Eine Geschichte

Ev basalım diyenlere, ne varsa Almanlarda var diyenlere, anarko nostalji sevenlere, 80lere, Berliner'e, Kreuzberg'e gelsin... Resme Tıklayın (slide-show)...
Duvar kalsa mıydı...?

Sosyolojiden fiziğe, psikolojiden felsefeye, matematikten edebiyata dünyanın dahilerini seri-üreten bir toplumu sığ(ır)laştırdılar ve uyuşturucu, kapitalizm ve utanca buladıkları bir "wasted german youth" yarattılar! Bir halkı bütün cevherleriyle çiğneyip tükürdüler.İnanıp savundukları herşeyden uzaklaştırdılar, beyinlerini yıkadılar, bayraklarından, kültürlerinden, mitlerinden, halklarından, kendilerinden utandırdılar. Savaş suçlusu gibi önlerine bakarak gezdi Alman gençliği onlarca yıl, bir futbol şampiyonasından daha önce asamadı kimse bayrağını penceresine. Hitler'i geri ödediler, zekalarını geri ödediler, farklarını geri ödediler. Durduruldular sonra satın alındılar. Savaş sonrasıydı, açtılar, sesleri çıkmadı, boyun eğdiler. Japonya'yı aldıkları gibi satın aldılar Alman'ın savaş günahlarını. İran'a yaptıkları gibi aklını zehirlediler; bu kez dinle değil, refah ve uyuşturucuyla.

Duvar yıkılmasaydı belki, insanlığın Doğu Almanya'dan tekrar yükseleceğini düşünebilirdi insan. Ama yıktılar.

Duvar yıkılınca, çocukluğunda Doğu Almanya'dan batıya göçmüş bir arkadaşım, esrarından koca bir nefes çekerek, Macaristan'a bile gittiğinde kendini daha fazla bulduğunu, oradaki dokuyla daha uyumlu olduğunu bugünün Almanyasıyla barışamadığını anlatıyordu. Mutsuzdu. Batıda doğup büyümüş diğerlerinden de farklı değildi. Çalışıyor, sevişiyor ve uyuşuyordu; bir manyağın 70 yıl önce yaptıklarının kendine biçilen ayıbını unutmaya çalışıyor, benim gibi yabancıların yanında bu "hatasından" dolayı özür diliyordu. Onun kanı, bir global suçluydu, Almandı. Utanmalıydı. Tıpkı eski başbakanları Willy Brandt gibi diz çökmeliydi önümde özür dileyerek. Güzelim dudaklarında kırmızı şarap izi arttıkça daha da efkarlanıyor, kimlik erozyonu gözümün önünde tek kelimeyle somutlaşıyordu. Nasıl da inandırmışlardı zavallıyı, onu ve tanıdığım diğer bütün Alman gençlerini... Nasıl da kendilerini suçlamaktaydılar.

Dayanamayıp sordum. Size okulda ne öğretiyorlar da hepiniz bu şekilde düşünüyorsunuz? Sonja cevap verdi " Hitler'den dolayı dünyaya bir özür borçluyuz"!

Yok ya!

Savaş sonrası Batı Almanya'yı üçe bölerek paylaşan Fransa, İngiltere ve Amerika, ağızlarında salyalarla kaynaklarınızı, sanayinizi ve "genius" halkınızı kullanırken suçlu değil de,  kira ödemek için can hıraş çalışan akşamları da uyuşmadan uyuyamayan siz gencecik zavallılar mı suçlusunuz? Soruyorum, anlamıyorlar. Beyinleri yıkanmış.

Bir başka gün bir başka yüksek kafalı gence denk geliyorum, boynuna o zamanın modası bir "poşu" bağlamış. Neden bir kürt aksesuarı kullanıyorsun diyorum. Hayır, moda bu, bende de var aynısından, merakım bilgiç duruşundan birşeyler çıkar mı düşüncesiyle geliyor. "Bu" diyor, "Usama Bin Ladin aksesuarı" Amerika'ya gününü gösterdi". "Hayır" diyorum, "aynı aksesuarı kürtler de takıyor, Türkiye'de savaş çıkarıyorlar" Çelişkiye ve düşüncesizliğin boyutlarına bakın ki Amerika'da savaş çıkardığı için "trend" gereği o poşuyu benimseyen genç benim kürt davasından dem vuruşumla hemen yön değiştiriyor: "Herkes savaş düşünürse asla barış gelmez. Onlarla savaşmayı kesmelisiniz"! Beyni yıkanmış işte, bu beylik cümle öğretilmiş, "savaş kötüdür". Az önce Amerika'yı bombaladığı için damarlarındaki anarşist kan modaya uymuş, şiddet ve savaşa meyletmiş ve bir sembolü boynuna bağlayıvermiş, ama gerçek, kan kokan bir savaşı anlattığımda ilkokul bilgileri hortluyor. "Savaşma, özür dilemek zorunda kalma"

Elbette savaşma. Hiç savaşma. Ama unutma ve farkında kal Almanya. Ülkeni bölüp yediler. Bütün orjinaliteni kaybettin. Oysa bak, dünyaya neler yapardın ; Copernicus, Kepler, Einstein, Röntgen, Alzheimer, Zeppelin,  Diesel, Siemens, Adi Dassler, L. Strauss, M.Luther, K. Marx, M. Planck, Kant, Schopenhauer, Goethe, Hesse, E.Fromm, Heideger, Adler, M.Weber, Nietzsche, V.Frankl, P.Drucker, Beethoven, Schubert, Bach, Wagner...  (Alman ırkı olarak- Avusturya, İsviçre dahil)

Benim esrik bir Alman hayranlığım yok. Alev Alatlı ne kadar Rusya hayranıysa ben de o kadar Almanya hayranıyım. Sadece düşündüm bugün: kontak lensten, atomaltı parçacıklara kadar her taşın altından bir Alman çıkar, zamanında düzeni de anarşizmi de onlardan öğrenirken, şimdi neredeler? Arkadaşlarım, kendilerine IKEA'dan ev kurmakla, çalışmak, uyuşmak ve susmakla, aileleri bahçelerini süslemekle, köpeklerini dolaştırmakla, baş-kaldırı damarlarından taşanlar, varlık gösteren tek "underground" oluşuma, neo-nazilere katılıp ülkedeki Türkleri kesmekle ve nihayetinde bu dev halk, birşeyler üretmekten ödleri koparcasına içi boş uğraşlarla oyalanmaktalar.

Bir Almanla kırılasım, çocuğunu doğurasım, sonra da onu boş beyniyle ülkesinin geri-dönüşümlü çöp tenekelerinden birine fırlatasım var. Plastik olana.

3 Comments:

  1. Özgür Ceren Can said...
    Bence herkesin dilinde Almanlara karşı hevesli bir kınama repliği, içinde örtük bir Alman hayranlığı vardır.
    Hich said...
    hıhı =) evet..
    varol döken said...
    deutschland über alles, ben buna inanırım!

Post a Comment




 

Blogger Template | Created by Adam Every