJQupltPNY/SncBthOTJOI/AAAAAAAAAQ8/f6UH1kGOzzM/s72-c/y+079.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8805422722434663860.post-6714288887121019510</id><published>2009-08-03T17:39:00.005+03:00</published><updated>2009-08-03T17:53:08.462+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Movie'/><title type='text'>Coraline the Emo</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_MSJQupltPNY/Snb4LQ2mWDI/AAAAAAAAAQ0/E49zU1ByaLM/s1600-h/2009_coraline_wallpaper_004.jpg"&gt;&lt;img style="cursor: pointer; width: 320px; height: 200px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_MSJQupltPNY/Snb4LQ2mWDI/AAAAAAAAAQ0/E49zU1ByaLM/s320/2009_coraline_wallpaper_004.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5365748878444746802" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Coraline, Neil Gaiman'ın fantezi-korku türü romanının film uyarlaması. Taşındıkları yeni evde ilgisiz anne babasından başka bir dünya keşfeden Coraline'ın Emo cadısı ile mücadelesi! 2009 yapımı filmin yönetmeni "Tim Burton's The Nightmare Before Christmas"'tan hatırlayacağınız Henry Selick...&lt;br /&gt;Çok keyifliydi...&lt;br /&gt;İzleyin.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8805422722434663860-6714288887121019510?l=hich-antispace.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hich-antispace.blogspot.com/feeds/6714288887121019510/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8805422722434663860&amp;postID=6714288887121019510&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8805422722434663860/posts/default/6714288887121019510'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8805422722434663860/posts/default/6714288887121019510'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hich-antispace.blogspot.com/2009/08/coraline-emo.html' title='Coraline the Emo'/><author><name>Hich</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00535283720960988098</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_MSJQupltPNY/SY2N3r4UFbI/AAAAAAAAAJU/14j8fcaGszM/S220/pijama-dsgn01.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_MSJQupltPNY/Snb4LQ2mWDI/AAAAAAAAAQ0/E49zU1ByaLM/s72-c/2009_coraline_wallpaper_004.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8805422722434663860.post-702769251994350206</id><published>2009-05-12T22:59:00.011+03:00</published><updated>2009-05-13T22:36:43.200+03:00</updated><title type='text'>quote essay: imagine yourself!</title><content type='html'>&lt;span style="font-size:130%;"&gt;"Somewhere, something incredible is waiting to be known."&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Carl_sagan"&gt;Carl Sagan &lt;/a&gt; &lt;span style="font-size:78%;"&gt;(Astronomer, astrochemist best known with his SETI researches)&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;"Science cannot solve the ultimate mystery of nature. And that is because, in the last analysis, we ourselves are a part of the mystery that we are trying to solve."&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Max_Planck"&gt;Max Planck&lt;/a&gt;  &lt;span style="font-size:78%;"&gt;(Founder of the quantum theory)&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;"Know yourself!"&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Socrates"&gt;Socrates&lt;/a&gt; &lt;span style="font-size:78%;"&gt;(Greek philosopher)&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&amp;amp;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;"Imagination is more important than knowledge."  &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Albert_Einstein"&gt;Albert Einstein&lt;/a&gt; &lt;span style="font-size:78%;"&gt;( Theoretical physicist)&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8805422722434663860-702769251994350206?l=hich-antispace.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hich-antispace.blogspot.com/feeds/702769251994350206/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8805422722434663860&amp;postID=702769251994350206&amp;isPopup=true' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8805422722434663860/posts/default/702769251994350206'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8805422722434663860/posts/default/702769251994350206'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hich-antispace.blogspot.com/2009/05/quote-essay.html' title='quote essay: imagine yourself!'/><author><name>Hich</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00535283720960988098</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_MSJQupltPNY/SY2N3r4UFbI/AAAAAAAAAJU/14j8fcaGszM/S220/pijama-dsgn01.jpg'/></author><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8805422722434663860.post-2570722826606915754</id><published>2009-04-24T16:53:00.001+03:00</published><updated>2009-04-25T22:37:47.238+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kısa hikaye'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bulantı'/><title type='text'>ain't it fun when you know that you're gonna die young?</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_MSJQupltPNY/SfHHYyxHCXI/AAAAAAAAAN0/ECiEltISuas/s1600-h/blotter.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 300px; height: 300px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_MSJQupltPNY/SfHHYyxHCXI/AAAAAAAAAN0/ECiEltISuas/s320/blotter.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5328259062914550130" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;it's such fun.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kuzu etini kemiğinden sıyırıp çiğnedi, yuttu, midesi bulandı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;midesi, ah zavallı midesi. artık hiç birşeyi öğütemez haldeydi. pis kokulu gazları ve etrafa leke leke saçılmış zehirleri ile bir kimya labaratuarına benziyordu midesi. organik değildi sanki de çarklı, dişli, gıcırdayan metal bir mekanizmaydı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kustu. gözünden iki damla yaş geldi; yeşiller miydi? hayır, ama asit gibi yakıcılardı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;burnunu sildi, yüzünü yıkadı. saate baktı; 4tü. kanepeye oturdu, bacaklarını karnına çekti ve başını dizlerinin arasına gömdü. bu şekilde iki üç tur yuvarlanabilirdi, ama takla şu anda sadece zihninin yapabileceği birşeydi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;leş gibi sigara kokuyordu. ağzının içi bataklık gibiydi. Yine de bir sigara yaktı; kibritle. bu mekanik, kimyasal yaşantısında yanan odunun kokusu anne sütü kadar şefkatliydi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kokuyla sağalmış olacak ki gözleri daldı, hem de bir ilaç kutusuna. üzerinde kahverengi harfleri olan sarı bir C vitamini kutusuydu bu. daldıkça daldı gözleri, Önce sözcükler uçup gitti, sonra duyguları, en sonunda zihni tamamen boşaldı. işte o zaman algının dansı başladı. sarı kutunun üzerinden küçük kurtçuklar gibi kıvrıla büküle yükselen sarı hayaletler ve peşlerinden gelen kristal parçaları havaya dağılıyordu. dumanımsı kıvrımlar uzanıp birbirlerine sarılıyor ağırdan alarak sanki sevişiyorlardı. kristaller genleşiyor bir elmasın yüzeyleri gibi binlerce ışık saçıyorlardı. tabi ki kristaller baskın çıktı; gözlerini onlardan alamıyordu - sanki almak istese bu kararı verebilecek bir iktidara sahip miydi? O artık sadece bir çift gözdü. ışıklar simetrik hareler oluşturuyor, açılıp kapanıyor, rengarenk fraktallar işliyorlardı havaya. ince ve sakinlerdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;neden sonra müziği duydu. her bir sesi bir önceki ve sonrakinden ayrı, asırlar süren bir aralıkta işitti. sanki ruhu göğsünün ortasına yerleşmiş kupkuru kirli bir süngerdi ve sesler onu damla damla ıslatıp genişletiyordu. nefesi kesildi, her seferinde derin içler çekti.  daldığı renk, ses ve nefes havuzunun dibinden balık gibi yüzerek çıktı; gözlerini dünyaya açtı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sigarasının külü uzayıp kıvırılmış, ardından leş bir koku bırakarak sönmüştü. saate baktı; biyolojik ömrünün 4 saatini bir supradyn kutusuna ayırmıştı, ruhununsa 4 dakikasını. sevindi, delice kahkahlar attı.&lt;br /&gt;gülmek sağaltmış olacak ki, giyindi kuşandı, halka küpeler taktı, evden çıktı. eczaneye koştu; vitamin alacaktı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"ruhuma yarayacak bir vitamin ver" dedi eczacıya.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;tek kaşı kalkan eczacı kırmızı bir B vitamini kutusu uzattı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;teşekkür edip eve koştu bizimki. B oturumu 2. salonda başlamak üzereydi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;(o karanlık günün ilham perisine teşekkürler)&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8805422722434663860-2570722826606915754?l=hich-antispace.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hich-antispace.blogspot.com/feeds/2570722826606915754/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8805422722434663860&amp;postID=2570722826606915754&amp;isPopup=true' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8805422722434663860/posts/default/2570722826606915754'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8805422722434663860/posts/default/2570722826606915754'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hich-antispace.blogspot.com/2009/04/aint-it-fun-when-you-know-that-youre.html' title='ain&apos;t it fun when you know that you&apos;re gonna die young?'/><author><name>Hich</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00535283720960988098</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_MSJQupltPNY/SY2N3r4UFbI/AAAAAAAAAJU/14j8fcaGszM/S220/pijama-dsgn01.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_MSJQupltPNY/SfHHYyxHCXI/AAAAAAAAAN0/ECiEltISuas/s72-c/blotter.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8805422722434663860.post-5958019676112267591</id><published>2009-04-23T16:43:00.000+03:00</published><updated>2009-04-23T17:02:51.553+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kısa hikaye'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bulantı'/><title type='text'>reçel</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_MSJQupltPNY/SfBw6HK3ptI/AAAAAAAAANk/YXVBXc6mDgI/s1600-h/banned17.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 320px; height: 243px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_MSJQupltPNY/SfBw6HK3ptI/AAAAAAAAANk/YXVBXc6mDgI/s320/banned17.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5327882502838658770" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;sıcak su dolu küvet yalnızlığımı alıyor. birisine dokunmak istediğimde içine giriyorum, su bana dokunuyor. içine bir parça güneş pırıltısı girse mutlu bile olabilirim... kristal bir pencereden yansısa ışık, suya düşse; kırılsa kırılsa suyun içinde, suyun ruhu olsa; bana hem dokunsa hem okşasa diyorum... ama banyom karanlık, mutlu olunacak her yeri karartmışlar bu ülkede.... yine de küvetin sıcak kucağına oturuyorum. sabun kokuyor. onun boynu gibi. neden iki boynu yok? neden iki gözüm iki kulağım var da iki kalbim yok? kurulanıp çıkıyorum, kara kara düşünecek değilim ya...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Salonda, gümüş bir vazoda kırmızı kadife güller var. arsızca açmış, vazodan taşmışlar, yakında ölecekler besbelli. yapraklarını koparıyorum, reçel yapmak için. sonra vazgeçiyorum, kaldırıp koyuyorum bir kenara. "reçelle mi uğraşacağım şimdi" diyorum yüksek sesle.&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_MSJQupltPNY/SfBxtoXxP9I/AAAAAAAAANs/0QsrXUCZOCg/s1600-h/DSCF6578.JPG"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 0pt 10px 10px; float: right; cursor: pointer; width: 146px; height: 109px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_MSJQupltPNY/SfBxtoXxP9I/AAAAAAAAANs/0QsrXUCZOCg/s320/DSCF6578.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5327883387924463570" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;banyoyu tekrar dolduruyorum; bu kez greyfurt koksun. derim yüzülecek yakında. bir kez daha oturuyorum kucağına. biraz uyuyorum sanırım. su soğumuş. sıcak suyu açıyorum. su ısınırken gül yapraklarını getirip atıyorum suya, sonra da kendimi. yapraklar soluyor, dibe çöküyor... öylece oturup, olanı biteni izliyorum... su tekrar soğuyor... of.. defolup çıkıyorum banyodan, kendimi hapsedecek değilim ya...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;dışarıda yağmur yağıyor. pencereden kafamı uzatıp karşı binadaki komşuları gözetliyorum. çoğu televizyon seyrediyor. bir kadın mutfakta bir şey rendeliyor, kan ter içinde.  iki çocuk odalarında birbirlerine yeşil bir top fırlatıp, gülüşüyor. kel bir adam penceresini kapatırken bana bakıyor, ben de ona bakıyorum. gözlerimi kaçıracak değilim ya...  adam perdesini çekiyor, ben tepeme yağan yağmurun serinliğiyle ürperiyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;hava kararmaya başlıyor. sırılsıklam bir gün geçiyor. saçlarımı kurutuyorum, vuuuuu... aynada yüzüme bakmaya zorluyorum kendimi, gözlerimi kaçıracak değilim çünkü. üçüncü kez giyinip kremleniyorum. odama kapanıyorum, gök gürüldüyor, akşam oldu, tatil bitti, artık uyuyabilirim. uyuyabilirsem. kafam çok karışık tanrım, bugün beni dikkate alma.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;gül reçeli olduğumu zannediyorum. gözlerim yanıyor, yutkunamıyorum. gül reçelleri ne çileliymiş meğer. bir kavanozdaymışım, kaşık kaşık yiyor iki çocuk beni, gülüşüyorlar. uyanmak istiyorum, uyanabilirsem. of.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:78%;"&gt;Fotoğraflar: Hich&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8805422722434663860-5958019676112267591?l=hich-antispace.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hich-antispace.blogspot.com/feeds/5958019676112267591/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8805422722434663860&amp;postID=5958019676112267591&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8805422722434663860/posts/default/5958019676112267591'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8805422722434663860/posts/default/5958019676112267591'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hich-antispace.blogspot.com/2009/04/scak-su-dolu-kuvet-yalnzlgm-alyor.html' title='reçel'/><author><name>Hich</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00535283720960988098</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_MSJQupltPNY/SY2N3r4UFbI/AAAAAAAAAJU/14j8fcaGszM/S220/pijama-dsgn01.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_MSJQupltPNY/SfBw6HK3ptI/AAAAAAAAANk/YXVBXc6mDgI/s72-c/banned17.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8805422722434663860.post-1404606598403732980</id><published>2009-03-19T14:23:00.001+02:00</published><updated>2009-03-19T17:10:25.726+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hiç'/><title type='text'>new species new paradigms?</title><content type='html'>&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Kavramlardan korkma ama&lt;/span&gt;, içimdeki erkek entellektüel, metroseksüel homoseksüellerden hoşlanıyor. Hani taşkınlık yapmayan,  bakımlı, akıllı, ağızları laf yapan, erkek gibi görünen, omuzlarını kadın gibi geriye atıp, ağızlarını kocaman açarak gülenler... "Smart", güzel yüzlü, ya da çekici bakışlı, kadına mı erkeğe mi hitap ettiği belli olmayan, naif, tedirgin ruhlu, zaman bağımsız düşünebilenler... Bunların hareketlerini modelleyebilecek kadar beğeniyorum... Sayelerinde sadece histerik çığlıklar atmak, saç savurmak, kaş almak, çirkin vücutlarını kendilerine has giysileriyle teşhir etmek gibi konularda göz çıkarıp, kulak tırmalayan "radikal ısrarcı" gay'lerin bünyemde oluşturduğu urumsu homofobiyi bile yendim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Foucault eşcinselliğin bir mertebe, bir "tür" olduğunu savunurken* haklıysa, bahsi geçen bu yeni tür de,  "odd" kabul edilen zamane kadınlarının beğenisine sunulmak üzere tasarlanmış yeni bir üst sürüm, yeni bir insan modeli, bir çeşit android prototipi olabilir mi? Eğer böyleyse, pratikte bu beğeninin bir sonuca varamayacak oluşu o kadınları "zaten yoktular" mı yapar yoksa zaten 'olmuş' mu?... Ya da mantık her beğeninin bir sonuca düğümlenmesi ile ilgilenir mi; beğeni empirik bir deneyim olarak kalsa değerinden bir şey kaybeder mi? Ya da ben artık  avam ağzıyla, kısaca " erkek olsam erkeklerden hoşlanırmışım" deyip üstelemesem mi? &lt;span style="font-style: italic;"&gt;(sorulardan kork)&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_MSJQupltPNY/ScJdNVJqLrI/AAAAAAAAAMM/CX_yRKEcbrA/s1600-h/Foucault.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 232px; height: 294px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_MSJQupltPNY/ScJdNVJqLrI/AAAAAAAAAMM/CX_yRKEcbrA/s320/Foucault.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5314912993847946930" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;*: 20. yy filozofu Foucault "History of Sexuality" isimli kitabın 3. cildinde şu ifadeyi kulanır : &lt;span style="font-style: italic;"&gt;"Homosexuality appears as one of the forms of sexuality when it was transposed from the practice of sodomy onto a kind of interior androgyny, a hermaphroditism of the soul. The sodomite had been a temporary aberration; the homosexual was now a species."&lt;/span&gt; &lt;span style="font-style: italic;"&gt; (Homoseksüellik, bir çeşit iç androjenliğin, ruhun bir hermafrodizmasının, oğlancılık uygulamalarıyla yer değiştirdiğinde cinselliğin bir biçimi olarak ortaya çıkar)&lt;/span&gt; Buradaki ruhun hermafrodit (iki cinsli) oluşu vurgusunun yanısıra, Foucault kitapta eşcinsellerin artık, kendisini sapkın kabul eden tıp kitaplarında dahi tanımlandığı şekliyle "bir canlı türü" haline geldiğini savunur.&lt;/span&gt; &lt;span style="font-size:85%;"&gt;Kendisinin de gizli bir eşcinsel&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt; olduğu bilinmektedir.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Michel Faucault (1926-1984)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8805422722434663860-1404606598403732980?l=hich-antispace.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hich-antispace.blogspot.com/feeds/1404606598403732980/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8805422722434663860&amp;postID=1404606598403732980&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8805422722434663860/posts/default/1404606598403732980'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8805422722434663860/posts/default/1404606598403732980'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hich-antispace.blogspot.com/2009/03/new-species-new-paradigms.html' title='new species new paradigms?'/><author><name>Hich</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00535283720960988098</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_MSJQupltPNY/SY2N3r4UFbI/AAAAAAAAAJU/14j8fcaGszM/S220/pijama-dsgn01.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_MSJQupltPNY/ScJdNVJqLrI/AAAAAAAAAMM/CX_yRKEcbrA/s72-c/Foucault.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8805422722434663860.post-7612139159873329514</id><published>2009-03-17T11:52:00.000+02:00</published><updated>2009-03-17T12:21:10.560+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bulantı'/><title type='text'>alıntı</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_MSJQupltPNY/Sb95K2aPjPI/AAAAAAAAAME/-EznktEkS3Q/s1600-h/donkeys1.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 205px; height: 153px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_MSJQupltPNY/Sb95K2aPjPI/AAAAAAAAAME/-EznktEkS3Q/s320/donkeys1.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5314099312631713010" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;&lt;br /&gt;"Dünyanın her tarafında aptal köylüler hükümdarlarını tahtlarında oturtuyorlar, devlet adamlarına ün, generallere bitmeyen zaferler kazandırıyorlar. Bütün bunları cehaletten, aldırmazlıktan, geri zekalı bir kinle yapıyor, kollarının gücüyle dünyayı yerinden oynatıyor, Tanrı, kral yada borsa adına kafalarını birbirlerine tokuşturuyorlar. Bunlar, akıllarını parlak kuklaların eline teslim eden ve bazı oyuncakları onun kesesinde yaşamaya ikna eden ölümsüz, düş gören umutsuz eşeklerdir."&lt;/span&gt; - Stephan Crane (1871-1900)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8805422722434663860-7612139159873329514?l=hich-antispace.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hich-antispace.blogspot.com/feeds/7612139159873329514/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8805422722434663860&amp;postID=7612139159873329514&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8805422722434663860/posts/default/7612139159873329514'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8805422722434663860/posts/default/7612139159873329514'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hich-antispace.blogspot.com/2009/03/dunyann-her-tarafnda-aptal-koyluler.html' title='alıntı'/><author><name>Hich</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00535283720960988098</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_MSJQupltPNY/SY2N3r4UFbI/AAAAAAAAAJU/14j8fcaGszM/S220/pijama-dsgn01.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_MSJQupltPNY/Sb95K2aPjPI/AAAAAAAAAME/-EznktEkS3Q/s72-c/donkeys1.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8805422722434663860.post-2171576999871732766</id><published>2009-03-05T14:04:00.000+02:00</published><updated>2009-03-05T14:15:51.909+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Movie'/><title type='text'>zeitgeist</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://www.zeitgeistmovie.com/"&gt;&lt;img style="cursor: pointer; width: 188px; height: 155px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_MSJQupltPNY/Sa_AqlpUHaI/AAAAAAAAAK8/_lhGUIWLEKM/s320/zeitgeist.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5309674323585539490" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;hala izlemeyen varsa izlesin:&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 255, 0);"&gt; &lt;/span&gt;&lt;span style="font-weight: bold; color: rgb(255, 255, 255);font-size:180%;" &gt;&lt;a href="http://video.google.com/videoplay?docid=-7820609461033241987&amp;amp;ei=mr-vSeCTIMHD-Aam84mIDw&amp;amp;q=zeitgeist+turkish"&gt;1&lt;/a&gt;&lt;/span&gt; (the movie)&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 255, 255);font-size:180%;" &gt;&lt;a style="font-weight: bold;" href="http://video.google.com/videoplay?docid=-3127984250073808259&amp;amp;ei=mr-vSeCTIMHD-Aam84mIDw&amp;amp;q=zeitgeist+turkish"&gt;2&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 255, 255);"&gt; &lt;/span&gt;(addendum)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Carl Sagan ve Bill Hicks'e bu gezegene verdikleri zahmetler için teşekkürler.&lt;br /&gt;Peter Joseph sana da...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8805422722434663860-2171576999871732766?l=hich-antispace.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hich-antispace.blogspot.com/feeds/2171576999871732766/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8805422722434663860&amp;postID=2171576999871732766&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8805422722434663860/posts/default/2171576999871732766'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8805422722434663860/posts/default/2171576999871732766'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hich-antispace.blogspot.com/2009/03/zeitgeist.html' title='zeitgeist'/><author><name>Hich</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00535283720960988098</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_MSJQupltPNY/SY2N3r4UFbI/AAAAAAAAAJU/14j8fcaGszM/S220/pijama-dsgn01.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_MSJQupltPNY/Sa_AqlpUHaI/AAAAAAAAAK8/_lhGUIWLEKM/s72-c/zeitgeist.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8805422722434663860.post-553190310624933618</id><published>2009-02-19T01:19:00.000+02:00</published><updated>2009-02-19T02:03:19.131+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bulantı'/><title type='text'>hellevean</title><content type='html'>Herkes karanlıktan doğar. Bazıları deliğini görür, ad koyar, sever okşar, büyütür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bazıları da deliğinden korkar; yutulmaktan, kaybolmaktan. Sanki kayıptan, gaipten, delikten, oradan gelmemiş gibi yaparlar. Kendisi gibileri bulur,  sırtlarını birbirlerine yaslar, halka olup, eğlenirler. Bunların beyni ve ağzı kronik aykırılık semptomu ile uyumsuzluk içinde gelişmiştir, beyin ağzın her söylediğinin mutlaka tersini yaptırır. Soru işaretlerinden ödleri patlar. Evrenlerimizin merak ettiğimiz kadar genişlediğini unutur, sormaktan fellik fellik kaçarlar. Entropik varlıklardır, delikleri büyürken kendileri daralır. Tersine işleyen evrim mahsulüdür, kaosun güzel çiçekleridir onlar, taneciği yeni sonlara ve yeni başlangıçlara taşırlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oysa kara deliğini nüfusuna geçirenler böyle midir? Onları &lt;span style="font-style: italic;"&gt;kötü&lt;/span&gt; son bekler; maddeleri içine çöker ve evrenin pırıltıları arasında, ölü, gri bir nokta olurlar. Onlar evrenin sonlandırıcılarıdır ve onlar patlamanın öncesidir, hiçtir. (onlar tanrının sürmeli gözleri ve şeytanın afilli kuyruğudur. cennetin yalakları ve cehennemin or.spuları artık onlarındır, huraay!)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_MSJQupltPNY/SZydoB4mtfI/AAAAAAAAAKE/KdUiW2SQaDU/s1600-h/galaxies21.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 320px; height: 235px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_MSJQupltPNY/SZydoB4mtfI/AAAAAAAAAKE/KdUiW2SQaDU/s320/galaxies21.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5304287772161783282" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;H.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8805422722434663860-553190310624933618?l=hich-antispace.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hich-antispace.blogspot.com/feeds/553190310624933618/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8805422722434663860&amp;postID=553190310624933618&amp;isPopup=true' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8805422722434663860/posts/default/553190310624933618'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8805422722434663860/posts/default/553190310624933618'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hich-antispace.blogspot.com/2009/02/herkes-karanlktan-dogar.html' title='hellevean'/><author><name>Hich</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00535283720960988098</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_MSJQupltPNY/SY2N3r4UFbI/AAAAAAAAAJU/14j8fcaGszM/S220/pijama-dsgn01.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_MSJQupltPNY/SZydoB4mtfI/AAAAAAAAAKE/KdUiW2SQaDU/s72-c/galaxies21.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8805422722434663860.post-3537741946957454033</id><published>2009-02-19T00:45:00.000+02:00</published><updated>2009-02-19T02:00:50.400+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kısa hikaye'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bulantı'/><title type='text'>yüzümdeki çamur belki kurur ve dökülür, maske düşer...</title><content type='html'>&lt;meta name="ProgId" content="Word.Document"&gt;&lt;meta name="Generator" content="Microsoft Word 12"&gt;&lt;meta name="Originator" content="Microsoft Word 12"&gt;&lt;link style="color: rgb(204, 204, 204); font-family: arial;" rel="File-List" href="file:///C:%5CUsers%5CEsra%5CAppData%5CLocal%5CTemp%5Cmsohtmlclip1%5C01%5Cclip_filelist.xml"&gt;&lt;link style="color: rgb(204, 204, 204); font-family: arial;" rel="themeData" href="file:///C:%5CUsers%5CEsra%5CAppData%5CLocal%5CTemp%5Cmsohtmlclip1%5C01%5Cclip_themedata.thmx"&gt;&lt;link style="color: rgb(204, 204, 204); font-family: arial;" rel="colorSchemeMapping" href="file:///C:%5CUsers%5CEsra%5CAppData%5CLocal%5CTemp%5Cmsohtmlclip1%5C01%5Cclip_colorschememapping.xml"&gt;&lt;!--[if gte mso 9]&gt;&lt;xml&gt;  &lt;w:worddocument&gt;   &lt;w:view&gt;Normal&lt;/w:View&gt;   &lt;w:zoom&gt;0&lt;/w:Zoom&gt;   &lt;w:trackmoves/&gt;   &lt;w:trackformatting/&gt;   &lt;w:hyphenationzone&gt;21&lt;/w:HyphenationZone&gt;   &lt;w:punctuationkerning/&gt;   &lt;w:validateagainstschemas/&gt;   &lt;w:saveifxmlinvalid&gt;false&lt;/w:SaveIfXMLInvalid&gt;   &lt;w:ignoremixedcontent&gt;false&lt;/w:IgnoreMixedContent&gt;   &lt;w:alwaysshowplaceholdertext&gt;false&lt;/w:AlwaysShowPlaceholderText&gt;   &lt;w:donotpromoteqf/&gt;   &lt;w:lidthemeother&gt;TR&lt;/w:LidThemeOther&gt;   &lt;w:lidthemeasian&gt;X-NONE&lt;/w:LidThemeAsian&gt;   &lt;w:lidthemecomplexscript&gt;X-NONE&lt;/w:LidThemeComplexScript&gt;   &lt;w:compatibility&gt;    &lt;w:breakwrappedtables/&gt;    &lt;w:snaptogridincell/&gt;    &lt;w:wraptextwithpunct/&gt;    &lt;w:useasianbreakrules/&gt;    &lt;w:dontgrowautofit/&gt;    &lt;w:splitpgbreakandparamark/&gt;    &lt;w:dontvertaligncellwithsp/&gt;    &lt;w:dontbreakconstrainedforcedtables/&gt;    &lt;w:dontvertalignintxbx/&gt;    &lt;w:word11kerningpairs/&gt;    &lt;w:cachedcolbalance/&gt;   &lt;/w:Compatibility&gt;   &lt;w:browserlevel&gt;MicrosoftInternetExplorer4&lt;/w:BrowserLevel&gt;   &lt;m:mathpr&gt;    &lt;m:mathfont val="Cambria Math"&gt;    &lt;m:brkbin val="before"&gt;    &lt;m:brkbinsub val="&amp;#45;-"&gt;    &lt;m:smallfrac val="off"&gt;    &lt;m:dispdef/&gt;    &lt;m:lmargin val="0"&gt;    &lt;m:rmargin val="0"&gt;    &lt;m:defjc val="centerGroup"&gt;    &lt;m:wrapindent val="1440"&gt;    &lt;m:intlim val="subSup"&gt;    &lt;m:narylim val="undOvr"&gt;   &lt;/m:mathPr&gt;&lt;/w:WordDocument&gt; &lt;/xml&gt;&lt;![endif]--&gt;&lt;!--[if gte mso 9]&gt;&lt;xml&gt;  &lt;w:latentstyles deflockedstate="false" defunhidewhenused="true" defsemihidden="true" defqformat="false" defpriority="99" latentstylecount="267"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="0" semihidden="false" unhidewhenused="false" qformat="true" name="Normal"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="9" semihidden="false" unhidewhenused="false" qformat="true" name="heading 1"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="9" qformat="true" name="heading 2"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="9" qformat="true" name="heading 3"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="9" qformat="true" name="heading 4"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="9" qformat="true" name="heading 5"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="9" qformat="true" name="heading 6"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="9" qformat="true" name="heading 7"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="9" qformat="true" name="heading 8"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="9" qformat="true" name="heading 9"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="39" name="toc 1"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="39" name="toc 2"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="39" name="toc 3"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="39" name="toc 4"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="39" name="toc 5"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="39" name="toc 6"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="39" name="toc 7"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="39" name="toc 8"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="39" name="toc 9"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="35" qformat="true" name="caption"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="10" semihidden="false" unhidewhenused="false" qformat="true" name="Title"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="1" name="Default Paragraph Font"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="11" semihidden="false" unhidewhenused="false" qformat="true" name="Subtitle"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="22" semihidden="false" unhidewhenused="false" qformat="true" name="Strong"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="20" semihidden="false" unhidewhenused="false" qformat="true" name="Emphasis"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="59" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Table Grid"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" unhidewhenused="false" name="Placeholder Text"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="1" semihidden="false" unhidewhenused="false" qformat="true" name="No Spacing"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="60" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Light Shading"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="61" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Light List"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="62" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Light Grid"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="63" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Medium Shading 1"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="64" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Medium Shading 2"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="65" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Medium List 1"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="66" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Medium List 2"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="67" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Medium Grid 1"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="68" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Medium Grid 2"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="69" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Medium Grid 3"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="70" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Dark List"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="71" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Colorful Shading"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="72" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Colorful List"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="73" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Colorful Grid"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="60" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Light Shading Accent 1"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="61" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Light List Accent 1"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="62" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Light Grid Accent 1"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="63" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Medium Shading 1 Accent 1"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="64" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Medium Shading 2 Accent 1"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="65" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Medium List 1 Accent 1"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" unhidewhenused="false" name="Revision"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="34" semihidden="false" unhidewhenused="false" qformat="true" name="List Paragraph"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="29" semihidden="false" unhidewhenused="false" qformat="true" name="Quote"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="30" semihidden="false" unhidewhenused="false" qformat="true" name="Intense Quote"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="66" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Medium List 2 Accent 1"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="67" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Medium Grid 1 Accent 1"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="68" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Medium Grid 2 Accent 1"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="69" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Medium Grid 3 Accent 1"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="70" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Dark List Accent 1"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="71" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Colorful Shading Accent 1"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="72" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Colorful List Accent 1"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="73" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Colorful Grid Accent 1"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="60" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Light Shading Accent 2"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="61" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Light List Accent 2"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="62" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Light Grid Accent 2"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="63" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Medium Shading 1 Accent 2"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="64" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Medium Shading 2 Accent 2"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="65" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Medium List 1 Accent 2"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="66" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Medium List 2 Accent 2"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="67" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Medium Grid 1 Accent 2"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="68" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Medium Grid 2 Accent 2"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="69" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Medium Grid 3 Accent 2"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="70" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Dark List Accent 2"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="71" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Colorful Shading Accent 2"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="72" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Colorful List Accent 2"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="73" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Colorful Grid Accent 2"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="60" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Light Shading Accent 3"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="61" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Light List Accent 3"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="62" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Light Grid Accent 3"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="63" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Medium Shading 1 Accent 3"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="64" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Medium Shading 2 Accent 3"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="65" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Medium List 1 Accent 3"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="66" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Medium List 2 Accent 3"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="67" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Medium Grid 1 Accent 3"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="68" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Medium Grid 2 Accent 3"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="69" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Medium Grid 3 Accent 3"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="70" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Dark List Accent 3"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="71" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Colorful Shading Accent 3"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="72" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Colorful List Accent 3"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="73" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Colorful Grid Accent 3"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="60" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Light Shading Accent 4"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="61" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Light List Accent 4"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="62" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Light Grid Accent 4"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="63" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Medium Shading 1 Accent 4"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="64" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Medium Shading 2 Accent 4"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="65" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Medium List 1 Accent 4"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="66" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Medium List 2 Accent 4"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="67" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Medium Grid 1 Accent 4"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="68" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Medium Grid 2 Accent 4"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="69" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Medium Grid 3 Accent 4"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="70" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Dark List Accent 4"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="71" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Colorful Shading Accent 4"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="72" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Colorful List Accent 4"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="73" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Colorful Grid Accent 4"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="60" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Light Shading Accent 5"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="61" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Light List Accent 5"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="62" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Light Grid Accent 5"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="63" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Medium Shading 1 Accent 5"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="64" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Medium Shading 2 Accent 5"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="65" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Medium List 1 Accent 5"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="66" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Medium List 2 Accent 5"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="67" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Medium Grid 1 Accent 5"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="68" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Medium Grid 2 Accent 5"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="69" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Medium Grid 3 Accent 5"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="70" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Dark List Accent 5"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="71" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Colorful Shading Accent 5"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="72" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Colorful List Accent 5"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="73" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Colorful Grid Accent 5"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="60" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Light Shading Accent 6"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="61" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Light List Accent 6"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="62" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Light Grid Accent 6"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="63" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Medium Shading 1 Accent 6"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="64" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Medium Shading 2 Accent 6"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="65" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Medium List 1 Accent 6"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="66" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Medium List 2 Accent 6"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="67" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Medium Grid 1 Accent 6"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="68" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Medium Grid 2 Accent 6"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="69" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Medium Grid 3 Accent 6"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="70" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Dark List Accent 6"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="71" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Colorful Shading Accent 6"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="72" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Colorful List Accent 6"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="73" semihidden="false" unhidewhenused="false" name="Colorful Grid Accent 6"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="19" semihidden="false" unhidewhenused="false" qformat="true" name="Subtle Emphasis"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="21" semihidden="false" unhidewhenused="false" qformat="true" name="Intense Emphasis"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="31" semihidden="false" unhidewhenused="false" qformat="true" name="Subtle Reference"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="32" semihidden="false" unhidewhenused="false" qformat="true" name="Intense Reference"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="33" semihidden="false" unhidewhenused="false" qformat="true" name="Book Title"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="37" name="Bibliography"&gt;   &lt;w:lsdexception locked="false" priority="39" qformat="true" name="TOC Heading"&gt;  &lt;/w:LatentStyles&gt; &lt;/xml&gt;&lt;![endif]--&gt;&lt;style&gt; &lt;!--  /* Font Definitions */  @font-face 	{font-family:"Cambria Math"; 	panose-1:2 4 5 3 5 4 6 3 2 4; 	mso-font-charset:162; 	mso-generic-font-family:roman; 	mso-font-pitch:variable; 	mso-font-signature:-1610611985 1107304683 0 0 159 0;}  /* Style Definitions */  p.MsoNormal, li.MsoNormal, div.MsoNormal 	{mso-style-unhide:no; 	mso-style-qformat:yes; 	mso-style-parent:""; 	margin:0cm; 	margin-bottom:.0001pt; 	mso-pagination:widow-orphan; 	font-size:12.0pt; 	font-family:"Times New Roman","serif"; 	mso-fareast-font-family:"Times New Roman";} .MsoChpDefault 	{mso-style-type:export-only; 	mso-default-props:yes; 	font-size:10.0pt; 	mso-ansi-font-size:10.0pt; 	mso-bidi-font-size:10.0pt;} @page Section1 	{size:612.0pt 792.0pt; 	margin:70.85pt 70.85pt 70.85pt 70.85pt; 	mso-header-margin:35.4pt; 	mso-footer-margin:35.4pt; 	mso-paper-source:0;} div.Section1 	{page:Section1;} --&gt; &lt;/style&gt;&lt;!--[if gte mso 10]&gt; &lt;style&gt;  /* Style Definitions */  table.MsoNormalTable 	{mso-style-name:"Table Normal"; 	mso-tstyle-rowband-size:0; 	mso-tstyle-colband-size:0; 	mso-style-noshow:yes; 	mso-style-priority:99; 	mso-style-qformat:yes; 	mso-style-parent:""; 	mso-padding-alt:0cm 5.4pt 0cm 5.4pt; 	mso-para-margin:0cm; 	mso-para-margin-bottom:.0001pt; 	mso-pagination:widow-orphan; 	font-size:11.0pt; 	font-family:"Calibri","sans-serif"; 	mso-ascii-font-family:Calibri; 	mso-ascii-theme-font:minor-latin; 	mso-fareast-font-family:"Times New Roman"; 	mso-fareast-theme-font:minor-fareast; 	mso-hansi-font-family:Calibri; 	mso-hansi-theme-font:minor-latin; 	mso-bidi-font-family:"Times New Roman"; 	mso-bidi-theme-font:minor-bidi;} &lt;/style&gt; &lt;![endif]--&gt;  &lt;p  style="color: rgb(204, 204, 204);font-family:arial;" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Birinin karşısına dikilip “neden tabla gibi sesler çıkarmıyorsun?” diye sormak istiyorum. “Neden sesinin yağlanmamış kapı kadar tahammülü zor..?” “Sığ gerçeklerini dayatmasana ense köküme!” Sonra da yüzüne bakıp ona gerçek ile somut arasındaki ilişkiyi uzun uzun anlatmak gerek tabi:  “somut senin sandığın kadar güvenilir ve inanılası değildir, gerçek ise somut olmadan varlığını yansıtamaz… Dön arkanı şimdi ve somutlarını soyutla ve inanılabilirlik katsayılarını hesapla, ardından da katsayıları sıfır yap, sonuçları içine çek nefes senkronizasyonunda ve burnundan ver nefesleri ki birden bire harcamayasın…Şimdi sesine ton ver ve tüm gerçekleri mırıldan…. Ve şimdi hiç bana dönmeden yürü git, çünkü utanmış yüzünü onarmak istemiyorum”&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p  style="color: rgb(204, 204, 204);font-family:arial;" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p  style="color: rgb(204, 204, 204);font-family:arial;" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://regularjane.deviantart.com/art/Broken-Mirror-62398892"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 0pt 10px 10px; float: right; cursor: pointer; width: 150px; height: 150px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_MSJQupltPNY/SZySmc7yBrI/AAAAAAAAAJ8/abZcpKm51Dc/s320/Broken_Mirror_by_regularjane.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5304275650435221170" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p  style="color: rgb(204, 204, 204);font-family:arial;" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p  style="color: rgb(204, 204, 204);font-family:arial;" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Neden kendilerini unutur&lt;span style=""&gt;  &lt;/span&gt;da gelip benden uyum ve onay beklerler ki .. Birinin karşısına da dikilip “neden bu kadar kırılmış içindeki ayna?” diye sormak istiyorum? “Neden her bir ayna kırığına inanıp yüzlerce insan olduğunu düşünüyorsun? Sonra da ona bir boy aynası verip kendiyle karşılaştırmak gerek: “ al bunu, eve götür, gece yatmadan önce evire çevire oyna, ağlamaktan gözlerin sümükleşene kadar oyna, her gece oyna, iyileş, sağal… Şimdi git, bir daha da görüşmeyelim, çünkü utanmış yüzünü onarmak istemiyorum”&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p  style="color: rgb(204, 204, 204);font-family:arial;" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p  style="color: rgb(204, 204, 204);font-family:arial;" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p  style="color: rgb(204, 204, 204);font-family:arial;" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Birine de şunu sormak istiyorum, kim gelirse önüme ona; “tuhaflıkla çılgınlık aynı şey midir? Ya zayıflıkla kararsızlık? Peki ya, romandaki gibi, insan kokusu değmemiş bir mağaraya kapatsam şu kendimi, kendi kokuma sahip çıkmayı öğrenir miyim?” Sonra bir anda O anlatmaya başlıyor: “ Sesin rüzgarın ki kadar uzun çıkabilir mi? Bu sesi çıkarmak için yeterince nefes alabilir misin? Ya bu nefesi almaya yetecek ciğerin var mı? Ciğerinin yerini bana gösterebilir misin? Şimdi de burnunu göster.. Aferim.. Hadi şimdi de saçlarını tarayalım… Gel şöyle bir sarılayım sana… Tamam mı? Buldun mu yanıtlarını? Şimdi rüzgar kadar uzun bağırabilir misin?”&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p  style="color: rgb(204, 204, 204);font-family:arial;" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p  style="color: rgb(204, 204, 204);font-family:arial;" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;“Buldum…” dedim,  "yüzümün yumuşaklığını fark ettim dokununca"… Tekrar uzandım tarağa, tekrar başladım taramaya, sonra tekrar kollarımı göğsüme dolayıp sarıldım kendime… Ve ezberledim; “tek yanıt şefkat, tek yanıt şefkat, tek yanıt…” sonra bana döndü Ayna ve şöyle dedi “şimdi git, uzun bir süre bana bakma, çünkü utanmış yüzünü onarmak istemiyorum..”&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p  style="color: rgb(204, 204, 204);font-family:arial;" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p  style="color: rgb(204, 204, 204);font-family:arial;" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;    &lt;p  style="color: rgb(204, 204, 204);font-family:arial;" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p style="color: rgb(204, 204, 204); font-family: arial;" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;o:p&gt; &lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p style="color: rgb(204, 204, 204); font-family: arial;" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Güldüm, “hahaha!”... Bitmeyen ironi senfonisinin elleri buz gibi ama pırlanta gibi kalbi var… Aşağılık sol lobum ezik sağ lobuma 1 fark&lt;span style=""&gt;  &lt;/span&gt;attı bu gece” uykuya daldığımda rüya kahramanları fareler gibi kaçıştılar yüzümdeki ukala sırıtıştan....&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8805422722434663860-3537741946957454033?l=hich-antispace.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hich-antispace.blogspot.com/feeds/3537741946957454033/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8805422722434663860&amp;postID=3537741946957454033&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8805422722434663860/posts/default/3537741946957454033'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8805422722434663860/posts/default/3537741946957454033'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hich-antispace.blogspot.com/2009/02/yuzumdeki-camur-belki-kurur-ve-dokulur.html' title='yüzümdeki çamur belki kurur ve dökülür, maske düşer...'/><author><name>Hich</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00535283720960988098</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_MSJQupltPNY/SY2N3r4UFbI/AAAAAAAAAJU/14j8fcaGszM/S220/pijama-dsgn01.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_MSJQupltPNY/SZySmc7yBrI/AAAAAAAAAJ8/abZcpKm51Dc/s72-c/Broken_Mirror_by_regularjane.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8805422722434663860.post-7931623714145169946</id><published>2009-01-31T15:27:00.000+02:00</published><updated>2009-01-31T15:44:24.298+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Artist'/><title type='text'>Giger'in cenneti</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: center;"&gt;Yazdığım kısa hikayenin ardından Alien filminin ilham kaynağı İsveçli, Oscar ödülü ressam, heykeltraş ve tasarımcı H.R.Giger'ın bir videosunu izledim:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;object width="320" height="266" class="BLOG_video_class" id="BLOG_video-9e341ee193a9ca08" classid="clsid:D27CDB6E-AE6D-11cf-96B8-444553540000" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/get_player"&gt;&lt;param name="bgcolor" value="#FFFFFF"&gt;&lt;param name="allowfullscreen" value="true"&gt;&lt;param name="flashvars" value="flvurl=http://v13.nonxt6.googlevideo.com/videoplayback?id%3D9e341ee193a9ca08%26itag%3D5%26app%3Dblogger%26ip%3D0.0.0.0%26ipbits%3D0%26expire%3D1331278578%26sparams%3Did,itag,ip,ipbits,expire%26signature%3D5F53CE628D4F7ED30001AF8705F4BDAC4CB2D5C9.83B478FF3A0EB5F6DF79F2F13DA0DECF94100D6D%26key%3Dck1&amp;amp;iurl=http://video.google.com/ThumbnailServer2?app%3Dblogger%26contentid%3D9e341ee193a9ca08%26offsetms%3D5000%26itag%3Dw160%26sigh%3DvqD-015jlKrbSAXqewKho3hA8kk&amp;amp;autoplay=0&amp;amp;ps=blogger"&gt;&lt;embed src="http://www.youtube.com/get_player" type="application/x-shockwave-flash"width="320" height="266" bgcolor="#FFFFFF"flashvars="flvurl=http://v13.nonxt6.googlevideo.com/videoplayback?id%3D9e341ee193a9ca08%26itag%3D5%26app%3Dblogger%26ip%3D0.0.0.0%26ipbits%3D0%26expire%3D1331278578%26sparams%3Did,itag,ip,ipbits,expire%26signature%3D5F53CE628D4F7ED30001AF8705F4BDAC4CB2D5C9.83B478FF3A0EB5F6DF79F2F13DA0DECF94100D6D%26key%3Dck1&amp;iurl=http://video.google.com/ThumbnailServer2?app%3Dblogger%26contentid%3D9e341ee193a9ca08%26offsetms%3D5000%26itag%3Dw160%26sigh%3DvqD-015jlKrbSAXqewKho3hA8kk&amp;autoplay=0&amp;ps=blogger"allowFullScreen="true" /&gt;&lt;/object&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_MSJQupltPNY/SYRUxImCfrI/AAAAAAAAAHc/7iHfLGIrSTc/s1600-h/alien2.jpg"&gt;&lt;img style="cursor: pointer; width: 184px; height: 295px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_MSJQupltPNY/SYRUxImCfrI/AAAAAAAAAHc/7iHfLGIrSTc/s320/alien2.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5297452264791899826" border="0" /&gt;&lt;/a&gt; &lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_MSJQupltPNY/SYRU2GpUXeI/AAAAAAAAAHk/Vtjp3SW8rbk/s1600-h/alien3.jpg"&gt;&lt;img style="cursor: pointer; width: 239px; height: 296px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_MSJQupltPNY/SYRU2GpUXeI/AAAAAAAAAHk/Vtjp3SW8rbk/s320/alien3.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5297452350168128994" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_MSJQupltPNY/SYRULvLSWgI/AAAAAAAAAHM/IUvsqkazTZ8/s1600-h/Biomechanoid_I_No_252.jpg"&gt;&lt;img style="cursor: pointer; width: 149px; height: 211px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_MSJQupltPNY/SYRULvLSWgI/AAAAAAAAAHM/IUvsqkazTZ8/s320/Biomechanoid_I_No_252.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5297451622313646594" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_MSJQupltPNY/SYRUGKes_LI/AAAAAAAAAHE/DhsP6D7nrbE/s1600-h/Biomechanoid_I_No_252.jpg"&gt;  &lt;/a&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_MSJQupltPNY/SYRUnlLv1YI/AAAAAAAAAHU/xMTacfCh9Vc/s1600-h/205-LandscapeXII.jpg"&gt;&lt;img style="cursor: pointer; width: 291px; height: 218px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_MSJQupltPNY/SYRUnlLv1YI/AAAAAAAAAHU/xMTacfCh9Vc/s320/205-LandscapeXII.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5297452100667561346" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Daha fazlası için &lt;a href="http://www.hrgigermuseum.com/"&gt;buraya&lt;/a&gt; bak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8805422722434663860-7931623714145169946?l=hich-antispace.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='enclosure' type='video/mp4' href='http://www.blogger.com/video-play.mp4?contentId=9e341ee193a9ca08&amp;type=video%2Fmp4' length='0'/><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hich-antispace.blogspot.com/feeds/7931623714145169946/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8805422722434663860&amp;postID=7931623714145169946&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8805422722434663860/posts/default/7931623714145169946'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8805422722434663860/posts/default/7931623714145169946'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hich-antispace.blogspot.com/2009/01/gigerin-cenneti.html' title='Giger&apos;in cenneti'/><author><name>Hich</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00535283720960988098</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_MSJQupltPNY/SY2N3r4UFbI/AAAAAAAAAJU/14j8fcaGszM/S220/pijama-dsgn01.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_MSJQupltPNY/SYRUxImCfrI/AAAAAAAAAHc/7iHfLGIrSTc/s72-c/alien2.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8805422722434663860.post-1414152414991105392</id><published>2009-01-30T17:18:00.000+02:00</published><updated>2009-01-30T17:19:17.163+02:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_MSJQupltPNY/SYMaZXjw_qI/AAAAAAAAAGs/p-wmAG0C53U/s1600-h/dsgn09.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 320px; height: 226px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_MSJQupltPNY/SYMaZXjw_qI/AAAAAAAAAGs/p-wmAG0C53U/s320/dsgn09.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5297106609840914082" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8805422722434663860-1414152414991105392?l=hich-antispace.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hich-antispace.blogspot.com/feeds/1414152414991105392/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8805422722434663860&amp;postID=1414152414991105392&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8805422722434663860/posts/default/1414152414991105392'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8805422722434663860/posts/default/1414152414991105392'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hich-antispace.blogspot.com/2009/01/blog-post.html' title=''/><author><name>Hich</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00535283720960988098</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_MSJQupltPNY/SY2N3r4UFbI/AAAAAAAAAJU/14j8fcaGszM/S220/pijama-dsgn01.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_MSJQupltPNY/SYMaZXjw_qI/AAAAAAAAAGs/p-wmAG0C53U/s72-c/dsgn09.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8805422722434663860.post-3064193094633433309</id><published>2009-01-28T17:24:00.000+02:00</published><updated>2009-03-05T14:19:07.133+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kısa hikaye'/><title type='text'>Hafızasız</title><content type='html'>Hafızasız’ın içinde genç şeytanların oyun parkı var. Ciğerinin tam ortasındaki balonda çığlıkla karışık kahkahalar atıyor, zıplıyor, fırıl fırıl dönüyorlar... İsimleri de kadim çukurun dibinden; Hakkaniyet, Doğru, Tolerans... Hafızasız nicedir bunların kölesi; ona her dediklerini yaptırıyorlar...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;I.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Bir gün, yalnız, karanlık ve havasız bir evde, Hafızasız kadim bulutların üzerinden birinin eğitimsiz ama güçlü sesiyle uyanmıştı. Kendisine Erdem denmesinden hoşlanan bu ihtiyar adam büyük babasıydı ve her zamanki gibi içrek ve titrek bir ağıt yakmaktaydı. Öyle çok ağlıyor, öyle üzgündü ve kadim bulutların üzerinden gelen öyle gerçek mutsuzlukları vardı ki Hafızasız Erdem'e dokunmaya kalkışmıştı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte tam o anda Hafızasız düştü. Hem de öyle bir yuvarlandı ki bulutların üzerinden, düştüğünde kalbi bir miktar sağa doğru yer değiştirmişti; göğüs kemiğinin azıcık soluna.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kovulmuştu. Nedenini sormadı, çünkü biliyordu; Cennetin gerçeklerini görememeye başlamıştı bir süredir. Bir süredir Sevgi denen kadının kılık değiştirmiş histerik bir fahişe olduğunu düşünüyordu, bazı kanıtları da vardı üstelik. Mesela bir keresinde bu Sevgi'yi aynı anda bir kalbin üzerinde aynı cinsten iki ayrı kişi için zıplarken görmüştü. Bir seferinde de konuşturduğu bir vücudun ağzından kalbe ok gibi saplanan cinsten laflar söyletmişti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hafızasızın Sevgi'den başka bir de İnanç adlı beyefendi hakkında da şüpheleri vardı. Bu beyefendi Hafızasıza göre İnat denen meşum üvey kardeşiyle işbirliği içindeydi ve üstelik Korku Anonim A.Ş.'den kabuslar, karabasanlar gördürten eşantiyon bilgiler dağıtıyordu Dünya insanlarına.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnanç efendinin insanlar arasında bu kadar çok tutulmasının nedeninin Korku ailesi mensuplarından ve kadim çukurun dibine yollanmaktan kendilerini koruyacağına dair verdiği taahhüt olduğuna dair söylentiler dolaşmaktaydı. Hafızasız bu söylentilerin doğru olduğunu seziyor, yakınlarının İnanç efendi ile geceleri buluşup, dertleştiklerini, İnanç'ın da onları teselli ettiğini ve ne yaparlarsa yapsınlar, onun adını verirlerse, kimseden bir zarar görmeyeceklerine dair yeminler ettiğini işitiyordu. Öyle de oluyordu. Şu günlerde kimin canı kötülük yapmak istese; mesela birini azarlamak ya da iftira atmak, hatta çalıp çırpmak istese, İnanç'ın parmağını havaya kaldırıyor, kendilerinin İnanç'a ters bir şey yapmadıklarını söylüyor, herkes de başlarını sallayarak onları onaylıyor, affediyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hafızasız fark ettiği bunun gibi bazı olayları kendine saklardı aslında. Ta ki o gün, büyükbabası Erdem'in günlük ağıtında avutucu olmak isteyene kadar. Erdem'in gazabıyla Cennetten kovulan Hafızasız, Cehennemin dibini boyladığında, ilk önce gözlerini fincan kadar açıp etrafa bakındı. Daha sonradan keşfedecekleri ve tanışacaklarından bihaber yalnızlığına lanet okuyup yere tükürdü.&lt;a style="font-family: courier new; color: rgb(0, 0, 0);" onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://shadowgirl.deviantart.com/art/This-Old-Tree-49041638"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 0pt 10px 10px; float: right; cursor: pointer; width: 188px; height: 246px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_MSJQupltPNY/SYHRgV0PntI/AAAAAAAAAGM/hj5nQ7i08AA/s320/This_Old_Tree_by_shadowgirl.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5296744990306705106" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biraz yürüdükten sonra da dev bir ağaç buldu. Buna üç beş kısa ve küt dalı olan bir kütük demek daha doğru olur. Ama kovuğu -hakkını vermek lazım- içine iki kişinin rahatça uzanacağı kadar genişti. Hafızasız orada 3 gün 3 gece uyudu. Uyandığında kalbi hala biraz sağdaydı, ama yine de kendini iyi hissetti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Karşısındaki açıklıkta uzanan Açlık Tepesi'ni aşmak üzere yolu koyuldu. Pek de yüksek olmayan tepenin üzerinde çeşitli meyve ağaçları ile böğürtlen çalıları vardı. Hafızasız iki elma ve birkaç böğürtlen yedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tepeye tırmandığında gökyüzü parçalı bulutluydu, biraz da sis vardı. Aşağıda gördüğü manzaradan hayretlere düştü. Yeryüzü, ta ufka kadar,  gümüş ve altın renklerinde kuleler ve yüksek yüksek binalar ile bezeliydi. Sanki tüm çukur arazi metalden yapılmıştı. Sayısız  uçan cismin üzerinde döndüğü hareketli bir şehirdi bu. Ufka yakın yerlerde ve bir de, devasa metal şehrin tam ortasındaki geniş meydanda ağaçlar ve değişik çiçeklerin seçilebildiği yeşil, mor ve sarı renkli alanlar vardı. Hava temizdi, çam kokuyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hafızasız heyecanını yendiğinde tepeden aşağıya koştu. Şehre "Yazarlar Köyü" yazan bir tabelanın bulunduğu bir yoldan geçerek giriliyordu. Yolun iki yanında uzanan bu büyük köyde öyle tuhaf bir enerji vardı ki bizimki köy yoldan ayrılana kadar gündüz düşleri gördü.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir süre daha yürüdü. Şehre iyice yaklaştığında birkaç kişi yanına geldi. Burası Cehennem olduğuna göre bunlar da şeytan olmalılardı. Hafızasız'a "gel bizimle" dediler. Parlak metal kaplamalı dev bir binaya soktular. Burası Genel İdare Binasıydı. Şeytanlar önde Hafızasız arkada parlak çelik kaplı oval bir asansörlerle Başkanın yanına çıkıldı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yanına vardıklarında Başkan Hafızasız'a bakıp " kadim çukura, Cehennem'e hoş geldin! Burası Mantık Bey ile İlham Hanımın çocuklarının ülkesidir" dedi ve yardımcılarına dönüp "kalbi yer değiştirmiş mi?" diye sordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Öyle görünüyor" dedi Başyardımcı, Hafızasızı iyice bir süzdükten sonra.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Başkan başını tamam der gibi salladı,  küçük bir kağıda ışıklar saçan bir damga bastı ve kağıdı uzattı "al" dedi, "pasaportun".&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;II.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Hafızasız Başkan'ın odasından ayrıldıktan sonra kendisinden hiç de farklı görünmeyen- iki kollu, iki bacaklı, iki kulak bir burunlu- şeytanların kendisine öğrettikleri ve tembihledikleri konuları düşüne düşüne şehirden ayrıldı. Geldiği noktaya, koca kütüğe doğru yürüdü.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yol uzun, hava da cehennem gibi sıcaktı. Neyse ki Çikolatacılar Köyü'nden geçerken, nefis karamelli pudingler yemişti, karnı tok sayılırdı. Dumancılar Mahallesi'nden aldığı kırmızı yapraklı tütünü de içerek Açlık tepesine ulaşmış, sonra bir çırpıda tepeyi aşıp,  dev kütüğe varmıştı.  Kovuğun içine uzanıp da uykuya dalmadan önce havayı içine çekti, şeytanları düşündü, ellerini yer değiştirmiş kalbinin üzerinde bağladı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uyandığında Dünya'ya, küçük, havasız evine geri dönmüştü. Büyükbabası bıraktığı eski koltukta ağlıyor ve bazı dualar mırıldanıyor, televizyonda bir kadın kıkırdayarak yemek tarifi veriyor, şapşal kedi uyukluyordu. Her şey aynıydı.  Yeniden başlamanın tam sırasıydı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hafızasız önce kendisine bir fincan çay yaptı, sonra da Erdem'e dönerek "bundan sonra benimle konuşma, seni sevmiyorum, çünkü ben bir şeytanım" dedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Afallayan yaşlı adam Hafızasız'ın suratına bakakaldı. Sonra da  çığlıklar attı, sorular sordu. Hiçbirine cevap alamadı. Çünkü Hafızasız henüz "Cennet'in kuralları olmadan nasıl yaşanılır ki" ya da "utanmayacak mısın Cehennemli olmaya"  gibi soruların cevabını bilemeyecek kadar acemi bir şeytandı. Büyükbaba en sonunda,   zaten böyle olacağını önceden bildiğini söyleyip, kendi kehanet becerilerinden bahsetti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Senden kokuyorum ben, Cehennem zebanisi!" demeyi de ihmal etmedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hafızasız "iyi" dedi, umursamadı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Umursayamazdı, çünkü artık buzun aslında su olduğunu biliyordu, hatta buhar olduğunu da. Bundan sonraki yaşamının nasıl olacağını da...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cennet’ten kovulmuştu, artık kötü bir şeytandı. Sevgi hanımla İnanç beyi hakir görüyor, halen sık sık gittiği Cehennemde geçirdiği günlerinden onlarsız -hem de nasıl- yaşanabileceğini hatırlıyor, Umut denen hayalperest deliyle ve İyilik adlı masal perisi ile artık hiç görüşmüyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Artık yeni dostları vardı. Şeytan dostları; insanlara istediklerini değil de ihtiyaçları olanı vermesini öğütleyen karakaşlı Hakkaniyet, İyilik teyzenin iyilerinin yanlış da olabildiğini anlatan çılgın dostu Doğru, Dünyanın eğlenmek için çıkılan bir yolculuk, bir oyun olduğunu hatırlatan güzel kız Neşe. Ve tabi başını gururla kaldırarak "bu oyunda güçlenmek için sesini değil anlayışını yükseltmelisin dostum" demeyi kendine vazife bilen Tolerans.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hafızasız, şimdi, göğsünün ortasında balon gibi atan kalbinin sesini dinleyerek, bir sonraki Cehennem yolculuğunu planlıyor. Gördüğü o güzel şehri, gerçeği pırıl pırıl gözlerinde taşıyan güzel şeytanları ve karamelli pudingi düşleyerek pasaportunu okşuyor.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8805422722434663860-3064193094633433309?l=hich-antispace.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hich-antispace.blogspot.com/feeds/3064193094633433309/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8805422722434663860&amp;postID=3064193094633433309&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8805422722434663860/posts/default/3064193094633433309'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8805422722434663860/posts/default/3064193094633433309'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hich-antispace.blogspot.com/2009/01/hafzasz.html' title='Hafızasız'/><author><name>Hich</name><uri>http://www.blogger.com/profile/00535283720960988098</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='26' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/_MSJQupltPNY/SY2N3r4UFbI/AAAAAAAAAJU/14j8fcaGszM/S220/pijama-dsgn01.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_MSJQupltPNY/SYHRgV0PntI/AAAAAAAAAGM/hj5nQ7i08AA/s72-c/This_Old_Tree_by_shadowgirl.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry></feed>
